Akdeniz Bülten
  

HABER ARA


Gelismis Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

ANKET

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarını başarılı buluyor musunuz?



Tüm Anketler

GAZETE MANŞETLERİ

Facebook

Twitter

“Türkiye'nin Helal Turizm Yönetmeliğine İhtiyacı Var”

“Türkiye'nin Helal Turizm Yönetmeliğine İhtiyacı Var”

Tarih 16 Ağustos 2017, 09:53 Editör Akdeniz Bülten

Türkiye’nin 5 saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 400 milyonluk Müslüman nüfus var [ milyon Müslüman yaşıyor] ve bu ülkelerde de yaklaşık 60 milyon turist potansiyeli [60 milyon kişilik bir turist rezervi] yer alıyor. Bilhassa Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar bu başı çeken ülkeler arasında. Bu ülkelerin geçen yıl yurtdışında tatile harcadıkları para ise 62.2 milyar dolar. Türkiye dünyada turist [en çok turisti] ağırlayan 6. ülke olmasına rağmen maalesef ‘Helal Turizm’ denen bu kitleden [konseptinde tatile çıkan turistlerden yeterince] yararlanamıyor.



Müslüman ülke olmamıza rağmen bu paralı [yüksek gelir grubundaki] kitleyi ülkemize çekemeyişimizin en önemli sebebini Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Fakültesi Turizm İşletmeciliği bölümünde öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Akgün Tekin; ülkemizde bu pazara yönelik strateji, tanıtım ve pazarlama planımızın olmayışına bağlıyor. Helal Turizm’le ilgili araştırmalar yapan ve bu potansiyelden Türkiye’nin mutlaka yararlanması gerektiğini belirten Akgün [Tekin]; bunun için çalışmaların ötesine de geçerek MÜSİAD ile projelerde üretiyor.  Helal Turizm’in önemi, artıları, gerekliliği ve kazançları konusundaki detayları Doç. Dr. [Yrd. Doç. Dr.] Ömer Akgün Tekin’e sorduk, o bizim için yanıtladı….

 

‘Helal Turizm’ ne demek? Ne anlamalıyız?

'Helal Turizm' denildiği zaman insanların aklına genelde sadece oteller geliyor. Aslında özü itibariyle tanımlamak gerekirse; insanların turistik faaliyetlerine dini inançları çerçevesinde şekillendirmesi [yön vermesi] demek. Helal turizmde nereye gittiğiniz önemli değil. Burada önemli olan turistik davranış noktasında İslami emir ve yasaklara uygun hareket ediyor olmanızdır. Bunun içinde bir takım tesis altyapılarına da ihtiyaç var. Gittiğiniz otelde İslami emir ve yasaklara uygun hareket edebilmeniz için; mesela ibadet imkanları, mahremiyet noktasında bir takım imkan ve hizmetlerin sunuluyor olması lazım.

 

 

Komple bir konseptten bahsediyorsunuz değil mi?

Kesinlikle, turizmin buna göre şekil almasını [bu konsepte yönelik olarak da hizmet verebileceğini] kast ediyoruz. Bununla alakalı bir çalışma yaptık ve 76 madde bulduk. Olay sadece otellerle sınırlı değil; pansiyonlar, moteller, tatil köyleri, İslami çerçeveye sokulabilecek tüm yiyecek ve içecek işletmelerinin, seyahat acentelerinin, tur operatörlerinin bu konseptte hizmet verebileceğini gördük. Mesela ulaşımla ilgilide kurvaziyer [kruvaziyer], yat limanı, havaalanı işletmelerinin de helal konsepte uygun hizmet verebilme durumu var. Mesela mesire yerleri de helal konsepte uygun olabiliyor ve bakınca çok kapsamlı bir tablo ortaya çıkıyor.

Çalışmalarınızı MÜSİAD’a mı önerdiniz?

Bu projenin temeli 2012 yılına dayanıyor. Türkiye'de 'Helal Turizm' konusu 2009 yılından itibaren konuşulur hale geldi. 2012 yılında da ben bu alanla ilgilenmeye başladım. Bu alanla ilgili birtakım çalışmalar yaptım sonrasında Öğr. Gör. A. Abdullah Turhan, MÜSİAD Antalya Proje ve Eğitim Uzmanı Emrullah Ahmet Turhan ile bu fikri şekle sokmaya çalıştık. Proje üzerinde belirli bir mesai sarf ettik. Emrullah beyin önerisi ile biz bu işi MÜSİAD kanalıyla devletimize sunalım dedik. Böyle bir açık var, böyle bir eksiklikler bütünü var. Bir sistem olarak çözüm üretilecek olursa ne üretilir üzerinden gittik. Nisan ayından itibaren de üç kişi olarak hem sektör hem MÜSİAD, hem akademi ayağında yoğunlaştık ve proje haline getirdik. Projemiz çok kapsamlı bir içeriğe sahip. Türkiye'de ise şu anda sistem helal gıda üzerinden işliyor. İkinciside helal otelcilik tarzında uygulamalar var. Fakat bunda da bazı sıkıntılar var. Helal otelcilikle alakalı sertifikasyona [çok geniş kapsamlı bir düzenlemeye] ihtiyaç var. Bu konuda TSE'nin yapmış olduğu bir çalışma var. Onun dışında özel bazı şirketler var. Bu şirketler belli bir sistem doğrultusunda ücretli bu sertifikaları veriyorlar ama hem sektörde bu sertifikalara karşı çok yoğun bir talep çok [yok hem de tüketicilerin farkındalığı tanıtım noksanlığından dolayı yetersiz düzeyde]. Örneğin Rus krizinin [Rus uçağı meselesinin] yaşandığı vakit zarar eden bir otel havuzun ortasında bir tente çekerek İslami otel olarak kendisini lanse ederek satış yapmaya çalıştı. Bu çok ciddi mağduriyetler ortaya çıkardı. [ve bu konseptte kaliteli hizmet veren diğer tesislerin imajını da dolaylı olarak zedeledi]

Helal Turizm Pazarının Ekonomik Büyüklüğünden ve Öneminden Bahseder misiniz?

Yakınımızda 400 milyonluk Müslüman bir nüfus var. Türkiye'nin yaklaşık 5 saatlik uçuş mesafesi içerisinde yer alıyor. Bu nüfusun 20 milyondan fazlası AB ülkelerinde ikamet ediyor. Ayrıca Körfez ve Arap ülkelerine baktığımız zaman yüksek gelir gurubundan kişiler var. Yakınımızdaki 5 ülkeden bahsetmek istiyorum. Bilhassa Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahri [Bahreyn] ve Umman. Bu ülkelerin geçen yıl yurtdışında tatile harcadıkları paraya baktığımız zaman 62.2 milyarlık bir harcama var. Bu önemli bir rakam. Aynı zamanda burada 54 milyon civarında turist var bu coğrafyada. Bu 54 milyon kişiden biz geçen sene sadece 822 bin kişiyi Türkiye'ye çekebilmişiz. 2015 yılında Türkiye'ye gelen turist sayısı 40 milyondu. Bu önemli bir rakamdı ve bu rakamla Türkiye dünyada turist karşılayan 6. ülkeydi. Son 10 yıldır da ilk 10 içerisindeyiz. 40 milyonluk turistik hareketten ise 30 milyonluk gelir elde ettik. Ama yakınımızdaki körfez ülkelerinde 62 milyar dolarlık bir turistik rezervi var ancak biz buraya nüfus [yeterince nüfuz] edemedik.  

 

 

Helal Turizm için Türkiye olarak neyde eksik kalmışız, neler yapmalıyız?

Olayın trajik tarafı da burada yatıyor zaten… [Yakın coğrafyadaki Müslüman turistlerin bile] Türkiye'de helal konsepte uygun tesislerin olduğunu bilmediğini görüyoruz. [Spesifik olarak bu konseptte planlı bir]  Tanıtım ve pazarlamamız yok. Bu pazara girmek gibi bir stratejimizde yok. Helal turizmde turistik çeşitlilik olarak mutlaka bunun yanına eklenmeli. Dünya genelinde 1.8 milyar Müslüman var. Bunun 2020 yılında 2.2 milyar kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünya geneline baktığımız zaman sadece geçen yıl tüm dünyada 121 milyon Müslüman kendi ülkesinden başka bir ülkeye tatile gitti. 156 milyon dolar para bıraktı. Biz bu paranın içerisinden çok cüzi bir miktar alabildik. Çünkü bu alana nüfus [nüfuz] edebilmiş değiliz. Aslında istatistikler bize şunu söylüyor. Dünyada en fazla Müslümanın ziyaret ettiği ikinci ülke Türkiye. Birincisi Suudi Arabistan. Fakat Türkiye'ye gelen bu 6 milyon kişi içerisinde ciddi sayıda gurbetçi vatandaşımız var. Bu vatandaşlarımızı çıkardığımız vakit geriye çok cüzi bir rakam kalıyor.  Biz aslında pazara nüfus [nüfuz] edemediğimizi görüyoruz. Çünkü insanların böyle bir konseptin olduğundan haberi yok. [ve tanıtım çabalarının da maalesef bu konseptte hizmet veren tesislerin bireysel gayretleri ile sınırlı kaldığını görüyoruz]

Peki sizin proje neleri öngörüyor, MÜSİAD işin neresinde olacak?

Birinci aşamada helal turizmle alakalı bir yönetmeliğin çıkarılması gerekiyor. İkincisi helal turizm stratejik plana [planına] ihtiyacımız var. Bunlar gerçekleştirilirken mutlaka sektör profesyonellerinin işin içinde olması lazım.  Bunun dışında başka eksikliklerde var. Türkiye'de helal turizm işletmecilerinin bir örgütlenme yapısı yok. Biz bu projenin içinde bu güç birliği platformunun da oluşturulmasını arzu ediyoruz. Hatta bununla alakalı MÜSİAD'ın destekleriyle bir girişim başlattık. Dernekleşme konusunda da Alanya'dan Kumluca bandına [bölgesine] kadar olan sahil bandındaki ilgili tesislerin tamamını [tesislerden ulaşabildiklerimizin tamamını tek tek ve yüz yüze] ziyaret ettik. Böyle bir açığın olduğunun onlarda farkındalar. Şu anda derneğin tüzük çalışmaları başladı. Bu derneğin bir vizyonu var. Bu derneğin [dernek] önce Türkiye genelinde ulusal bir derneğe dönüşsün istiyoruz. İkinci hedefimiz, en az [azından] İslam ülkelerine yayabileceğimiz uluslararası helal turizm birliği çatısı oluşabilir.  [Çatı örgütlenmesini Türkiye öncülüğünde oluşturmak]

Üçüncü hedefimizde, Türkiye öncülüğünde önce ulusal sonra uluslararası anlamda yeterli güce ulaşılırsa eğer devletimizin de desteğiyle yarın öbür gün bir takım diplomatik girişimlerle birleşmiş milletler dünya turizm örgütü bünyesinde helal turizmi dünya genelinde temsil eden bir ofis bir masaya sahip olmak gibi bir hedefimiz var. Bununda Türkiye öncülüğünde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Dünyada İstanbul ve Antalya Müslüman turistler için en iyi alışveriş merkezleri arasında yer alıyor. Biz bu fırsatı değerlendiremiyoruz. Biz ise bununla ilgili MÜSİAD'ın destekleriyle stratejik planın içinde ne olması gerektiği konusunda bir çalıştay organize etmeye çalışıyoruz. Mümkün olursa Kasım ayı içinde bunu organize edeceğiz. Helal turizmin durum analizini yapmak istiyoruz. İkinci aşamada da Türkiye'de helal turizm işletmelerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar ve çözüm önerilerini yazılı hale getirip kamuoyuyla [başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere ilgili kamu kurumları ve kamuoyumuz ile] paylaşmayı arzu ediyoruz.

Helal Turizm noktasında eksiklerimiz neler acil olarak ne yapmalı Türkiye?

Projemizin en önemli ayaklarından bir tanesi [Helal turizm yönetmeliği]. Bu yönetmeliğin bakanlık tarafından [Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından konunun paydaşlarını da sürece dahil ederek süratle] çıkarılabileceğini düşünüyoruz. Bu yönetmeliğinde tesis bazında neyin helal turizm bünyesinde olduğunu, neyin gerekli olduğunu vb gibi hukuki bir çerçevede çizilmesi lazım. [Bu yönetmeliğin tüm turizm sistemini Helal turizm uygulamaları çerçevesinde ele almasını, helal turizm konusunda sınırları çizerek ana ilkeleri hukuki zeminde belirlemesini, usulsüzlükler ve ortaya çıkabilen mağduriyetler noktasında yaptırımlar oluşturmasını arzu ediyoruz] Bu yönetmeliğinde içinde başka şeylerde [başlıkların da yer alması gerekiyor, bu yönetmeliği çok geniş kapsamlı bir alanın hukuki çerçevesi olarak görüyoruz]. Mesela akreditasyon, yönetmeliğin mutlaka sahada sertifika veren kurum ve kuruluşların hangilerinin akredite olması gerektiğini şartlarıyla mutlaka belirlemesi gerekli. Yoksa bu otorite boşluğu hem işletmelerin aldatılmasına izin verebilir.  Hem de işletmeden hizmet alan misafirlerin aldatılmasına için verebilir [zemin hazırlayabilir].

Projenin içinde başka bir şey daha önerdik. Türkiye turizmi son iki yılda birtakım sıkıntılar yaşadı. Türkiye'ye gelen turist sayılarına baktığımız zaman, [Türkiye'deki geleneksel/konvansiyonel turizmin ana pazarlarını] başta Avrupalılar, Almanlar olmak üzere, Ruslar oluşturuyor [Almanlar olmak üzere Avrupalılar ve Ruslar oluşturuyor]. Dolayısıyla bu şu anlama geliyor. [Özellikle] Almanya ve Rusya bazında baktığımızda bizim turizm sektörünün aslında Almanya ve Rusya pazarına ciddi oranda bağımlı olduğunu ortaya koyuyor [görüyoruz]. Bu da tabiki iktisadi anlamda bir risk dağılımı sorunu olduğuna işaret ediyor. Bu bağımlılığının yarattığı sorunları iki yıldır da yaşıyoruz. Bunun dışında bir alternatif daha var.  [Bu projede bir taraftan da bu risk dağılımı problemine bir alternatif olduğunu işaret ediyoruz. Ancak şunu da açıkça belirtmek isteriz ki bu proje Türk turizminin mevcut pazarlardan vazgeçmesini değil, bilakis mevcut Alman, Rus ve Avrupa pazarlarındaki başarıların geliştirilmesini bu pazarlara ilaveten Helal turizm pazarına da giriş yapılmasını, Müslüman seyahat pazarı için de turizmde alternatifler geliştirilmesini öneriyoruz. ]

Neden Türkiye' 'Helal Turizm' konusunda öncü olmalı?

[Türkiye,] 57 tane İslam işbirliği teşkilatı üyesi ülke arasında en fazla turist açık ara farkla karşılayan ülke. Turizm konusunda en ciddi bilgi birikimi ve tecrübeye sahip ülke. Altyapı imkanlarıyla baktığımızda Türkiye'nin neredeyse her yerine uçakla ulaşabiliyorsunuz. Türkiye'deki tesis yapısını ise Avrupa'da bulabilmeniz çok zor. Bulabilseniz bile çok yüksek rakamlar ödemek gerekiyor. 400 milyonluk Müslüman nüfusunun biz merkezindeyiz.  Aynı zamanda Türkiye'de turist sayısı arttıkça, turizm gelirlerinin düştüğünü gözlemliyoruz. Bu da daha dar gelirli misafirlere odaklanmamız [geleneksel turizm uygulamalarında gittikçe daha düşük gelir grubundan turistlere odaklanmak zorunda kaldığımızı, geleneksel turizmde belirli bir eğişe dayanarak ciddi bir pazar sıkışıklığı yaşadığımızı ispatlıyor] gerektiğinden kaynaklanıyor. Oysa Helal konsepti tercih eden turistlerin gelir düzeyleri ve eğitim düzeylerinin daha yüksek olduğunu [daha kalabalık ailelerden oluştuklarını ve daha fazla harcama yaptıklarını] görüyoruz.

 

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HAFTANIN KONUĞU

PEYZAJDA FARK ARAYANLARIN ADRESİ: VERTİCALLE

PEYZAJDA FARK ARAYANLARIN ADRESİ: VERTİCALLE Turuncu Peyzaj Yön. Kur. Bşk. Serkan Kanbur: “Yeter Ki Bize Ulaşsınlar, Türkiye’nin 81 İline Gider Güzelleştiririz”...

CEMAL ULU: “GÜVEN VE KALİTE MARKAMIZDIR”

CEMAL ULU: “GÜVEN VE KALİTE MARKAMIZDIR” İnşaattan tarıma, turizmden, iş güvenliğine altyapıdan üst yapıya kadar bir çok alanda faaliyetlerini sürdüren Ulu ...
  
Tüm hakları saklıdır. © 2010 Akdeniz Bülten
Sistemin alt yapısı MyDesign Haber Sistemi kullanılmakta olup, düzenlenmesi ve geliştirilmesi ZirveART tarafından yapılmaktadır. Sitemizin takibi için RSS Kaynağı kullanabilirsiniz. Eğer yetkiliyseniz Yazar Girişi yaparak kontrol paneline ulaşabilirsiniz yada makale ve haberlerinizi yayınlamak için Yazarlık Başvurusu yapabilirsiniz. Sitedeki tüm içerik ve metaryeller izinsiz ve kaynak gösterilmeden alınamaz.
Facebook Akdeniz BültenTwitter Akdeniz BültenDelicious Akdeniz Bülten