Emre Alkin: koronavirüs devletlere sosyal vazifelerini hatırlattı

Emre Alkin: koronavirüs devletlere sosyal vazifelerini hatırlattı

Dünyayı etkisi altına alan covid-19 sadece sağlık sektörünü değil, beraberinde ekonomik piyasaları, ülkelerin sosyal devlet anlayışını, toplumların içe kapanma, sorgulama ve düşünme yetisini de tekrar harekete geçirdi. Tüm bunların yanıtını, literatüre önemli katkılar sağlayarak alanında ekonomi ve iktisadi çalışmalar yapmış prof. Dr. Emre Alkin’den okumanın fayda sağlayacağını düşündük.

26 Nisan 2020 - 17:10 - Güncelleme: 26 Nisan 2020 - 18:14

Koronavirüs ile mücadelede mevcut ekonomik düzenin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Sizin bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

Avrupa ülkeleri çok ciddi ekonomik paketler açıkladı. Fakat Türkiye’de böyle bir paket açıklanmamasının sebebi şu, Türkiye’de kayıt dışı çalışan insan sayısı oldukça fazla. OECD verilerine göre Türkiye’de toplam çalışanların% 42 ‘si asgari ücretle çalışıyor. Sadece kayıt dışı çalışan olsa iyi, gelirlerinin önemli bir kısmını da kayıt dışı alanlar var.  Bu anlaşılıyor ki Türkiye’de kayıt dışı yüksek ve resmi kanallardan yapılacak bir müdahale ile ekonomiyi ayakta tutmak zor gözüküyor. O yüzden hükümet ekonomi kendi haline bırakılmış gözüküyor. Yine de başka destek paketlerinin açıklanacağını tahmin ediyorum.

Korona virüs kapsamında alınan kararlar ve tedbirler tüm dünya ekonomisini ciddi boyutlarda zarara uğrattı. Uluslararası ticaret yapan firmalar bile bu ölçekte zararın etkisini hissetti. Özellikle Antalya, bodrum, Marmaris gibi turizmin rehavette olduğu kıyı şeritlerinde rezervasyon iptalleri sürüyor. Bu süreci nasıl ön görüyorsunuz? Ekonomik kazancını turizmden sağlayan işçiler ve küçük ölçekli turizm işletmecilerini neler bekliyor?

Turizmde zaten önemli bir kesim mevsimlik çalışıyor. Turizm sektöründe mevcut çalışanlar işten çıkarılıyor. Birde gelecekte işe alınma ümidi olanlar vardı. Bu ümitler de ertelendi. Mesela nisan ayında planlanan tesis açılışları mayıs ayına kaydırıldı. Ancak bu salgının nisan ayında bitmeyeceği anlaşılırsa haziran ayına kayacak bu açılışlar. Araya bir de ramazan ayı giriyor. Şimdi bütün bunları bir arada topladığımız zaman turizmde ciddi kayıplar yaşanacak desek falcılık olmaz. Turizm neden müşteri kaybediyor? Hep ön ödemelerle müşteri çekmeye alışmış oldukları için dünyanın her yerinde oteller, havayolları tok satıcıydı. Türk Hava Yolları özellikle tok satıcıydı. Bu durumda normal zamanda göstermedikleri esnekliği koronavirüs zamanında da göstermedikleri için çok ciddi zararlara uğradılar. Turizmde ciddi bir gelir kaybı olacak ama bu gelir kaybının bir kısmının kabahatlisi yine turizm işletmecileri oldu diyebilirim. Zor zamanlarda esnemek gerekir. 

Devletin sağlamış olduğu ekonomik ve sosyal desteğe vatandaşların her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’nin de açıkladığı ekonomik paket göz önünde bulundurulursa, koronavirüs dünyada yeniden sosyal devletlerin yükselişine zemin hazırlamış olabilir mi?

Devletin sosyal vazifelerini hatırlattığı için olabilir.  Ama ne Amerika Birleşik Devletleri’nin, ne İngiltere’nin, ne Fransa’nın ne de İspanya’nın sosyal devlet olmadığı ortada. Bir zaman denediler Avrupa Birliğinde, millet sokaklara işsiz olarak çıktı. Ortalık birbirine girdi. Şimdide göçmen meselesi var. Aslında hiçbiri insancıl falan değil. Ama şöyle diyebilir miyiz; devlete bazı sosyal vazifeleri olduğunu hatırlattı mı? Evet, hatırlattı. Günümüzde, fakirleri ve düşük gelir seviyesindeki insanları kendi haline bırakan, bir devlet anlayışı var. O yüzden devletler sosyal devlet olur mu? Olmaz mı? O büyük iddia. Sosyal devlet olması için iktidarlarda bulunan doktrinin sosyal devlete inanması lazım. Şimdi baktığımız zaman muhafazakâr iktidarların sosyal devlet anlayışı içinde olmadığı ortada.  Türkiye’de İngiltere’de Amerika’da ve Avrupa’da hep muhafazakar iktidarlar var. Düşük gelir seviyesinde ki insanlara, destek verildiği zaman ekonomiyi ayakta tutacaklarını anladıkları zaman hükümetler devletin sosyal bir fonksiyonu olduğunu anlayacaklar.  Bunu yapsalar bile, iktidarda bulunan hükümetlerin asla ve asla sosyal devlet olduğu anlamına gelmez. Bu işe mecbur olunduğu için değil, temelden inanmak gerekir.

Türkiye’de vaka sayıları her geçen gün artarken, hükümetin kanal İstanbul projesi girişimi, sizce yerin de bir karar mı? Aslında bu nokta da hükümetin vermiş olduğu farklı mesajlarda var mı?

Türkiye’nin zaten herhangi bir şekilde kaynağı olmadı. Özel sektörün de yurtdışından koronavirüsü öncesi kaynak çekemediğini herkes biliyor. Çünkü Türkiye’nin dünyaya anlatabileceği inşaat haricinde bir hikayesi yok. Elbette bu sürecin sonu firmaların kısmen ya da tamamen devlete devriyle sonuçlanabilir. Ancak bu riski almak zorundayız. Yoksa % 1 büyümeyi bile yakalamak imkansız hale gelebilir. Bu arada biz bunları konuşuyoruz ama dün sanki başka bir dünyada yaşıyormuşçasına Kanal İstanbul ile ilgili hareketlenmeler başladı. Mahfi Eğilmez Hoca "para basma teklifini geri aldım" dedi haklı olarak. Ben daha geri almadım. Çünkü Kanal İstanbul'un "yıkılmadık ayaktayız" anlamına gelen bir mesaj olduğuna inanıyorum.  Bizi yönetenlerin gerçeklerle yaşamadığını bize anlatması gereken zamanda, iyi bir mesaj olmadı.

Bu kargaşadan sonra dünyayı başka bir küreselleşme dalgası bekliyor olabilir mi?

 Küreselleşmeyi durdurmak için Trump’ın çabaları vardı. Fakat ortada bir salgın var, salgın gerçekleşirken küreselleşmeyi eğer insan ve mal trafiği olarak adlandırıyorsanız, biraz onda yavaşlama olur. Öyle çabucak, tekrar doludizgin küreselleşmeye dönemeyiz. Mal ticaretleri ve insanların seyahatleri, serbest dolaşımı açısından o yüzden küreselleşmenin tekrar geri dönmesi biraz zaman alacak gibi geliyor.

Son sorum hocam, dünyanın dengesini bozduğumuzu düşünüyor musunuz?  Kısaca Sizin de ‘’ilahi adalet’’ dediğiniz oluyor mu?

Dünyanın dengesini bozmuyoruz. Aslına bakarsanız dünyanın dengesini yerine getiriyoruz. Birde bu açıdan bakalım. Eğer Tanrının adaletinden bahsediyorsanız, Tanrının adaletini kimse yorumlayamaz.  Ama şunu diyorum; Yüzleşme, kendi kendine yetme, sabır. Bunları öğreneceğimiz süreci yarattı. Belki bu süreç içerisinde insanlığımızı hatırlarız.

 

Röportaj: Zeynep Çayır

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yollarda da güvenli turizm sertifikası
Yollarda da güvenli turizm sertifikası
“Evlilik Parkı” hizmete açıldı
“Evlilik Parkı” hizmete açıldı