DRONE DOKTORU

Drone’ların, yani insansız hava araçlarının kullanım alanları giderek genişliyor. Drone üretimi ve kullanımında Türkiye’nin yıldızı her geçen gün yükseliyor. Türkiye’deki drone pilotu sayısı ise 35 bini aşacağa benziyor. Drone sektörünün çığ gibi büyümesi ile birlikte piyasaya giren işletmeler arasında yer alan ‘DRONE DOKTORU’ tamir noktası gibi görülse de dronelerin satışı ve eğitimleri gibi hususlarda da A’dan Z’ye hizmet sunuyor.

19 Şubat 2020 - 16:54 - Güncelleme: 20 Şubat 2020 - 12:17

Yazılım konusunda uzman bir isim olan Elektrik Elektronik Mühendisi Alp Erkan Şavlı ve bu işe adeta ömrünü adamış olan Taner Tatarhan ortaklığında kurulan DRONE DOKTORU işletmesi sektöre hızlı bir giriş yaparak hayatımızın bir çok alanına giren drone konusunda yıldız gibi parlıyor. Akdeniz Bülten olarak drone ile ilgili işin inceliklerini, bilinmeyenleri sorduk, çarpıcı cevaplar aldık. İşte röportajın detayları....

 

Alp Erkan bey DRONE DOKTORU’nun hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Ben elektrik elektronik mühendisiyim. Üniversite lisans bitirme tezim İnsansız Hava Aracıydı. O zaman bu isim yoktu. 4 pervaneli olanlara Quadcopter ismini veriyorduk. Prototip tasarlamıştık. İnternetten videoları araştırırken Taner abi ile tanıştım. Türkiye’de drone’ları ilk yapan Taner Tatarhan’dır. Bana sürekli yardımcı oluyordu. Drone yapmama destek oldu. Okuldan mezun olduktan sonra kendi firmamı kurmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 100 bin lira hibesi aldım. Kendisi sağolsun kabul etti ve drone sektörüne ticari anlamda giriş yaptık. 2014 yılından beri beraberiz. DRONE DOKTORU işletmemizde tamir, satış, eğitim hizmetleri veriyoruz. Özel istekler olursa drone üretebiliyoruz. Sivil Havacılık Onaylı eğitimlerimiz var. Drone ile ilgili A’dan Z’ye her şeyi yapan tek firma biziz. İsim yapmış bir firmayız. İşimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Drone konusunda başka mecralara sapmadan, drone merkezli hizmet veriyoruz. Bizi ve hizmetlerimizi merak edenler www.dronedoktoru.com adresinden detaylı bilgiye ulaşabilirler.

Biraz eğitimlerden bahseder misiniz?

2017 yılından bu yana Sivil Havacılığın zorunlu tuttuğu ticari pilotaj yetkilisi lisansı veriyoruz. Eskiden 2-3 ayda bir eğitim veriyorduk. Son 1 senedir ayda 1 veriyorduk belki bu yıl ayda 2 kez bu eğitimi verebiliriz. İHA 0 eğitimleri 2, İHA 1  eğitimleri 5 gün sürüyor. Eğitimin büyük bir bölümü teorik, havacılık kuralları, sivil havacılık kanunları gibi konular müfredatın içinde yer alıyor.

İnsansız Hava Aracı kullanımında yasal prosedürler nelerdir?

Sivil Havacılık Kanununa göre 500gr üstündeki cihazlar insansız hava aracı kabul ediliyor ve  izine tabi uçuruluyor. 500 gr altındaki cihazlar kamera bulundurduğu için özel hayatın gizliliğini ihlal veya terör amaçlı kullanılma ihtimalinden dolayı kurallara tabi tutuluyor. 4 kg’ye kadar olanlar İHA 0, 25 kg’ye kadar olanlar İHA 1, 125 kg’yekadar olanlar İHA 2, 125 kg üstündekiler İHA 3 kategorisine giriyor. Biz İHA 0 ve İHA 1 ticari pilotaj yetkisini veriyoruz.  İnsansız hava aracına giren bir cihazı meskun mahallerde uçurmak için 5 gün önceden izin almanız gerekiyor. Bu izinleri Sivil Havacılık Kurumu veriyor. Şehir içinde uçuş yapmak için ticari bir belge sunmanız gerekiyor. Bunun bir portalı var. iha.shgm.gov.tr portalından müracaat ediliyor. Yasaklı bölgeler askeri bölge havalimanı gibi bölgelerde uçuracaksanız. 10 gün önceden dilekçe ile başvuru yapıyorsunuz.

Her ülkenin kendi sivil havacılık kuralları var. Mesela Amerikada 250 gr üstündeki cihazlar insansız hava aracı kabul ediliyor. Japonya’da 200gr üstü bu kategoriye giriyor. Bir ülkenin lisansı başka bir ülkede geçerli değil. İzin süreci, prosedür insanları uğraştırsa da bunun tabi haklı sebepleri var. Terör hususları ve suistimaller buna sebep oluyor. Kurallarımız şu anda katı. İlerleyen süreçte drone uçurmak kolaylaşacak. Cezayir’e drone sokamıyorsunuz bırakın uçurmayı. İran’da şartlar çok katı. Uçurmak yasak, satmak yasak.

Bu sektör insan taşımacılığı seviyesine gelecek mi?

İllaki kullanılacak ama şu an işin yasal sıkıntıları var. Hava araçlarının hepsi havayı iterek çalışıyor. Alçak irtifada uçurulacaksa iniş kalkış noktaları gerekiyor. Ağırlık arttıkça bu hassasiyet ortaya çıkıyor. 10-20 kg taşıyan bir cihaz toplamda 50 kg ağırlığa ulaşır onun çevreyi etkilemeden inişi sağlanmalıdır. Ciddi düşünülmesi gereken ve gerçek uçak teknolojisi adaptasyonuna ihtiyaç duyan bir süreç. O seviyelere daha zaman var.

Drone’ların teknik özelliklerine değinecek olursak bu konuda neler söylersiniz?

Compact drone’larda havada kalma süresi ortalama 30 dakikadır. 45 dakika havada kalanlar da mevcut. Kalktığı noktadan 8 km öteye giden cihazlar var. Döner kanatlıların yanısıra uçak modelli sabit kanatlı hava araçları da var. Sabit kanatlıların uçuş süresi ve gideceği mesafe de uzun oluyor. Biz tamamına genel manada drone diye hitap etmeye alışmışız. Sabit kanatlılar havada sabit kalamıyor iken döner kanatlılar havada her türlü manevrayı yapıp sabitlenebiliyorlar. Onların da batarya süresinin ve kullanma mesafesinin düşük olması dezavantajları arasında yer alıyor.  Biz DJI firmasının yetkili satıcısıyız. DJI  Sektör lideri konumunda, teknoloji olarak da çok üst düzeyde. DJI, ddner kanatlı multicopter isimli cihazların öncüsüdür. Her bir bataryasında devre var. Yazılım olarak düşmeyi önlemek için her türlü sistemi içine entegre ettiler.

 

Taner bey işin alaylısı olarak biraz da sizi dinleyelim, İnsansız Hava Araçları ile maceranız nasıl başladı?

“Multicopter ve model uçaklarla 2009 yılından beri uğraşıyorum. Hobi olarak başladım. Model uçak yapıp Karain havalimanında uçurdum. Daha sonra teknoloji geliştikçe Multicopter dediğimiz çok pervaneli helikopterler ortaya çıktı. Bunları kullanması model helikopterlerden daha basit kullanışlı. 2009-2010 yılından sonra kartopu gibi çığ gibi büyüyen bir cihaz haline geldi. Drone dediğimiz çok pervaneli cihazlar apayrı bir bölüm olarak ortaya çıktı. Bu cihazlar pervanelerin dönüş hızını  dengeleyerek havada sabit kalma mantığı ile çalışıyor. Birbirinden bağımsız motorlar değişik hızlarda çalışarak cihazın yönünü tayin etmesini sağlanıyor. Motorları kontrol eden ufak bir bilgisayar var diyebiliriz. Bu cihazlara GPS sensörü ile havada sabit kalma, pusula sensörü ile yönünü bulma gibi özellikler eklendi. Cihazı uçurması daha da kolaylaştı. Havadan görüntüleme imkanı doğdu. Bugün izlediğiniz bir çok dizide ve filmde havadan çekimler görürsünüz. Bunun yanısıra drone ne kadar hızlı giderse gitsin altındaki gimbal dediğimiz sistemle görüntüde titreme sarsılma olmuyor.

Bizler de drone üretebiliyoruz ama bu işin lokomotifi neresi?

Tüm dünyada droneler nasıl ortaya çıktı, nasıl gelişti, nerelerde kullanılıyor hepsini yakından takip ediyorum. Bugün herşeyin merkezi Çin, orada ucuz üretim var. Amerikalı yazılımı yapıyorsa donanımı Çin’e yaptırıyor. Mimarlar başka ülkelerde bile olsa mutfak orası, yemek orada pişiyor. Teknoloji oradan dünyaya yayılıyor.

Drone sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Herkes artık işini buna entegre ediyor. Medya sektöründe, haritacılıkta, arama kurtarma çalışmalarında, güvenlik güçleri askerimiz, polisimiz suç takipleri, trafikte, tarımda, ilaçlamada, verimlilik hesabında, orman yangınlarında ve acil taşımacılıkta kullanılıyor. Afrika’da büyük bir organizasyonda Kan, serum, ilaç gibi vs. Tıbbi malzemeler uçak tarzındaki droneler ile uzun mesafelere otopilot aracılığıyla gönderiliyor. Spor ve eğlence amacıyla drone yarışları yapılıyor. Çok hızlı hareket eden agresif droneler kullanılıyor. İnşaat sektöründe örneğin büyük bir site yapıyorsanız haftalık olarak şantiyenin fotoğrafı çektirilip nereden nereye gelindiği kayıt altına alınıyor. Drone yapacağınız işleri çok hızlandırıyor. Milli Eğitim devam eden okul inşaatlarını çektiriyorlar, etkinlikleri kaydettiriyorlar. Milli Eğitim’e drone satıyoruz keza oteller, belediyeler de talep ediyor. Şunun altını çizmek isterim ki sattığımız ürünlerde 2 yıl distribütör garantisi var. Pilotaj hatası olmadıkça garantisi geçerli oluyor.

Ne gibi kazalarla karşılaşıyorsunuz, yani tamire gelen ürünlerin arızası ne oluyor?

Bize genelde yüzde 99 bir yere çarpıp düşen cihazlar geliyor. Bir drone ne yüzünden düşer, ne yüzünden düşmez bildiğimizden kullanıcı hatası mı cihaz hatası mı bunu rahatlıkla çözüyoruz. Ağaçlara, tellere değen droneler olabiliyor. Bizim uyarılarımıza dikkat edilmesi gerekiyor. Drone alındığında şunları yapın, şunları kesinlikle yapmayın diye uyarıyoruz. Sonuçta çok pahalı cihazlar uçuruyorsunuz. Dikkat etmek zorundasınız.

Drone uçurmak için elverişli yeşil alanlar hususunda düşünceleriniz nelerdir?

Sivil havacılık Kurumu bütün Valiliklere yeşil alan konusunda yazı gönderdi. Drone uçurulması için yeşil alanlar belirleyelim buralar için izin vermek daha kolaylaşsın denildi ama ne yazık ki Türkiye’de bu yeşil alanlar çok az. Antalya’da EXPO alanı tanımlanacak denildi ama henüz bir adım atılmadı. Askeri bölgeye, havaalanına uzak olacak şeklinde kriterleri olacak. Devletimiz bu konuda adım atmalı, gençlerimizin hevesini kırmadan, drone uçurabilmeleri sağlanmalıdır.

Gençlerin ilgisi de oldukça fazla değil mi?

Drone’larda Robotik Kodlama ile çalışan modeller geliyor. Şu an DJI üretici firmasının gençlerin programlama yapabilmelerini sağlayan iki eğitim robotu bulunuyor. Gençler bunları kullanarak hem eğleniyor hem de robotik kodlamayı öğreniyor. Çocuklarımızın oyuncakları artık teknolojik. Yazılım olayı çocukların Türkçe, İngilizce, Fen derslerinin yanında müfredatta mutlaka yer alması gerekiyor. Geleceğe ayak uydurmanız, teknoloji çağına adapte olmanız gerekiyor. Bakın belediyeler kurs merkezlerinde robotik kodlama, yazılım dersleri veriyor.   

 

Röportaj: Murat ŞENTÜRK

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ATSO Başkanı Çetin’den Mart Ayı Enflasyonu Değerlendirmesi
ATSO Başkanı Çetin’den Mart Ayı Enflasyonu Değerlendirmesi
Vakit Yardımlaşma Vakti
Vakit Yardımlaşma Vakti