Depreme hazırlıklı mıyız?

Depreme hazırlıklı mıyız?

Her yaşanan büyük depremin ardından ülkemizde depreme karşı mücadelede var olan eksiklikler gündeme gelir. Türkiye deprem kuşağında ve büyük depremlere yol açacak fay hatlarına, gelişen teknolojiye rağmen neden yeterince tedbir almaz sorusu ısrarla sorulur. İşte Antalya da yeni deprem haritalarında sınırları içinde barındırdığı fay hatları ile deprem riskinin fazla olduğu iller arasında, peki Antalya olası bir depreme hazır mı bu soruyu uzmanlara sorduk....

24 Ekim 2019 - 18:40 - Güncelleme: 12 Kasım 2019 - 10:31

Deprem hayatımızın bir gerçeği haline gelmiş durumda ve ülkemizde ve dünyada sık sık depremler meydana geliyor. Vatandaşların merak ettiği depremin şiddeti, derinliği gibi tüm bilgiler ise Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve İçişleri Bakanlığına bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD) tarafından paylaşılıyor. 17 Ağustos 1999 tarihi, ülkemizin afet yönetimi stratejisi için bir milat oldu. Afet yönetiminde ülkemiz kaynaklarının doğru ve verimli şekilde koordine edilmesi için Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kuruldu; hazırlık, planlama ve risk azaltma çalışmalarını merkeze alan, afetler oluşmadan afetlere risk yönetimi odaklı Bütünleşik Afet Yönetimi Sistemi uygulamaya konuldu.

Antalya'nın batısı 1.derece kuşakta

Bu anlayış değişikliğinin ilk ürünü olan Ulusal Deprem Strateji Eylem Planı (UDSEP-2023) ile tüm kamu kurum-kuruluşları ve üniversiteler ile işbirliği içerisinde Türkiye’nin depremle mücadele yol haritası çıkarıldı. Antalya ve çevresi Bakanlar Kurulunun 18.04.1996 tarihli ve 96/8109 sayılı kararı ile kabul edilen Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasında 1., 2., 3. ve 4. deprem bölgeleri içerisinde yer aldı. “Türkiye Deprem Tehlike Haritası” tanımı ile 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren yeni haritada Antalya'nın PGA 475(yıl) maksimum ivme değeri 0.2-0.4g arasında değişmekte ve bu durum bölgenin deprem tehlikesinin göreceli olarak özellikle il sınırlarının güneybatı kısmında nispeten yüksek olduğunu göstermekte. Haritaya göre Antalya Körfezi batısı sahil ve yakın çevresi 1. derece deprem bölgesinde;  Antalya`nın batısındaki diğer yerler ile doğuda Manavgat da dahil İbradı`ya kadar olan yerler 2. derece deprem bölgesinde; İbradı, Akseki, Güzelbağ dahil Gündoğmuş`a kadar olan yerler 3. derece deprem bölgesinde ve bunun doğusunda kalan bölümler yani Gündoğmuş, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin olduğu bölge 4. derece deprem bölgesine girdi.

Toplanma yerleri gerçeği...

Depremle mücadelede kamu kurum ve kuruluşlarına büyük iş düşüyor. 8 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilen Antalya'nın afetselliği, müdahale kapasitesi ve ihtiyaçların irdelendiği Antalya Valisi Münir Karaloğlu'nun başkanlığında gerçekleştirilen İl Afet ve Acil Durum Koordinasyon Kurulu Toplantısında afetin topyekun çalışılması gereken bir konu olduğu aktarıldı. Vali Karaloğlu, Antalya'da 967 toplanma alanı tespit edildiğini, konteyner ve çadır kentlerin kurulacağı 17 alan belirlendiğini ancak 2,5 milyon nüfuslu şehir için bu sayının yetersiz olduğunu işaret etti. 

Lojistik merkezlerinin afet durumlarında büyük bir öneme sahip olduğunun altını çizen Karaloğlu, "Antalya'da küçük bir lojistik merkezi var. Yenisini yapmak üzere Döşemealtı ilçe sınırları içerisinde hazineden yeni bir yer alıyoruz. Şu anki lojistik merkezimizde bin 636 çadır, 90 tek kişilik yatak, 600 yatak çarşaf seti, bin 144 aile mutfak seti ve bin 320 katlanır yatak konteyner içerisinde bekliyor. Türkiye, Van depreminden sonra Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatlarıyla çok mesafe aldı" dedi.

Bilinmeyen fay hatları mı var?

İli yönetenler olası bir depreme karşı eksiklerimizin olduğunu kabul ederken, depremle ilintili olan meslek örgütleri de Antalya'da depreme karşı alınması gereken tedbirlerin alınmaması halinde faciaya davetiye çıkabileceğine vurgu yaptı.  Doğal afetlerin (heyelan, deprem, su baskını) nedenlerini araştıran ve bunların zararlarını azaltmaya yönelik incelemeler yapan Jeoloji Mühendislerinin Antalya'daki temsilcisi durumundaki Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Bayram Ali Çeltik, yapılan literatür çalışmalarında ve arazi gözlemlerinde 1850'li yıllarda Antalya'da yıkıcı depremler meydana geldiğini fakat 150 yıldır böyle bir durum olmadığını, bunun 6,5-7 şiddetinde deprem olma ihtimalinin bir göstergesi olduğunu aktardı. Antalya'da güneybatı bölgesinde fay zonları olduğu kabul edilse de yıkıcı depremlere yol açacak yeni fay hatlarının araştırılması gerektiğini de söyleyen Çeltik, bu konuda da maalesef somut adım atılmadığını işaret etti.

Antalya'nın kent merkezinde yaşayan nüfusun traverten platosu üzerine kurulu olmasının büyük bir şans olduğuna temas eden Çeltik, tehlike altındaki, depremden daha çok etkilenecek olan yerlerden başlanılarak, faylara, heyelanlara yer altı suyuna, sıvılaşma  durumuna bakılarak, deprem master ve kentsel dönüşüm planları oluşturmak olduğunu kaydetti.

İmar barışı Master planı sekteye uğrattı

Gerek Kentsel dönüşüm gerekse de Deprem Master Planı oluşturulması ise İnşaat Mühendisliği sektörüne yıllarını vermiş tecrübeli bir isim olan ve şu anda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı ve ANTEPE Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Dr. Cem Oğuz'a göre  İmar barışı nedeniyle imkansız görünüyor. Antalya'da 10 bin yapının kentsel dönüşüm kanunundan yararlandığını söyleyen Oğuz, 160 bin yapı kayıt belgesi verildiğini ve 110 bin yapının imar barışından faydalandığını belirtti. Özetle Cem Oğuz, imar barışı nedeniyle onay alan binalar yıkılamayacağı için herhangi bir planlama yapılmasının mümkün olmadığını ima etti. Öte yandan 2017 verilerine göre Antalya’da 290 bin yapı bulunduğunun da altını çizen Oğuz, Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa’da bulunan 125 bin yapının yüzde 42’sinin 15 yıllık, yüzde 31’inin 16-30 yıllık, yüzde 27’sinin 30 yıl ve üzeri yaşta neredeyse üçte birinin ekonomik ömrünü tamamlamak üzere olduğunu işaret etti.

2 metrekareden az pay düşüyor

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı ise binaların dayanıklılığı, kentsel dönüşüm ve toplanma alanları hususlarının Antalya'nın geleceği açısından titizlikle ele alınması gereken durumlar olduğunu vurguladı. İstanbul'da yaşanan ve büyük paniğe sebep olan son deprem ile birlikte afet ve acil toplanma alanlarının gündeme geldiğini söyleyen Balcı, kişi başına 2 metrekare planlandığını ancak yoğun nüfuslu ilçelerde bu alanın daha az rakama tekabül ettiğini belirtti. Toplanma alanlarının barınma, yiyecek-içecek, konaklama, tuvalet gibi ihtiyaçları giderecek niteliklere sahip olması gerektiğini dile getiren ve ayrıca halkın toplanma alanlarından bihaber yaşadığını da vurgulayan Balcı, hangimiz bu alanlardan haberdarız? diye sorarak halkın bilgilendirme noksanlığına dikkat çekti. 

1 milyon 450 bin Antalyalı risk altında

Büyük deprem olacak mı veya depreme hazır mıyız sorusunu bu alanda ciddi araştırmalara imza atmış bir isim olan Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan ÖZÇELİK'e de sorduk.

Antalya'nın depremselliğinin 1998 yılında arttığını ve binalar yapılırken bu haritanın kıstas alınarak yapıldığını Doç. Dr. Özçelik'e göre 1998 şartnamesinin uygulanmadığı binalar mercek altına alınmalı, Antalya'nın deprem haritasına bakıldığında Antalya'da 1.derece deprem bölgesinde 290 bin nüfus yaşıyor. 2.derece deprem kuşağında yaşayan nüfus ise 1 milyon 450 bine tekabül ediyor. Dolayısıyla 1 milyon 750 bin insan risk altında bulunuyor. 2000 yılı öncesi yapılan binalar risk teşkil ediyor. Antalya'da 2000 yılından önce yapılan bina sayısı 40 bin ve daireleri baz aldığınızda 230 bin daireye karşılık geliyor. 40 bin bina yıkılması muhtemel binalar olarak görülüyor. Ülkemizde yıkılan binalara bakıldığında genelde 3 ve 8 katlı binalar olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. 2 katlı ve 8 kattan fazla olan binalarda yıkılma oranı bilhassa yüksek katlı binalarda yapıyı ayakta tutan yatak kuvvet taşıyıcıları değiştiği, perde duvarı denilen yapısal elemanlar devreye girdiği için risk azalıyor. Az katlı binalar güvenlidir diye bir genelleme de yanıltıcı olabiliyor. Bu binalar yeteri kadar mühendislik hizmeti almamış oluyor. Cebinde parası olan herkes inşaat yapıyor ama yüksek katlı binalarda nitelikli mühendislik hizmeti almak zorunda kalınıyor.  

İnşaat Mühendisliğinde bina yapıldığında depremde hiç hasar almayacak diye bir öngörüde bulunmanın da yanıltıcı olacağını söyleyen Doç.Dr. Ramazan Özçelik, Mühendis tabiri ile 'şiddetli depremlerde hasar olacaktır ancak yıkılmayacaktır' denildiğini ayrıca binalara da  50 yıllık ekonomik ömür verildiğini dile getirdi. Bu 50 yıllık süre zarfında belki hiç deprem olmayabileceğini ama her şeyin bir kullanım ömrü bulunduğunu aktaran Özçelik, "Antalya'da bugün Dokuma 50 yıllık binalardan oluşuyor. Yavaş yavaş taleplerin artmasıyla bunlar yenilenecek. Deprem tabanlı olmasa da yenileme talebi oluşacaktır. Her depremin yıkıcı bir periyodu vardır. Sizin binanızın periyodu ile depremin maksimum ivmeye tekabül eden yıkıcı periyot eğer çakışır ya da çok yakın olursa maalesef binayı kaybediyoruz" dedi.

Öte yandan Ramazan Özçelik'e göre Türkiye genelinde olduğu gibi Antalya'da da Kentsel dönüşüm ve Master planı noktasında bütüncül bir düşünce ile hareket edilmemesi nedeniyle kentsel dönüşüm ifadesinin yerini bina dönüşümü aldı. Yani dönüşüm binaların yıkılıp yeniden yapılması olarak algılandı. Kentsel dönüşüm sağlayabilmek için o bölgeyi komple yıkıp, alt yapısı, yolları, parkları ile bütüncül proje uygulamak gerekiyor. Günümüzdeki algının sonuçlarına bakıldığında halkın ortak kullanım alanlarının ihlali söz konusu oluyor.

Ülke olarak deprem riski altında olduğumuzu kabul edip kaderci bir yaklaşımla hareket etmememiz gerektiğini vurgulayan 'deprem değil bina öldürür' diyen Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan ÖZÇELİK çözüm yollarını şöyle aktardı: " Son 100 yılda ülkemizde meydana gelen depremlerden hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 100 bine ulaştı. Her yıl 1000 kişiyi kaybediyoruz. Dolayısıyla depremler var, her zaman da olacak. Bize düşen bununla ilgili tedbir almak. Ya binaları güçlendireceğiz ya da dönüştüreceğiz başka alternatif yok. Belli bir ölçekle hedefle her yıl 5 bin-10 bin konut hedefi koymalıyız. Özellikle tarihi binaları güçlendirmeye mecburuz. Üçkapıları veya Yivli Minare'yi nasıl yıkıp yapalım mümkün değil. Yivli Minare bizim tespitlerimize göre yıkılması çok büyük ihtimal yapılar arasında yer alıyor. Antalya'nın lokasyon olarak bize önem kazandıran yapılarını kazandırmaya başladık. Yivli Minare'nin güçlendirilmesi gerekiyor. Sonsuza kadar korku ile yaşayamayız. Hazırlıklı olmamız gerekir. Herşeyi devletten beklemeden toplum olarak hazır hale gelmeliyiz"

'Deprem kıyamettir'

Depreme karşı tedbir alınmasının özünde maddi ve manevi sorumluluklar yatıyor. Hayatın bir gerçeği olan depremde ölenlerin dinimizde şehit kabul edildiği bilinirken, hayatın ve ölümün imtihan olduğunun, depremin bir kıyamet niteliği taşıdığının farkına varılarak hareket edilmesi gerektiği dini kesim tarafından dile getiriliyor.  Antalya İl Müftüsü Osman Artan da "Afetler Allah'ın takdiridir.Bunların önüne geçmek mümkün değildir. Bilinçli Müslümanlar olarak afetlerin olacağını dikkate alarak maddi ve manevi tedbirlerin alınması gerekir" diyerek sorumluluklarımızın bilincinde olmamız gerektiğini vurguluyor. Artan, " Hayatın ve ölümün, insanlar için bir imtihan olduğunun bilinmesi lazım. Deprem bir kıyamettir. Toplumların yaşadığı çeşitli huzursuzluklar bir kıyamettir, kavga gürültü ve huzursuzluk anlamında. O yüzden hem dünya hem de ukba için üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmek zorundayız. Dünyanın dengesini bozacak ameller işlerseniz, dünyada huzursuzluklar olur. Dünyanın dengesini bozan kötülükleri, haramları ortadan kaldırmazsanız dünyanın dengesi bozulur.  Onun için diyorum ya maddi ve manevi sorumluluklarımızın bilincinde olmak zorundayız. İşini sağlam yapmamak bir kötülüktür. Bu kötülüğe hepimiz engel olacağız" diyerek her müslümanın diğerinden sorumlu olduğunu da ifade ediyor.

ANTALYA'DAKİ BÜYÜK DEPREMLER

1881 yılından başlayarak 1986'ya kadar Antalya ili dahilinde, Richter ölçeğine göre büyüklüğü 4 veya daha fazla olan 338 deprem oldu.

  • 1911 yılında merkez üssü Antalya olan ve o zamanki Antalya'nın en yüksek yapısı olan Yivli Minare'yi şerefesinden itibaren yıkan 6.1 şiddetindeki deprem yaşandı.
  •  1926'da Kaş açıklarında 6.8 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Aynı yıl içinde Antalya'da da 18 Mart ve 26 Haziran tarihlerinde iki deprem oldu.
  •  1931 yılında merkez üssü Antalya olan 6.2'lik bir deprem yaşandı.
  •  1957 yılında Fethiye'yi vuran 5.9'luk deprem bir antik Likya kenti olan Termesos'un da büyük bir kısmını tahrip ederken, yer yer çökmelere, ölümlere ve yaralanmalara neden oldu.
  •  1966 yılının 13 Mart'ında Antalya İskelesi'nde suların iki metre kadar alçaldığı gözlendi.
  •  1969 yılında 6.2'lik bir deprem Kalkan'ı vurdu. Bu depremin meydana getirdiği şok dalgası Aksu ve Serik arasında bulunan antik Sillyon kentinin Odeon ve tiyatro binalarının çökmesine sebep oldu. Bölgede daha önceden meydana gelen bir başka deprem, Sillyon tiyatrosunun sahne binasını,binanın geriye kalan bölümlerinden ayırdı ve zayıflattı ancak bu depreme ilişkin kayıtlar bulunmuyor.
  • 2013 yılının Aralık ayında Antalya Körfezinde 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Herhangi bir hasar meydana gelmedi.
  • 2014 Eylül'ünde Antalya gece yarısı 5.2 büyüklüğünde depremle sallandı. Akdeniz açıklarında meydana gelen, can ve mal kaybına yol açmadı.
  • 2015 yılı Ekim'inde Kaş'ın Kale İlçesi’nde Richter Ölçeği’ne göre 5.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
  •  2016 Ekim ayında Antalya’nın Kumluca ilçesinin 13 km. açığında Akdeniz’de 4.3 şiddetinde bir deprem meydana geldi.
  •  2017 yılı Eylül ayında Antalya’nın Kepez İlçesi’nde bugün akşam saatlerinde Richter ölçeğine göre 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde can ve mal kaybı olmadı.
  •  2018 Eylül ayında merkez üssü Antalya'nın Kumluca ilçesinin yaklaşık 65 kilometre açıkları olan 5,2 büyüklüğünde yer sarsıntısı kaydedildi.
  •  2019 yılı Eylül ayında Antalya'nın Alanya ilçesi açıklarında 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

 

Haber : Murat ŞENTÜRK

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
AKTOB'DA İKİNCİ ERKAN YAĞCI DÖNEMİ
AKTOB'DA İKİNCİ ERKAN YAĞCI DÖNEMİ
'KADINA ŞİDDETİN BAŞKA BİR YÜZÜ'
'KADINA ŞİDDETİN BAŞKA BİR YÜZÜ'