Röportaj. Dilek BOZKURT ÖZGENÇ
Hayatın içinden, sıcacık bir sohbetle başlayan bu röportajda karşımızda; emeğiyle, disipliniyle ve yenilikçi bakış açısıyla kendi markasını zirveye taşıyan bir isim var: İş İnsanı Bahri Kaya. Onun hikâyesi, aslında her girişimcinin içinden geçtiği bir yolculuğu anlatıyor. Genç yaşta başladığı hizmet sektöründe yıllar boyunca biriktirdiği tecrübeleri, lezzetle ve müşteri memnuniyetiyle harmanlayarak “Food in Box” markasında hayat bulmuş. Sadece bir restoran kurucusu değil, aynı zamanda ekibiyle birlikte “mutluluk servis eden” bir lider Bahri Kaya. Bu söyleşimizde, iş hayatına bakışını, gastronomi dünyasında kalıcı olmanın sırlarını ve geleceğe dair hedeflerini samimi bir dille bizlerle paylaşıyor.

Sayın Bahri Kaya, öncelikle sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? İş hayatına nasıl başladınız, bugüne kadar hangi alanlarda faaliyet gösterdiniz?
İş hayatına genç yaşta, hizmet sektöründe başladım. Yaklaşık 30 yıldır bu alanda aktif olarak faaliyet gösteriyorum. Zaman içinde farklı konseptler ve işletmelerde edindiğim tecrübeleri kendi markamı oluşturmak için biriktirdim. Bugün geldiğimiz noktada hem işletmecilik hem de girişimcilik anlamında sektörün gelişimine katkı sağlamaktan mutluluk duyuyorum.
Food in Box’ı kurma fikri nasıl ortaya çıktı? İşletmenizin kuruluş ve başarı hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?
Food in Box’ı kurma fikri, insanların hızlı yaşam temposuna uygun ama kaliteli ve lezzetli yemek arayışından doğdu. Amacım sadece bir restoran değil; lezzet, kalite ve hizmetin birleştiği bir deneyim sunmaktı.
Misyonum, ilk günden itibaren müşteri memnuniyeti ve kaliteli hizmet anlayışıdır. Çalışma arkadaşlarımı da bu prensip doğrultusunda seçmem sayesinde bu başarıya ulaştık.

Gastronomi sektöründe girişimci olmak isteyenlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
En önemli tavsiyem, bu işe yalnızca “kazanç” gözüyle değil, insanları mutlu etmeye odaklanarak yaklaşmaktır.
Gastronomi; emek, sabır, disiplin ve yenilikçi düşünce gerektiren bir alandır. Bu unsurlar olmadan başarının kalıcı olması mümkün değildir. Ayrıca sürekli öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açık olmak, iş hayatında sürdürülebilir başarının en temel şartıdır.
Son yıllarda sağlıklı beslenme trendi giderek yükselişte. Siz bu konuda nasıl bir yol izliyorsunuz?
Günümüzde sağlıklı beslenme artık bir tercihten çok bir yaşam biçimi haline geldi. Bu nedenle Food in Box olarak biz de menülerimizde dengeli beslenmeye önem veriyoruz. Ürünlerimizin taze, doğal ve mümkün olduğunca katkısız olmasına dikkat ediyoruz. Ayrıca vegan ve glütensiz alternatifler gibi seçenekleri sunarak her kesime hitap etmek ve akla gelen ilk tercih olmaya çalışıyoruz.
Pandemi sonrası tüketici alışkanlıklarında gözlemlediğiniz en büyük değişim ne oldu?
Pandemi, insanların dışarıda yemek yeme alışkanlıklarını ciddi şekilde değiştirdi. Hijyen, güven ve hız artık en önemli kriterler. Biz de bu dönemde paket servis ve dijital sipariş altyapımızı güçlendirdik. Müşteriyle güven temelli bir ilişki kurmak önceliğimiz oldu.
Sürdürülebilirlik, gıda israfının önlenmesi ve çevre dostu ambalaj gibi konular sektörün gündeminde. Siz bu alanlarda nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik artık sadece bir trend değil, bir sorumluluk. Bu bilinçle gıda israfını en aza indirmeye, çevre dostu ambalajlar kullanmaya özen gösteriyoruz. Ayrıca yerel üreticilerle çalışarak hem çevreye hem de ekonomiye katkı sağlamayı amaçlıyoruz.
Yerli üreticilerle iş birliği ve tedarik zincirinde yerel kaynakları kullanma konusunda işletmenizin yaklaşımı nedir?
Yerel üreticiler bizim için çok kıymetli. Hem taze ürün temini açısından hem de bölgesel ekonomiyi desteklemek adına yerli kaynaklarla çalışıyoruz. Antalya ve çevresi bu konuda oldukça zengin bir bölge; bu potansiyeli değerlendirmeye özen gösteriyoruz.
Antalya, gastronomi ve turizm açısından çok önemli bir şehir. Sizce Antalya’nın gastronomi potansiyeli yeterince değerlendiriliyor mu?
Antalya, sadece turizmde değil, gastronomide de dünyanın sayılı şehirlerinden biri olabilir. Ancak bu potansiyel henüz tam olarak değerlendirilmiyor. Yerel mutfağın, uluslararası standartlarla buluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda tüm işletmecilerin ortak bir vizyonla hareket etmesi önemli.
İş dünyasında başarıyı neye bağlıyorsunuz?
Başarı bence istikrara, özveriye ve doğru insanlarla çalışmaya bağlı. Her zaman söylediğim gibi, iş sadece sizle değil, ekibinizle büyür. Başarı, bir ekip ruhu işidir.
Bir iş insanı olarak en büyük motivasyon kaynağınız nedir?
En büyük motivasyonum, emek verdiğim bir işin insanlara dokunması. İşyerinden mutlu ayrılan bir misafirimizin memnuniyetini görmek, duymak günün tüm yorgunluğunu unutturuyor. Ayrıca ekibimin gelişimini görmek de beni motive eden en güçlü unsurlardan biri.
Girişimcilikte sizi en çok zorlayan konu ne oldu ve bu zorluğun üstesinden nasıl geldiniz?
En büyük zorluk, değişime ayak uydurmak oldu diyebilirim. Sektör çok hızlı dönüşüyor. Ancak bu değişimi tehdit olarak değil, fırsat olarak gördüğünüzde işler kolaylaşıyor. Sürekli yenilenmek, sürdürülebilir başarının anahtarı.
Genç girişimcilere özellikle bu dönemde hangi alanlara yönelmelerini önerirsiniz?
Gençlere en büyük tavsiyem, sabırlı olmaları. Başarı bir anda gelmiyor. Araştırarak doğru zamanda doğru adımı atmak ve her zaman öğrenmeye açık olmak çok önemli. Ayrıca hangi işi yaparlarsa yapsınlar, öncelikle o işi “sevmeleri” gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde iş hayatınızla ilgili yeni projeleriniz var mı?
Önümüzdeki dönemde Food in Box markasını farklı şehirlerde de konumlandırmayı planlıyoruz. Ayrıca dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, markamızı ulusal ölçekte bilinir bir seviyeye taşımak.










