Cinsel İstismarda Ürküten Tablo

Cinsel İstismarda Ürküten Tablo

Çocuklara yönelik işlenen cinsel istismar suçu son yıllarda Dünya’nın, Türkiye’nin ve Antalya’nın kanayan yarası haline gelmiş durumda… Öyle ki ortaya çıkan istatistikler insanı ürperten ve kaygılandıran rakamları gözler önüne seriyor.

24 Ocak 2019 - 10:30 - Güncelleme: 29 Ocak 2019 - 11:15

HABER: ESRA KÖKSAL

İnsanlığın ulaştığı noktada çocuk istismarı gün be gün çığ gibi büyüyor. Dünyada ise son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 250 bin civarına ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan bilgilere göre ise cinsel suç mağduru çocuk sayısının 2245’ini İstanbul, 1141’ini İzmir, 1026’sını Bursa, 829’unu Ankara ve 540’ını ise Antalya oluşturuyor. Antalya cinsel istismar suçunun en çok işlendiği en büyük beşinci büyükşehir oluyor.

Anneler, babalar çocuklarını el bebek büyütürken, onlar çocuklarının en güzel anlarını en korkutucu halleriyle hatırlıyor. Parkta oyun oynaması gereken çocuklar küçücük bedenlerinde en ağır bedelleri taşıyor. Yaşadıkları travmalar hiçbir zaman unutulmuyor. Dayanıksız, korunmasız çocuklara karşı işlenen cinsel istimrar suçları çoğunlukla yakın çevreden oluşuyor. Çocuk istismarı kimi zaman ölümlerle de sonuçlanabiliyor. Hayatta kalmayı başaranlar ise travmaların etkisinden yıllar geçmesine rağmen kurtulamıyor. Bunlar arasında psikolojik sorunlar, takıntılar, depresyon, güvensizlik, kaygı, alt ıslatma gibi sorunlar yer alıyor. Cezalardan psikolojik desteğe, koruma ve bakımdan yaşanmış gerçek bir hikâyeye kadar derinlemesine araştırdığımız cinsel istismar tablosu ve daha fazlası…

Antalya 5’inci Büyükşehir

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sevtap Velipaşaoğlu cinsel istismarın istatistikî boyutlarını anlatırken rakamların ne kadar korkunç boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Dr. Velipaşaoğlu, “Ülkemizin adalet istatistiklerine göre 2015 yılı içinde 12689 çocuk cinsel suç mağduru olmuştur. Cinsel istismar mağduru çocukların 1478’i (%11,6) erkek, 11211’i (%88,4) kızdır. Bunların 686’sında öz anne-baba ya da kardeşler olaya dâhilken, 977’sinde akrabalar, 3227’sinde tanıdık biri şüpheli konumundadır. Çocukların cinsel suç mağduru olduğu olayların 1389’u yetiştirme yurdundayken meydana gelmiştir. Yaş dağılımlarına bakıldığında ise %17,6’sı 12 yaş altında, %22,9’u 12-14 yaş arasında ve %59,5’i 15-17 yaş arasındadır. Adli makamlara yansıyan bu olayların 9357’sinde çocuk yaşta bir kişi suçlu olarak olaya dâhildir. Cinsel istismarı uygulayan %29’unda akraba, %15’inde çocuğun tanıdığı biridir. Çocuk cinsel istismarı sıklığı ortaokul öğrencilerinde %6,4, liseli kızlarda %13,4, üniversite öğrencilerinde ise %28’dir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2014 yılında çocukların ticari cinsel sömürüsü ile ilgili 32 dava açılmıştır. Türkiye’yi temsil edecek şekilde farklı şehirlerdeki üniversite öğrencilerine uygulanan bir anket çalışmasında kızların %7,2’si, erkeklerin %8,7’si tensel temas ya da penetrasyon içeren bir cinsel istismara ilk 18 yaşlarında maruz kaldıklarını belirtmişlerdir. Başka bir çalışmada ise 7-18 yaş grubu çocuklarda cinsel istismara uğrama sıklığı %3 olarak bulunmuştur. Katılımcıların binde 5’inde ise son bir yıl içinde tensel temas ya da penetrasyon içeren bir cinsel istismar söz konusudur. Öte yandan yine Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2017 verilerine göre cinsel suç mağduru olan çocukların sayısına bakıldığında İstanbul 2245 sayısı ile başı çekerken, İzmir 1141, Bursa 1026, Ankara 829 ve Antalya ise 540 sayısı ile istismar suçunun en çok işlendiği beşinci büyükşehir oluyor” diyor.

Cinsel İstismar Suçunun Cezası Ne Kadar?

Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Serap Ertuğrul, çocuğa karşı işlenen cinsel istismar suçunun cezası ile ilgili konuştu. Bu bağlamda çocuğun on iki yaş altı ile on iki yaş üstü olması durumunda cezaların değiştiğine dikkat çeken Başkan Ertuğrul, “Çocuğun cinsel istismarı, TCK 103. Maddede; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış ve çocuğu cinsel yönden istismar eden kişinin, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, mağdurun on iki yaşını tamamlamış olması halinde verilecek cezanın istismar durumunda on yıldan, az olamayacağı kabul edilmiştir. Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda ise on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunacağı, mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek cezanın on sekiz yıldan az olamayacağı kabul edilmiştir. Çocuğa karşı işlenen cinsel istismar suçunun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi, üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan kişi ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesi veya kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi; ağırlaştırıcı neden sayılmış ve bu kişilerin daha da ağır şekilde cezalandırılması öngörülmüştür. Bu noktada, çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesinde anne-babalara düşen ilk ve en önemli görevin; çocuklarına "iyi dokunuş" ve "kötü dokunuş”u, "Bedeninin özel olduğunu, başkalarının bedenine dokunmasına izin vermemesini, birisi kendisine hoşlanmadığı bir şekilde dokunduğunda “dokunuşundan hoşlanmadığını” söylemesini ve engelleyemediği takdirde de bu durumu bir büyüğüne söylemesi gerektiğini, ona istemediği şekilde dokunan kişi ısrar etse bile böyle bir durumu kesinlikle "sır" olarak saklamamasını gerektiğini anlatmak olduğu unutulmamalıdır” diyor.

Çocukların Koruma Ve Bakımı

 

Çocuk istismarı maalesef ki günümüzün kanayan bir yarası haline geldi. İstismar mağduru çocukların koruma ve bakımını kurum olarak üstlenen Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdullah Çalışkan ise “İstismar mağduru çocuklarımızın koruma ve bakımı ile ilgili sorumluluğu biz yürütüyoruz. Mahkeme çocukla ilgili koruma ve bakım hususunda herhangi bir tedbir öngördüyse bizde o sorumluluğu yerine getiririz. Kurum avukatlarımız istismar vakalarında kamu olarak konuya müdahil olur. Bizim kurum olarak kız erkek fark etmeksizin çocuklara özel sadece bu alanda hizmet üreten çocuk destek merkezlerimiz var. İstismar mağduru çocuklarımız için destek merkezlerinde rehabilitasyon merkezlerimiz var. Psikologlarımız çocuklar için gerekli çalışmayı yaparlar. Çocuk belli bir süre rehabilitasyon merkezimizde destek görür. Çocuğun ailesi yanında kalması risk oluşturuyorsa, yani aile içi istismar vakasının yanı sıra ihmalden kaynaklanan bir istismar söz konusuysa mahkeme bu noktada kurum ve koruma bakım tedbirlerini öngördüğü takdirde bizde elimizden geleni yaparız” diye konuştu.

Çocuk Evleri Sitesi Ve Çocuk Evleri Hizmet Modeli

İstismar mağduru çocukların koruma ve bakımı için ise iki hizmet modeli bulunuyor. İl Müdürü Abdullah Çalışkan, istismar mağduru çocukların ailelerinden ayrı olsalar bile çocukların yaşadıkları evlerde aile ortamına en uygun şekilde hizmet verildiğini söylüyor. Çalışkan, “Çocuklarımızın bakımı için bakım hizmetimiz çocuk evleri sitesi ve çocuk evlerinden oluşuyor. Çocuk evleri sitesi 13-18 yaş çocukların hayatlarını sağlıklı idame ettirebilmeleri noktasında kurgulanmış olan kompleks sistem. Bu sistemin içinde 8 tane dubleks evimiz var. Her evin 10 çocuk kapasitesi var. Ve her evde vardiya usulü 24 saat çalışan 3 bakım personelimiz mevcut. Dolayısıyla çocuklarımız bu evlerde hayatlarını idame ettiriyorlar. Bunun dışında birde çocuk evlerimiz var. Burada 7-18 yaş grubu çocuklarımız için herhangi bir apartmanda, dairede, mahallede aile olarak karşımıza çıkabilir. Antalya’da 37 tane çocuk evimiz var. Çocuklarımız eğitimlerine de her çocuk gibi devam ediyor. Çocuğa bakabilecek aile dışında yakınları yok ise kurum bakımı son çaredir. Kurum bakımında 350’ye yakın çocuğumuz var. Çocuklar bize çok farklı travmalarla geliyorlar. Yani anne baba hayatta ama aile birlikteliğini kaybetmiş, alkol ve madde bağımlısı, madde satıcılığından içeride olan, annesi babası tarafından bir çocuğun gözleri önünde öldürülmüş bir travma olabiliyor. Bunlar kolay tamir edilebilir travmalar değil. Bu tür çocuklarımıza kamu oyundan daha fazla anlayış bekliyoruz. Onlara sırf insan oldukları için değer verelim. Onları toplumdan uzaklaştırmayalım, ötekileştirmeyelim” şeklinde konuşuyor.

 

Her 3 Çocuktan 1’i…

Çocuk İstismarıyla Mücadele ve Çocuk Haklarını Koruma Derneği'nin (ÇOCUKÇA) Başkanı Buğra Kaan Oğuz dünyada her 5 çocuktan 2'sinin fiziksel, duygusal ya da cinsel istismara uğradığını söylüyor. Cinsel istismar vakalarının ancak yüzde 15'inin adli mercilere intikal ettiğini söyleyen Başkan Oğuz, geri kalan vakaların üzerinin kapatıldığını iddia etti. Başkan Oğuz “Çocuk İstismarının önlenebilmesi topluma çocuk istismarının ne olduğunu, istismar mağduru çocuğun genelde durumu gizlediğini ve bizim onda bu durumu nasıl anlayabileceğimizi, çocuklarımızı bu iğrençlikten nasıl koruyabileceğimizi ve bunun nasıl önleneceğini anlatmamız, öğretmemiz gerekiyor. Bunu biz ÇocukÇa Derneği olarak elimizden geldiği kadar uzman kadromuzla ücretsiz seminerler vererek yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu zamana kadar maddi durumu yetersiz olan 42 ailenin de yanında olduk. Dernek olarak birçok ücretsiz davaları üstleniyoruz. Öte yandan Türkiye'nin her yerinden gelen talepleri geri çevirmemeye çalışıyoruz. Çocuk istismarı konusunda ülkemiz ne yazık ki dünyada üçüncü sırada. Türkiye Psikiyatri Derneği yaptığı araştırmada, ülkemizde istismara uğramış çocuk oranını yüzde 33 olarak tespit etti. Bu rakam her 3 çocuktan 1'i demektir. Dünyada ise son 10 yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 250 bin civarında. Antalyamız ise Türkiye'de 5’inci sıradadır” diye konuştu.

Çocuğun Psikolojik Durumu

İstismar mağduru çocukların yaşadığı en büyük sıkıntılardan biride yetişkinlik dönemlerine uzanan psikolojik sorunlar. Çocukluk evresinde cinsel istismar yaşamış yetişkinlerde görülen davranış bozukluklarının çeşitli takıntılardan depresyona, güven eksikliğinden panik atağa kadar birçok psikolojik probleme neden olabileceğine dikkat çeken Psikolog Simge Tuğcu ise çocukların yaşadığı sıkıntıları “Cinsel taciz travmatik etkileri en şiddetli olan olayların maalesef başında geliyor. Cinsel tacizin etkileri, yaşandığı yaş, tacizi yapanın yakınlık derecesi, tacizin tekrar sayısı ve uzunluğuna göre değişiyor. Cinsel taciz yaşamış bir çocuk veya ergenin ileride psikolojik sorun yaşamama ihtimali neredeyse yoktur. Psikolojik sorunlar çeşitli takıntılar, kronik depresyonlar, her türlü korku, fobi, kaygı, suçluluk hissetme halleri ve panik atak tarzında şiddeti ve bireyin günlük hayatında ki işlevselliğini etkileme derecesinde yüksek olabiliyor. Tabi çocukluğunda cinsel tacize uğramış birisi yaşadığı psikolojik sorunların ana nedenini yaşadığı taciz olayı olduğunu bazen algılayamayabiliyor. Yaşanan cinsel taciz olayları hem çocukluk hem de erişkinlik döneminde güvensizlik duygusu, aşırı bağımlılık, güven eksikliği, öfke nöbetleri, düşmanlık duyguları, cinsellikten soğuma ya da cinselliğe yoğun düşkünlük şeklinde maalesef çocuğun ve ergenin hayatında hâkim olabiliyor. Farklı yaşlarda farklı duygular ortaya çıkabiliyor. En ağır olan duygu ise suçluluk duygusudur. Günümüzde sadece kız çocukları değil, erkek çocukları ve hayvanlara da indirgenildi. Bununla beraber bu sorunları tamamen ortadan kaldırmak mümkün önemli olan bu tespiti belirleyerek gerekli çalışmaları yaparak mutlaka bir uzman desteği almak gereklidir” şeklinde anlatıyor.

“20 Yaşıma Kadar Altıma Islattım”

9 yaşındayken cinsel istismara maruz kalan ve Antalya’da yaşayan M.Ç. yaşadığı o korkunç olayı Akdeniz Bülten Haber Müdürü Esra Köksal’a anlattı. Arkadaşlarıyla oyun oynaması gereken yaşta derslerine yoğunlaşmak yerine okula gitmek istemeyen, yaşadığı travmayla yıllarca boğuşmak zorunda kalan ve küçücük bedeninde büyük acılar taşıyan M.Ç. yüreğinde açılan derin yaraların büyüdükçe azalmak yerine arttığına dikkat çekti. Şuan 42 yaşında olan M.Ç. 20 yaşına kadar altını ıslattığını ifade ederek yaşadıklarını “Cinsel istismar yaşadığımda ilkokul ikinci sınıftaydım. Öğretmenim beni çok seviyordu. Beni hep gözlerimden yanaklarımdan öperdi. Bir çocuk için öğretmeni tarafından sevilmek ne kadar güzel bir şeydir. İlkokul iki bittikten sonra ilkokul üçe geçtiğimde artık o öğretmen derslere girmiyordu ama benimle irtibatını kesmemişti. Farklı bir sınıfı okuturken bana boş derslerimde yanına gidebileceğimi söylüyordu. Kürsüde otururken bana hep sırtına bacaklarına masaj yaptırıyordu. O korkunç olayı yaşadığımda 9 yaşındaydım. Hiç yapmak istemediğim halde diyemiyordum. Bir gün yine masaj yaptırırken cinsel organını çıkardı ve bana onu tutturdu. Bana ‘ben trafik kazası geçirdim ondan böyle şişti’ dedi. Korktum ve koşarak uzaklaştım. Sınıfın arka tarafında olan lavaboya gittim. Ellerimi yıkadım, yıkadım. O olaydan sonra uzunca bir süre ellerimi yıkadım. O günden sonra okula ayaklarım geri geri gider olmuştum. Altıma ıslatmalarım çoğalmıştı. Aileme söyleyemedim ilk başta. Bana çok kızmalarından korktum. İçimdeki yara günden güne büyüyordu. Okul koridorlarında sürekli o öğretmenden saklanıyordum. Ya beni görürse, bir daha aynı şeyi yaparsa korkusu vardı. Annem bende bir tuhaflık olduğunu fark ediyordu. Çünkü öğretmenimden çok hızlı bir şekilde uzaklaşmıştım. Annem sormaya başladı öğretmeniniz ne yapıyor diye. İlk başta konuşmak istemedim sonra saatlerce ağlayarak anlattım. Bu olaydan sonra annemle sınıf arkadaşlarımın evine tek tek gittik. Annem gittiğimiz evlerde benim kızıma bunları yapmış, size yapan var mı? diye sordu. Kimi yüzümüze kapıyı kapattı, kimi itiraf etti. Toplamda annem sekiz öğrenci topladı ve şikâyetler doğrultusunda o öğretmen meslekten men edildi. Bu olaya da hiç sevinemedim çünkü içimde ya beni bulursa ya benim yanıma gelirse korkusu büyüdü durdu. Yıllar sonra büyüyüp yetişkin olduğumda bile facebook açıldığı dönemlerde ya beni bulursa korkusu vardı. Güvensizlik oluştu. Hep sığınılacak liman aradım. O olaydan bir yıl sonra bir akrabamız omzumdan öptüğünde tiksinti oluşmuştu. Bu olayı anneme anlattığımda o seni sevmiştir dedi. Bu sebeple anneme de güvensizliğim oluşmuştu. Neden beni korumadı? Beni öpmemeliydi diye düşünmüştüm. 11 yaşındayken otobüsün en arkasında otururken yanımda bir adam elini eteğimin altına sokmaya çalıştı. Elini sessizce ittim. Yaptığım şey sadece buydu. Bir çığlık atamıyordum. Hep bir dokunulma korkusu vardı. Şuan 42 yaşındayım. Çoğu zaman karanlıkta yalnız kalamıyorum, eve gelemiyorum, olduğum yerden kıpırdayamıyorum, her an dokunulacağım korkusuyla yaşıyorum” diye anlatıyor.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Fevzi ünver
    8 ay önce
    Ne yazıkki durum acı verici. Araştırma ve analizlerinizle önemli bir konuyu gündeme taşıdınız.
  • Gizem sözlük
    8 ay önce
    Gerçekten çok önemli bir konuya değinmişsiniz. İnşallah insan görünümlü hayvanlar çocuklarımıza istismarı bırakırlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Korkmaz:
Korkmaz: "Hata yaptık, sorumlusu benim"
Şoförlere öfke kontrolü semineri
Şoförlere öfke kontrolü semineri