Hayallerini cama yansıtıyor

Hayallerini cama yansıtıyor

Cam işleme sanatı nesli tükenmeye yüz tutan sanatlar arasına girmişse de gidişat gün geçtikçe iyileşiyor. Bu durum hobi veya meslek olarak da cam sanatına duyulan ilginin canlanmasına neden oluyor. Cam sanatında önde gelen isimler arasında gösterilen Hale Feriha Hendekcigil de cama yaptığı dokunuşlarla birbirinden güzel sanat eserleri ortaya çıkarıyor.

19 Şubat 2020 - 16:39 - Güncelleme: 19 Şubat 2020 - 22:16

’Dünya’ya geldiysem bir şey yapmalıyım’ diyerek çıktığı bu yolculukta, cam sanatı ile tanışmış işine âşık bir sanatçı. Toplumsal çevrenin ‘’işsiz kalacaksın’’ baskısını bir kenara bırakıp, özünden gelen güce sımsıkı tutunmuş. Bugün yaptığı eserlerle hem Türkiye’de hem de dünyada tanınmış; genç ve dinamik bir kişiliğe sahip.  Akademik alanda da oldukça başarılı. Sahip olduğu imkânları bazende talihsizlikleri fırsata çevirerek tutkuyla gece gündüz çalışmış. Hale Feriha Hendekcigil’in hikâyesi Eskişehir’de başlıyor. 6. Sınıf öğrencisiyken güzel Sanatlar Lisesi’ne gitmeye karar vermiş. Resim yapma kabiliyetine sahip. Ailesinin de desteği ile Eskişehir Anadolu üniversitesi’nin Cam sanatı bölümünde buluvermiş kendini. Nefes ve ateşle harlanan sanat yaşamını bu röportajımızda siz kıymetli okuyucularımız için konuştuk. Keyifli okumalar…

Hale hanım merhaba öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için ve sanat atölyenizin kapılarını bizlere açtığınız için çok teşekkür ederiz.

Sizi daha yakından tanımak istiyoruz, Cam sanatı ile ilk ne zaman tanıştınız?

Merhabalar. Öncelikle sizleri ağırlamak benim için bir onurdur ve sizleri burada gördüğüm için duyduğum mutluluğu da dile getirmek isterim. Sanat ve sanatın dalları ile tanışmam çocukluğuma dayanıyor olsa da birikimlerimi cam sanatı ile harmanlamam 2010 yılında Türkiye’nin tek cam bölümünü barındıran Anadolu Üniversitesi’ndeki eğitimime başlamam ile gerçekleşti.

Cam sanatını diğer görsel sanat dallarından ayıran özellikler nelerdir?

Şunu belirtmem gerekir ki, cam geçişkenliği yüksek ve şeffaf bir malzeme. Bu özelliği onun anlatım gücünü gerçekten çok yükseltiyor. Öyle bir malzemeki ışık ile dans edebiliyor. Cam bir esere yaklaştığınız açı çok önemli bu yüzden, siz hareket ettikçe o da size eşlik ediyor. Camın bir başka ayırıcı özelliği ise üretim aşamasında ellerinizin yanında nefesiniz, nefesinizin yanında da hislerinizi katmanıza olanak vermesidir.

Sanat dediğimiz olgu aslında başlı başına incelik gerektiriyor. Her sanat dalında olduğu gibi cam sanatında da belli başlı incelikler vardır. Nedir bunlar?

Cam, sert olduğu kadar kırılgan bir malzeme. Ama bundan daha da önemlisi bu sert malzemenin bir sanat eserine dönüşebilmesi için ulaşması gereken çok yüksek bir sıcaklık var. Camı işleyebilmek için onu 850 derece ile 1200 derece arasında ısıya maruz bırakmak gerekiyor. O yüzden aslında bir cam sanatçısı adeta bir yarışçıdır da. Bu yarışta zamanla yarışırsınız ve malzemeyi o kadar iyi tanımalısınız ki yeterince soğumadan onu şekillendirmeli ya da yeterince sıcak değilken ona dokunmaya başlamalısınız. Camın en büyük inceliği ona şekil veren kişinin de onun formuna bürünebilmesinden geçer. Aksi takdirde ya sertleşip şekillendirmenize izin vermeyecektir ya da size boyun eğip kırılıp gidecektir.

Biraz da yaratıcılık sürecinden ve bir objenin hangi aşamalardan geçtiğinden bahsedelim mi?

Her sanat eserinde olduğu gibi cam sanatında da her şey önce hayal etmekten geçiyor. Daha sonra bu hayal ürününü bir eskiz çizimi ile şekillendirmeye başlıyorum. Eserin tam olarak ortaya çıkması ise çamurdan yaptığım modelleme ile oluyor. Bu aşamadan sonra hangi cam tekniğinin eserin üretimi için daha uygun olacağına karar veriyorum. Bu teknikler camın geçireceği aşamaları belirliyor; eriyik camdan alınan tutamların pipo denen bir metal çubuk yardımıyla üflenip şekillendirilmesi, modelin kalıbı alınarak camın bu kalıpta şekillendirilmesi, cam çubuğun lav ile eritilmesi, camın elmas başlıklar ile modellenmesi ve daha birçok teknik ve aşamasından bahsedilebilir. Burada hepsinden bahsetmek gerçekten zor olacaktır. :)

Aslında ‘’cam’’ dediğimizde, aklımıza düştüğü anda kırılan bir parça geliyor. Siz, elinizden çıkan ürünlerin daha dayanıklı olması ve kırılmaması için hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?

Toplumsal olarak bu önyargıdan kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Seramik bir eserde çok rahat kırılabilir, bir tablo yırtılabilir ya da metal bir eser düştüğünde formunu kaybedecek kadar eğilebilir. Cam da aslında diğer sanat eserlerinden bu konuda çok farklı değil bence.

Her sanatın ve sanat eserinin bir amacı vardır. Sizin eserlerinizde ise özellikle insan silueti gözümüze çarpıyor. Bunun özel bir nedeni var mı?

Çocukluğumdan beri insanları izlemeyi hep sevmişimdir. İnsanların yüzlerinde biriken, duygu, düşünce, öfke ve sevgi ifadeleri beni hep yakalamıştır. Yüzler benim için gerçek birer his aktarıcıları. İnsan olmak karmaşık bir durum, eserlerimde eklediğim her insan silueti bu karmaşıklıkta benzer hayalleri olan insanlarla buluşuyor bence. Eserlerimi seven insanlardan aldığım tepkiler hep bu yönde.

Geçtiğimiz yıl ‘8. Bazaart Sanat Yarışması Özel Ödülünü aldınız. Devamı gelecek mi dersiniz? Yakın zamanda bu tür projelerde isminiz yer alacak mı?

Her geçen gün yeni yarışmalar, sergiler ve fuarlarda yer almaya devam ediyorum ve bunun beni dinamik tuttuğunu düşünüyorum. Bu sene içerisinde de gerek yurt içi gerek yurt dışı sergilere katıldım. Geçtiğimiz Eylül ayında Prag’da gerçekleşen Stanislav Libensky yarışmasında sergilenen eserim Prag’ın cam eserleri koleksiyonuna alındı. Bu ödüllerin ve sergilerin devamı geleceği konusunda endişeniz olmasın, çünkü ben onlarda yer almak için üretmeye devam edeceğim.

Aralık ayı içerisinde “8. Uluslararası Ege-Art” sergisinde ve Ankara’da ‘Galeri Soyut’ tarafından düzenlenen “Yeni Aralık” sergisinde olacağım.

Yakın zamanda yer alacağım ve beni çok heyecanlandıran bir projeden bahsetmem gerekirse; Yönetmenliğini Serhat Özdemir’in yaptığı “Transparence Movie Series “the glass”” belgeselini belirtmeliyim. Cam sanatıyla uğraşan içlerinde benimde yer aldığım üç sanatçının hayatının konu alındığı bir belgesel film.

 Unutamadığınız bir sergi açılışınız oldu mu?

Her sergi, her açılış cam ile yürüdüğüm sanat hayatımda sanki bir basamak daha yükseldiğimi hissettiriyor. O yüzden gerçekten her birisi ayrı ayrı unutulmaz katılımlar benim için ama içlerinden birisini belirtmem gerekiyorsa bu Antalya’da daha atölyemi bile kurmadan önce Kaleiçi’nde yer alan ATSO Vakfı Evi’nde kruatörlüğünü de kendim yaptığım “Orda Bir Yerde” sergisi olur.

Bu sanatı tercih edecek olan genç nesile ne gibi önerilerde bulunursunuz? Gençler bu sektörde kendilerini nelere hazırlamalılar?

Cam sanatı şu an gelişmekte olan dinamik bir bölüm ve bu birçok fırsatı beraberinde getirmekte ama bunu bir avantaja çevirmek ise tabiiki kişinin elinde. Bu açıdan söyleyebilirim ki, cam sanatı ile ilgili arzusu olan genç bir kişi kendisini yaşayan bir sanat dalı içerisinde bulacak . Bu sanatla ilgilenenlere verebileceğim en güzel öneri ise, araştırma, öğrenme, keşfetme, yaratma heveslerini korumaları, gezerek, öğrenerek, sanatçılar ve eserleri ile iletişim kurarak kendilerini geliştirmeleri olacaktır.

Son olarak uluslararası deneyime sahip olan bir sanatçısınız, bu sanatınıza neler kattı?

Her kültürün, insanların yaşayış biçimini belirleyen farklı bileşenleri var. Daha renkli ya da sade olmalarından, sakin yada hareketli hatta sıcakkanlı ya da seviyeli olmalarından bile bahsedebiliriz. Japonya’da katıldığım workshop sonrası Japon kültürünün dinginliği birkaç eserime gerçekten yansıdı. Ama en önemlisi bu farklı yönlerin estetik anlayışlarında yarattığı renkler. Her katıldığım yurtdışı etkinlikte bu renklerden birkaçını daha tanıdığımı ve öğrendiğimi hissediyorum. Bunun yanında şunu da belirtmeliyim ülkemi temsil edebiliyor olmanın verdiği gururu her seferinde sonuna kadar hissediyorum. Röportajımızı kabul ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ederiz. Hem bu sanata yönelmek isteyen genç kuşağa, hem de cam sanatına kıymet veren okuyucularımıza güzel bir söyleşi gerçekleştirmiş olduk.

 

HAKKINDA

Hale Feriha Hendekcigil, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Bolu Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde tamamladığı orta eğitiminin ardından 2010 yılında Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Cam Bölümü’nü kazanmıştır ve 2014 yılında mezun olmuştur. Şu an Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Cam Bölümü’nde Yüksek Lisans yapmaktadır. İsveç, Çek Cumhuriyeti, Hollanda ve Türkiye’de çeşitli karma sergilere katılmıştır. Bölümündeki eğitiminin yanı sıra çeşitli burslar alarak Cam Ocağı Vakfı’nda uzun dönem atölye çalışmalarına katılmıştır. Soğuk cam heykelde Vladimir Klein, kuma dökümde Pino Cherchi, sıcak cam üflemede Rob Stern, Jiri Pacinek ve Janusz Pozniak gibi alanında yetkin sanatçılardan eğitimler almıştır. Çek Cumhuriyeti Praha Stanislav Libensky müze koleksiyonunda ve İsveç Glass Factory müzesinde eserleri bulunmaktadır.

 

Röportaj: Zeynep ÇAYIR

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sağlık Bakanı Koca son vaka ve ölüm sayısını açıkladı!
Sağlık Bakanı Koca son vaka ve ölüm sayısını açıkladı!
Antalya’nın kalbinde mısır ekimi başlıyor
Antalya’nın kalbinde mısır ekimi başlıyor