<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık Rotası</title>
         <link>https://www.akdenizbulten.com//</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Burun Açıcı Spreylerde Tehlikeli Döngü: "Kullandıkça Daha Çok Tıkanıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[KBB Uzmanı Op. Dr. Mustafa Türker, burun tıkanıklığından horlamaya, uyku apnesinden geniz eti problemlerine kadar toplumda sık görülen KBB hastalıklarıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Türker, uzun süren ve tekrarlayan şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Röportaj: Süheyla Özer Bozkurt    -     Fotoğraf: Ece Özgenç

Mevsim değişiklikleriyle birlikte artış gösteren burun ve kulak hastalıkları, çocuklarda sık görülen geniz eti problemleri, toplumda oldukça yaygın olan horlama ve uyku apnesi… KBB hastalıkları günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Özellikle uzun süren burun tıkanıklığı, sürekli horlama ve uykuda nefes durması gibi şikâyetlerin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerekiyor. KBB Uzmanı Op. Dr. Mustafa Türker, KBB hastalıklarının nedenleri, hangi belirtilerin dikkate alınması gerektiği ve tedavi seçenekleri hakkında merak edilenleri anlattı. Türker, burun tıkanıklığından uyku apnesine, lazerle uygulanan tedavilerden geniz etinin tekrar büyüme ihtimaline kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Merhaba hocam, öncelikle sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtabilir misiniz? 
 
Antalya doğumluyum. Üniversiteyi İstanbul Çapa’da okudum. Sonra Ege Üniversitesi’nde ihtisas yaptım. 2,5 sene Giresun’da çalıştım. 99 yılında beri Antalyadayım. Evliyim, iki çocuğum var.

KBB hastalıkları toplumda oldukça sık görülüyor. En sık karşılaştığınız şikâyetler neler?

Genellikle yazın kulak hastalıkları artar, kışın burun hastalıkları artar. Okullar başlayınca üst solunum yolu enfeksiyonları artar. Çocuklarda sıkça geniz eti problemleri, kulak işitme problemleri görülür. 

Burun tıkanıklığı ne zaman basit ve geçici bir sorun olmaktan çıkar? Sürekli burun tıkanıklığı hangi hastalıkların habercisi olabilir? 

Burun tıkanıklığı aslında herkeste zaman zaman görülebilen bir durum. Burunun temel fonksiyonlarından biri, alınan havanın burun içerisinden geçerken ısıtılması, temizlenmesi ve nemlendirilmesidir. Bunun gerçekleşmesi için havanın burun içerisinde belirli bir dirençle, yani bir miktar sürtünerek ilerlemesi gerekir.Dolayısıyla burunun tamamen açık, adeta bomboş olması da sağlık açısından istediğimiz bir durum değildir. Önemli olan,  burun fonksiyonlarının normal seviyede olmasıdır. Burun tıkanıklıkları özellikle mevsimsel olarak, alerjik nedenlerle bahar aylarında artabilir. Bunun dışında septum deviasyonu, yani burun bölmesindeki eğrilikler, yıl boyunca devam eden burun tıkanıklığına neden olabilir. Bir de hepimizde bulunan konkalar, yani burun etleri vardır. Bunlar havayı ısıtma, temizleme ve nemlendirme görevlerinde rol oynar. Grip ve nezle sırasında büyüyebilirler. Alerjik nedenlerle veya yapısal sebeplerle de büyümeleri mümkündür. Normalde burun etlerinin büyüyüp küçülmesi arasında doğal bir düzen vardır. Örneğin bir dönem sağ taraf daha fazla şişerken diğer tarafta hava geçişi artar, sonra bu durum değişebilir. Ancak bu düzen bozulduğunda iki tarafın da sürekli şişmesi söz konusu olabilir. Özellikle sürekli burun açıcı sprey kullanan kişilerde bu problemle karşılaşabiliyoruz. Hasta burnu tıkandıkça sprey kullanıyor, spreyin etkisi geçince burun yeniden tıkanıyor ve tekrar sprey kullanıyor. Böylece bir kısır döngü oluşuyor. Halk arasında buna “burun spreyi bağımlılığı” deniyor. Bu tür durumlarda burun etlerini küçültmeye yönelik tedaviler uygulanabiliyor. Ben kendi muayenehanemde lazerle, ameliyatsız şekilde burun etlerini bir miktar küçültmeye çalışıyorum. Buradaki amaç burun etlerini tamamen ortadan kaldırmak değil. Hedefimiz, hastanın doğal bir insan kadar rahat nefes almasını sağlamak. Yani tedavide ihtiyacın ötesine geçmemek gerekiyor.

Peki horlama ne zaman bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilmelidir? Horlayan herkesin gerçekten bir problemi var mıdır?

Horlama ve uyku apnesi çok faktörlü, yani birçok farklı nedeni olabilen durumlardır. Bir hastayı görmeden, anatomisini değerlendirmeden “Sizin horlamanız kesin olarak bundan kaynaklanıyor” demek doğru değildir. Hastanın yaşına, anatomik yapısına, kilosuna, burun durumuna, damağına ve daha birçok faktöre bakmak gerekir. Yaş ilerledikçe erkeklerin yaklaşık yüzde 40’ı, kadınların da yaklaşık yüzde 30’u horlayabiliyor. Bunun nedenlerinden biri yer çekiminin etkisiyle yumuşak damak ve küçük dil bölgesindeki dokuların aşağı doğru hareket etmesi. Kişi yattığında yumuşak damak aşağı doğru sarkarsa, hava bu bölgeden geçerken titreşim oluşur ve horlama meydana gelir. Basit horlamaların ve uyku apnesinin önemli nedenlerinden biri de yumuşak damak bölgesindeki bu değişikliklerdir. Ancak burada küçük dille ilgili yanlış bilinen bir nokta var. Halk arasında “küçük dil uzadığı için horluyorum” deniyor. Aslında çoğu zaman küçük dil uzadığı için horlamıyoruz. Damaktaki sarkma nedeniyle küçük dil travmaya uğrayıp şişebiliyor. Yani biraz tavuk-yumurta meselesi.

Hafif ve uygun hastalarda lazerle damağı sıkılaştırmaya yönelik uygulamalar yapılabiliyor. Ben burada NightLase olarak adlandırılan bir uygulamadan yararlanıyorum. Fotona cihazıyla uygulanan bu yöntemde iğne, kesme veya anestezi gerektirmeden, daha yumuşak bir lazer uygulamasıyla damağın sıkılaştırılması hedefleniyor.

Burada özellikle bir ayrım yapmak gerekiyor. Geçmişte horlama ameliyatlarında farklı özellikte, dokuyu kesmeye yönelik lazerler kullanılıyordu. O yöntem oldukça ağrılı olabiliyordu ve artık bizim bahsettiğimiz uygulama bu değil. Kullanılan lazer teknolojisi ve uygulama şekli farklı.

Tabii ki hastanın bademcikleri çok büyükse, burun tıkanıklığı ciddi düzeydeyse veya belirgin bir anatomik problem varsa bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Uyku apnesinde ise durum daha ciddi. Hastayı gerekli şekilde araştırmadan doğrudan ameliyat etmek doğru olmayabilir. Çünkü bazı hastalarda ameliyat yerine cihaz tedavisi gibi seçenekler daha uygun olabilir.

Uyku apnesinde kişinin uykusu sürekli bölündüğü için yeterince derin ve dinlendirici uyku elde edilemez. Bu da gündüz ciddi yorgunluğa, dikkat ve enerji kaybına yol açabilir. Özellikle uzun yolda uyuyakalıp kaza yapan kişilerde uyku apnesi önemli bir risk faktörüdür.

Ben bunu şöyle tarif ediyorum: Uyku apnesi, el freni çekilmiş bir arabayı kullanmaya benzer. Gaza basıyorsunuz ama araç verimli şekilde ilerleyemiyor. Uyku apnesini doğru şekilde tedavi ettiğinizde kişinin enerjisi, dikkat düzeyi ve genel yaşam kalitesi ciddi şekilde iyileşebilir.

Horlamada kilo ve sigaranın etkisi var mı?

Kesinlikle var. Kilo bu işin önemli faktörlerinden biri. Horlayan bir kişi kilo aldığında horlaması artabilir, kilo verdiğinde azalabilir. Tabii bunun kişiden kişiye değişebileceğini de belirtmek gerekiyor.

Sigara da önemli faktörlerden biri. Bunun dışında yaş, anatomik yapı, burun tıkanıklığı, yumuşak damak ve daha birçok etken horlama ve uyku apnesinde rol oynayabilir.

Bu nedenle uyku apnesini tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Önce hastanın değerlendirilmesi, gerekiyorsa uyku testlerinin yapılması ve sonrasında uygun tedavinin belirlenmesi gerekir.


Son olarak, geniz eti ameliyatından sonra geniz eti tekrarlar mı?

Bunun pratik cevabı genellikle hayır. Ancak çok nadir durumlarda tekrar büyüme görülebilir.

Özellikle çok küçük yaşlarda, kulakta sıvı birikmesi veya işitme kaybı gibi problemler nedeniyle ameliyat edilmek zorunda kalan çocuklarda tekrar ihtimali gündeme gelebilir.

Fakat burada önemli bir yanlış anlaşılma var. Geniz eti burnun arka tarafında bulunur ve büyüdüğünde burun tıkanıklığı, akıntı ve horlama gibi şikâyetlere yol açabilir.

Diyelim ki çocuk ameliyat oldu ve sonrasında grip geçirdi. Grip sırasında burun etleri şişebilir ve çocuk yeniden burun tıkanıklığı, akıntı veya horlama yaşayabilir. Aile de doğal olarak “Geniz eti tekrar büyüdü” diye düşünebilir.

Oysa her burun tıkanıklığının nedeni geniz eti değildir. Burunun ön tarafındaki burun etlerinin şişmesi de aynı şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle ameliyat sonrası benzer şikâyetlerin ortaya çıkması, tek başına “geniz eti tekrar etti” anlamına gelmez. Öncelikle hastanın muayene edilmesi ve tıkanıklığın gerçek nedeninin ortaya konması gerekir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor/41523/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:41:03 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>