AZ İNSAN, ÇOK MUTLULUK DİYECEK LÜKSÜMÜZ YOK!
Reklam
Dilek Bozkurt Özgenç

Dilek Bozkurt Özgenç

DİLEKÇE
  • Youtube
  • Instagram

AZ İNSAN, ÇOK MUTLULUK DİYECEK LÜKSÜMÜZ YOK!

06 Mayıs 2022 - 15:28

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları'na göre, Türkiye'de ikamet eden nüfus, 84 milyon 680 bin 273 kişiye ulaştı. Yani kaba bir hesapla Cumhuriyetimizin 100’üncü yılana 90 milyona yakın bir nüfusla merhaba demeye hazırlanıyoruz.  Yaklaşık 3 milyona yaklaşan nüfusu ile Antalya’mız Türkiye’nin beşinci büyük kenti. Buna Turizm sezonun da eklediğimizde İl nüfusu on milyonları rahatlıkla geçiyor. Bu kadar turistin gelmesi tabi ki ilimiz, ülkemiz için çok iye. Gönül elbette az insan çok mutluluk diyecek ama bizim ekonomik sebepleri de göz önüne aldığımızda öyle bir lüksümüz maalesef yok L… Aksine ne kadar çok turist o kadar döviz o kadar gelir olarak baktığımız bir dönemdeyiz.

TL’nin Değer Kaybı Turizm İçin Avantaj…

Ülkemiz doğal güzellikleri ve zenginlikleri bakımından yeryüzündeki bir cennet. Bunu dünya biliyor. O yüzden turistler geliyor. Ancak Türkiye’nin turizmden elde ettiği gelir hâlâ istenilen seviyede değil. Yaz turizmine odaklanıldığı için Türkiye’nin potansiyelinin kullanılamadığı gerçeğini bir türlü kabul edemiyoruz. Oysa  doğru yatırımlarla 12 ay boyunca turist çekip milyarca dolar gelir elde edebilmek mümkün.

Yaz Bitsin, Turist Bitmesin… 

Türkiye’de turizm denince maalesef;  deniz, güneş, kum yani yaz ayları akla geliyor. Hatta,  “Yaz bitince turizm mevsimi bitti denir. Bu yanlış algıyı değiştirmeliyiz. Başta kış kayak, inanç, kültür, tarih, yayla turizmini planlayıp yatırımcılara sunmalıyız.  Böylelikle hem yurdumuzun birçok ilini kalkındırmış hem de turizmi 12 aya yaymış oluruz.

Dağlarımız Bile Turizme Kazandırılmalı…

Türkiye’de 274 tane 3 bin metrenin üstünde dağ olduğu önemli bir artımız. Bunların birkaçında kış ve kayak turizmi olarak değerlendiriliyor ve genelde yurt içine hitap ediyor. Dağlarımızı uluslararası standartta kar turizmine göre planlarınsa Erzurum Palandöken, Kayseri Erciyes, Kocaeli Kartepe, Bolu Kartalkaya Erzincan Ergen, Kastamonu Ilgaz Dağı kayak merkezlerine dönüştürebiliriz. Dünya kayak turizminin yüzde 75’ini Avrupa alıyor. Bunun nedeni Alp Dağı’nı İtalya İsviçre ve Avusturya ortak kullanarak kazanç sağlıyorlar. Hollanda’nın yüksek dağı olmadığı için atık malzemeden tepecik yaparak kayakçılara sunarken Dubai alışveriş merkezinin içine kayak pisti yaparak misafir çekmeye çalışıyor. Yurdumuz dağ zengini bir ülkedir. Kilometrelerce uzunlukta pistleri dik eğimli dağları vardır. Bunları ekonomimize kazandırmalıyız. Bu sayede özellikle kış aylarında istihdama da  ciddi katkı sağlanacaktır.

İnanç, kültür, tarih turizminin de önemsenmesi gerekir. Ülkemizde 77 tane antik kent var. Yeni bulunanlarla bu 100’e çıkıyor. 81 ilimiz olduğu düşünüldüğünde şehirlerimizden çok antik kente sahibiz. Yurdumuzun yüzde 8’i sit alanı bu özelliği ile bile açık hava müze konumundadır. Birçok tarihi eserimizin yıpranıp yok olduğunu biliyoruz. Yap iyileştir devret modeliyle tüm bu eserleri iyileştirmeli, tarih inanç ve kültüre meraklı misafirlere sunmalıyız. Böylelikle Anadolu’daki birçok ili turizmle tanıştırmış oluruz.  Dünyanın ilk kilisesi Antakya’dadır İncil’de adı geçen 7 kilise batı Anadolu’dadır. İlk Hristiyanların yurdu Kapadokya’dır Noel Baba Demrelidir ve kilisesi de Demre’dedir. Aziz Paul Tarsusludur. Meryem Ana’nın evi Efes’tedir. Ortodoksların ruhani lideri Fener Rum Patriği İstanbul Balat’tadır. Bunları daha çok değerlendirmeli 12 ay turizmini yakalamalıyız. Antalya’da İspanya’nın 2 katı kadar yatak kapasitesi varken Hatay, Mersin, Adana’da deniz turizmi yok. Hatay Samandağı dünyanın en uzun 12. Plajı konumunda. Aynı şekilde Yumurtalık, Karataş, Anamur, Silifke, Erdemli gibi ilçeleri deniz turizmi için planlamalıyız. Unutmamak gerekir ki; dünya da en çok para harcayan turist iş insanıdır yeteri kadar hotel, havalimanı ve alt yapısı olan Antalya ve İstanbul’a konferans ve fuar alanları yapılmalı böylelikle her ay milyonlarca iş insanı ağırlamanın imkânı yaratmalıyız.

Özetle potansiyel çok çok fazla ama yine de istenen katma değer, döviz girişi halen yok… Artık bu döngüyü kırma zamanı gelmedi mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar