<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık Rotası</title>
         <link>https://www.akdenizbulten.com/saglik-rotasi/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Horlama ve Uyku Apnesi Hafife Alınmamalı]]></title>
			<description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve uyku apnesinin yalnızca gece ortaya çıkan basit bir uyku problemi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, tanı ve tedavi sürecinde hava yollarının ayrıntılı değerlendirilmesinin önemini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Horlama, toplumda oldukça sık karşılaşılan bir sorun olsa da bazı kişilerde daha ciddi bir sağlık probleminin habercisi olabiliyor. Uyku sırasında nefesin tekrarlayan şekilde durmasıyla karakterize tıkayıcı uyku apnesi, kişinin uyku kalitesini bozmasının yanı sıra uzun vadede çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.

Horlama ve uyku apnesi nedir?

Doç. Dr. Sema Koç'un verdiği bilgilere göre horlama, uyku sırasında küçük dil, yumuşak damak ve dil kökü bölgesindeki kasların gevşemesiyle bu dokuların titreşmesi sonucu ortaya çıkan gürültülü solunum sesi olarak tanımlanıyor. Apne ise nefesin en az 10 saniye süreyle durması anlamına geliyor. Tıkayıcı uyku apne sendromunda ise uyku sırasında üst solunum yollarında tekrarlayan tam veya kısmi daralmalar meydana geliyor ve buna sıklıkla kandaki oksijen seviyesinde düşüş eşlik ediyor.

Sabah yorgun uyanıyorsanız dikkat

Uyku apnesi bulunan kişilerde uyku sırasında istenen uyku derinliğine ulaşılamaması ve kandaki oksijen seviyesinin düşmesi nedeniyle çeşitli şikâyetler ortaya çıkabiliyor.Doç. Dr. Koç, bu kişilerde sabahları yorgun uyanma, gündüz uyuklama, kilo vermede zorluk, sinirlilik, depresif ruh hali, hafıza ve konsantrasyon problemleri görülebileceğini belirtiyor. Uyku apnesinin ayrıca yüksek tansiyon ve çeşitli kalp-damar sorunlarıyla ilişkili olabileceğine dikkat çeken Koç, bazı hastalarda diyabet, kalp yetmezliği, felç, kalp krizi ve cinsel problemlerin de görülebileceğini ifade ediyor.

Tanıda hava yollarının tamamı değerlendiriliyor

Uyku apnesinin tanı ve tedavisinde öncelikle hava yollarındaki daralma noktalarının belirlenmesi önem taşıyor. Doç. Dr. Sema Koç, horlama şikâyetiyle başvuran hastalarda endoskopik kamera sistemiyle ayrıntılı bir değerlendirme yaptıklarını belirterek şu bilgileri veriyor: “Burunda soluk borusuna kadar bütün havayolları değerlendirilmeli.” Yapılan endoskopik muayenede burun, geniz, küçük dil arkası, dil kökü ve gırtlak bölgesinin değerlendirildiğini belirten Koç, hava yollarında daralmaya neden olabilecek unsurlar arasında küçük dilde sarkma, büyük dil kökü, geniz eti, burun kemiği eğrilikleri ve burun etlerindeki büyümelerin bulunabileceğini ifade ediyor.

Uyku testi tanıda önemli rol oynuyor

Tanı sürecinde kullanılan yöntemlerden biri de polisomnografi, yani uyku testi. Bu test sırasında kandaki oksijen seviyesi, nefes alıp verme, beyin dalgaları, kalp atış hızı ile göz ve bacak hareketleri gibi birçok parametre kaydedilerek uyku ayrıntılı şekilde analiz ediliyor. Uyku testinin genellikle gece gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Koç, vardiyalı çalışan ve gündüz uyuyan kişilerde ise testin gündüz saatlerinde de uygulanabileceğini aktarıyor.

Uyku apnesinde farklı tedavi seçenekleri bulunuyor

Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve uyku apnesinin tedavi edilebilir hastalıklar olduğunu belirtiyor. Tedavi yönteminin hastanın durumuna ve hava yolundaki darlığın seviyesine göre değişebileceğini ifade eden Koç; genel önlemlerin yanı sıra CPAP, BPAP ve APAP gibi pozitif hava basıncı sağlayan cihazların, uygun hastalarda ağız içi apareylerin ve cerrahi yöntemlerin kullanılabildiğini söylüyor. Ağız içi apareylerin ise her hastada aynı şekilde uygulanamayacağını belirten Koç, bu yöntemin KBB muayenesi ve endoskopik değerlendirme sonucunda belirli düzeylerde darlık bulunan uygun hastalarda etkili olabileceğini ifade ediyor.

Cerrahide amaç hava yolunu genişletmek

Uyku apnesinin cerrahi tedavisinde temel amacın, hava yolunda tıkanıklığa neden olan bölgeleri genişletmek olduğunu belirten Doç. Dr. Koç, cerrahi yöntemlerin hastanın anatomik özelliklerine göre planlandığını aktarıyor.

Faringoplasti ve palatoplasti

Günümüzde uyku apnesinin cerrahi tedavisinde kullanılan yöntemler arasında faringoplasti ve palatoplasti önemli bir yer tutuyor. Doç. Dr. Koç, bu operasyonlarda küçük dili kesmeden, küçük dil, yumuşak damak ve bademcikler çevresindeki dokuların yeniden şekillendirilerek hava geçişi için daha geniş bir alan oluşturulabildiğini belirtiyor. Bu operasyonların ardından hastaların genellikle 1-2 günlük hastane yatışı sonrasında taburcu edildiğini ifade ediyor.

Dil köküne yönelik cerrahiler

Hava yolu darlığının dil kökü bölgesinden kaynaklandığı hastalarda ise farklı cerrahi yöntemler uygulanabiliyor. Koç, robotik cerrahi veya koblator cihazı kullanılarak dil köküne yönelik işlemler gerçekleştirilebildiğini ve bu ameliyatların ardından da hastaların takip edilerek taburcu edildiğini belirtiyor.

Diğer cerrahi yöntemler

Hastanın durumuna göre büyük bademciklerin alınması, geniz etinin çıkarılması, burun kemiğindeki eğriliklerin düzeltilmesi ve burun etlerinin küçültülmesi gibi operasyonlar da tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Çene yapısında bozukluk bulunan bazı hastalarda ise çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltmeye yönelik cerrahilerin değerlendirilebildiği belirtiliyor.

“Her hastada önce daralan bölgeyi belirliyoruz”

Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve uyku apnesi şikâyetiyle başvuran her hastada doğrudan tek bir tedavi yöntemine yönelmek yerine, öncelikle hava yollarının ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Koç, uyguladıkları yaklaşımı şöyle özetliyor: “Horlama ve uyku apnesi şikâyeti ile horlama kliniğimize gelen her hastada endoskopik kameralar ile bütün havayollarını değerlendirip daralmış alanları belirliyoruz. Ardından gerekli hastalarda polisomnografi adı verilen uyku testi sonucuna göre en uygun tedavinin hangisi olacağına karar veriyoruz.” Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve özellikle gece nefes durması gibi şikâyetlerin göz ardı edilmemesi, uygun değerlendirme için Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/horlama-ve-uyku-apnesi-hafife-alinmamali-6819.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/horlama-ve-uyku-apnesi-hafife-alinmamali-6819.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/horlama-ve-uyku-apnesi-hafife-alinmamali-6819-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/horlama-ve-uyku-apnesi-hafife-alinmamali-6819.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/horlama-ve-uyku-apnesi-hafife-alinmamali/41837/</link>
			<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 21:39:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Op. Dr. Serdar Ünlü: Horlama masum değil ]]></title>
			<description><![CDATA[Horlama çoğu zaman basit bir uyku alışkanlığı gibi görülse de aslında üst solunum yolundaki daralmanın önemli bir göstergesi olabilir. Çocuklarda büyüme ve gelişimden davranışsal sorunlara, erişkinlerde ise uyku kalitesi ve kalp-damar sağlığına kadar uzanan sonuçları bulunan horlama, özellikle düzenli hale geldiğinde dikkate alınması gereken bir tabloya işaret ediyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Röportaj: Süheyla Özer Bozkurt 

 

Sağlık Rotası, bu sayısında çocuklarda ve erişkinlerde horlamanın nedenlerini, yol açabileceği sorunları ve tedavi seçeneklerini OP. DR. SERDAR ÜNLÜ ile konuştu. Uyku sırasında ortaya çıkan horlama, toplumda çoğu zaman kişinin veya yakınlarının uykusunu bölen bir ses olarak değerlendiriliyor. Ancak bu sesin arkasında üst solunum yolunda meydana gelen daralma ve havanın bu dar bölgeden türbülanslı şekilde geçmesi bulunabiliyor. Özellikle çocuklarda düzenli horlama büyüme ve zihinsel gelişimi etkileyebilirken, erişkinlerde uyku kalitesinden kardiyovasküler sisteme kadar birçok alanı ilgilendirebiliyor.

Horlama ile uyku apnesi arasındaki ilişki, hangi durumlarda doktora başvurulması gerektiği ve günümüzde uygulanan tedavi yöntemlerini OP. DR. SERDAR ÜNLÜ anlattı.

Çocuklarda horlama ne zaman normal olmaktan çıkar?


Çocukluk çağında düzenli horlama normal kabul edilmemelidir. Haftada üç geceden fazla süren horlama mutlaka bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir. Çocuklarda en sık karşılaştığımız nedenlerin başında geniz eti ve bademciklerin büyümesi gelir.

Çocuk sırtüstü yattığında bu dokular yerçekiminin de etkisiyle hava yolunu ciddi şekilde daraltabilir. Bunun yanında kronik alerjik rinit, burun mukozası ve konkaların şişmesine neden olarak çocuğu ağızdan nefes almaya zorlayabilir. Çenenin geride veya dar olması, yüksek damak yapısı gibi kraniofasiyal özellikler de hava yolunun daralmasında rol oynayabilir.

Çocuklarda horlamanın büyüme ve gelişim üzerinde nasıl bir etkisi var?


Büyüme hormonu, uykunun en derin fazı olan yavaş dalga uykusunda en yüksek seviyesine ulaşır. Solunum tıkanıklığı nedeniyle uykusu sürekli bölünen ve derin uykuya geçemeyen çocuklarda büyüme ve kilo alımı olumsuz etkilenebilir.

Bir diğer önemli nokta ise davranışsal değişikliklerdir. Erişkinlerin aksine, uykusu bölünen ve oksijenlenmesi bozulan çocuklarda gündüz aşırı uyku hali yerine aşırı hareketlilik, hırçınlık, öfke ve dikkat sorunları görülebilir. Bu tablo zaman zaman DEHB ile karıştırılabilir.

Uzun süreli ağız solunumu çocuklarda başka hangi sorunlara yol açabilir?


Sürekli ağızdan nefes alma, yüz ve çene gelişimini etkileyebilir. Üst çenenin öne doğru gelişmesi, diş diziliminde bozulmalar ve elmacık kemiklerinin gelişimindeki değişiklikler ortaya çıkabilir.

Bunun yanında horlama ve apne sırasında oluşan fizyolojik değişiklikler gece idrar üretimini artırarak bazı çocuklarda gece alt ıslatmaya da katkıda bulunabilir.

Çocuklarda horlama nasıl tedavi ediliyor?


Tedavi, altta yatan nedene göre belirlenir. Tıkayıcı geniz eti ve bademcik büyümesinin bulunduğu vakalarda adenotonsillektomi uygulanabilir. Uygun hastalarda bu yaklaşım hava yolunu doğrudan açarak solunumun düzelmesine katkı sağlar.

Alerjiye bağlı hafif tıkanıklıklarda medikal tedaviler kullanılabilir. Damak darlığı bulunan bazı çocuklarda ise ortodontik tedavilerle üst çenenin genişletilmesi, burun tabanının genişlemesine ve solunum direncinin azalmasına yardımcı olabilir.

Erişkinlerde horlamanın temel nedenleri nelerdir?


Erişkinlerde horlama genellikle tek bir noktadan kaynaklanmaz. Burun içerisindeki deviasyonlar ve konka büyümeleri, uzun veya kalın yumuşak damak, küçük dil ve uyku sırasında geriye doğru kayan dil kökü hava yolunun farklı seviyelerinde darlık oluşturabilir.

Kilo ve boyun çevresindeki yağlanma da önemli faktörlerdendir. Yaşla birlikte, sedanter yaşam, alkol veya bazı sedatif ilaçların etkisiyle farengeal kasların tonusu azalabilir ve hava yolunun uyku sırasında daha kolay daralmasına neden olabilir.

Erişkinlerde horlamanın sağlık açısından daha ciddi sonuçları olabilir mi?


Özellikle horlamaya uyku sırasında solunum durmaları eşlik ediyorsa konu çok daha önemlidir. Solunumun durması veya ciddi şekilde azalması kan oksijen seviyesinin düşmesine neden olur. Bu durum sempatik sinir sistemini aktive ederek gece tansiyon yükselmelerine ve zaman içerisinde çeşitli kardiyovasküler sorunlara katkıda bulunabilir.

Uyku kalitesinin bozulması ayrıca sabah yorgunluğu, kronik baş ağrısı, konsantrasyon problemleri ve gündüz aşırı uyku haline yol açabilir.

Horlama şikâyetiyle başvuran erişkinlerde nasıl bir yol izleniyor?


Öncelikle kapsamlı bir kulak burun boğaz ve hava yolu muayenesi yapılması gerekir. Gerekli hastalarda polisomnografi, yani uyku testi uygulanarak uyku sırasında solunum durmalarının sıklığı ve şiddeti değerlendirilir.

Tedavi de buna göre planlanır. Kilo kontrolü, akşam alkol tüketiminin bırakılması ve yaşam tarzı değişiklikleri bazı hastalarda önemli katkı sağlayabilir. Orta ve ileri derecede tıkayıcı uyku apnesi bulunan hastalarda CPAP veya BPAP gibi pozitif hava yolu basıncı tedavileri kullanılabilir.

Hafif ve orta dereceli, uygun hastalarda ağız içi aygıtlar tercih edilebilir. Hava yolundaki anatomik probleme göre burun cerrahisi, yumuşak damak ve bademcik bölgesine yönelik cerrahiler veya seçilmiş hastalarda dil kökü bölgesine yönelik cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.

Son olarak horlama problemi yaşayan kişilere ne söylemek istersiniz?


Horlama, özellikle düzenli hale gelmişse basit bir uyku alışkanlığı olarak görülmemelidir. Uykuda nefesi kesilen bir çocukta da sabahları yorgun uyanan bir erişkinde de ilk adım kapsamlı bir kulak burun boğaz ve hava yolu değerlendirmesi olmalıdır.

Kesintisiz nefes, bedenin en temel ihtiyacıdır. Horlamanın nedenini ortaya koymak ve doğru tedaviyi planlamak, hem uyku kalitesinin hem de genel sağlığın korunması açısından önemlidir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/op-dr-serdar-unlu-horlama-masum-degil-9114.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/op-dr-serdar-unlu-horlama-masum-degil-9114.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/op-dr-serdar-unlu-horlama-masum-degil-9114-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/op-dr-serdar-unlu-horlama-masum-degil-9114.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/op-dr-serdar-unlu-horlama-masum-degil/41637/</link>
			<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 23:42:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[HPV'DE ERKEN TANI VE AŞILAMA, RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNMADA KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR]]></title>
			<description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Karateke Ünlü, toplumda oldukça yaygın görülen HPV enfeksiyonu hakkında merak edilenleri anlattı. HPV pozitifliğinin tek başına kanser anlamına gelmediğini vurgulayan Ünlü; HPV aşısı, düzenli tarama, smear ve HPV testlerinin önemine dikkat çekerek erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en yaygın viral enfeksiyonlardan biri olan İnsan Papillomavirüsü (HPV), özellikle rahim ağzı kanseriyle olan ilişkisi nedeniyle kadın sağlığında önemli bir yer tutuyor. Ancak HPV pozitifliği, çoğu zaman kadınlarda ciddi bir kaygıya neden olsa da tek başına kanser anlamına gelmiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Güray Karateke Ünlü, HPV’nin nasıl bulaştığından korunma yöntemlerine, HPV aşısından smear ve tarama programlarına kadar merak edilen soruları yanıtladı.

                         

HPV nedir ve neden bu kadar önemli?

Op. Dr. Güray Karateke Ünlü: HPV, insanlarda enfeksiyona neden olabilen çok sayıda tipi bulunan bir virüstür. HPV’leri genel olarak düşük riskli ve yüksek riskli tipler olarak değerlendirebiliriz. HPV 6 ve 11 gibi düşük riskli tipler daha çok genital siğillerle ilişkilidir. HPV 16 ve 18 başta olmak üzere bazı yüksek riskli tipler ise rahim ağzı kanseri gelişimi açısından önem taşır. Ancak burada özellikle vurgulamak istediğim nokta şu: HPV pozitif olmak kanser olduğunuz anlamına gelmez. Enfeksiyonların büyük bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından zaman içerisinde kontrol altına alınarak testlerde saptanamaz hale gelir.

HPV nasıl bulaşır?

HPV’nin bulaşması için mutlaka vajinal ilişkinin olması gerekmez. Vajinal veya anal ilişki, oral-genital temas, genital-genital temas ve enfekte cilt bölgelerinin temasıyla da bulaşabilir. Bu nedenle kondom kullanımı riski azaltmakla birlikte tamamen ortadan kaldırmaz. Ayrıca HPV taşıyan kişide mutlaka gözle görülen genital siğiller bulunması gerekmez. Kişi herhangi bir belirti göstermeden de virüsü taşıyabilir.

                        

HPV pozitifliği partnerin sadakatsiz olduğu anlamına gelir mi?

Op. Dr. Güray Karateke Ünlü: Hayır. Bu konu hastalarımızda ciddi kaygıya neden olabiliyor. HPV’nin ne zaman alındığını kesin olarak belirlemek çoğu durumda mümkün değildir. HPV pozitifliği, partnerin mutlaka yakın zamanda enfeksiyon geçirdiğini ya da sadakatsizlik olduğunu göstermez. Enfeksiyon uzun süre belirti vermeden vücutta bulunabilir ve daha sonra testlerde saptanabilir hale gelebilir.

 

HPV vücuttan tamamen atılır mı?

HPV testi zaman içerisinde negatifleşebilir. Klinik olarak buna viral klirens diyoruz. Bağışıklık sistemi enfeksiyonu kontrol altına aldığında virüsün düzeyi azalabilir ve testlerde saptanamayabilir. Ancak testin negatifleşmesi, vücuttaki bütün virüs partiküllerinin kesin olarak yok olduğu anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle HPV negatifliği, o anda testte saptanabilir yüksek riskli HPV enfeksiyonunun bulunmadığı şeklinde değerlendirilmelidir.

HPV enfeksiyonlarının ne kadarı kendiliğinden negatifleşiyor?

HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü kendiliğinden geriler. Özellikle genç kadınlarda geçici HPV enfeksiyonları oldukça sık görülür. Burada asıl önemli olan enfeksiyonun ne kadar süre devam ettiği ve yüksek riskli HPV tipinin kalıcı olup olmadığıdır. Kısa süre içerisinde negatifleşen bir HPV enfeksiyonu ile aynı yüksek riskli HPV tipinin yıllarca devam etmesi arasında kanser riski açısından önemli fark vardır.



HPV pozitif çıkan bir kadın ne yapmalı?

Op. Dr. Güray Karateke Ünlü: Öncelikle panik yapmamalı. HPV pozitifliği tek başına kanser tanısı değildir. Sonucun HPV tipi, smear sonucu, kişinin yaşı, önceki HPV ve smear sonuçları, varsa önceki kolposkopi veya biyopsi sonuçları gibi birçok faktörle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yani yalnızca “HPV pozitif” sonucuna bakarak bir hastanın tedavisi veya takibi belirlenmemelidir. Kişiye özel risk değerlendirmesi yapılmalıdır.

HPV’den korunmanın en etkili yolu nedir?

HPV’den korunmada en önemli araçlardan biri HPV aşısıdır. Günümüzde kullanılan 9 valanlı HPV aşısı, HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 tiplerine karşı koruma sağlar. Burada önemli bir ayrım var: HPV aşısı koruyucudur, tedavi edici değildir. Yani mevcut HPV enfeksiyonunu ortadan kaldırmak amacıyla uygulanmaz. Ancak kişinin henüz karşılaşmadığı aşı kapsamındaki HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir.

HPV aşısı daha önce HPV pozitif çıkmış kişilere yapılabilir mi?

Op. Dr. Güray Karateke Ünlü: Evet. HPV pozitif olmak aşı için mutlak bir engel değildir. Kişinin yaşı, daha önce aşı olup olmadığı, HPV öyküsü ve gelecekteki maruziyet ihtimali gibi faktörler değerlendirilerek aşı konusunda karar verilebilir. Ancak aşı mevcut enfeksiyonu tedavi etmez. Bu nedenle HPV pozitif kişilerde aşının amacı ve sağlayabileceği koruma doğru şekilde anlatılmalıdır.

HPV aşısı gerçekten rahim ağzı kanseri riskini azaltıyor mu?

Evet. Son yıllarda yapılan geniş kapsamlı çalışmalar HPV aşılamasının HPV enfeksiyonlarını ve kanser öncesi lezyonları önemli ölçüde azalttığını ve rahim ağzı kanseri görülme sıklığında da düşüş sağladığını gösteriyor. Özellikle erken yaşlarda yapılan aşılama ile koruyuculuğun daha belirgin olduğu görülüyor. Bu nedenle HPV aşısı, rahim ağzı kanserinden korunmada primer korunmanın en önemli araçlarından biri.

Smear testi ile HPV testi aynı şey midir?

Hayır. İki test farklı şeyleri değerlendirir. HPV testi, rahim ağzında yüksek riskli HPV virüsünün bulunup bulunmadığını araştırırken; smear testi rahim ağzındaki hücrelerde meydana gelen değişiklikleri değerlendirir. Bu nedenle bu iki testin sonuçlarının birlikte ve kişinin geçmiş tarama sonuçlarıyla değerlendirilmesi büyük önem taşır.

HPV negatif sonucu ne anlama gelir?

Yüksek riskli HPV testinin negatif olması olumlu bir sonuçtur. Bu, test sırasında saptanabilir yüksek riskli HPV enfeksiyonunun bulunmadığı anlamına gelir. Ancak hayat boyunca HPV ile karşılaşılmayacağı anlamına gelmez. İlerleyen dönemde yeni bir enfeksiyon gelişebileceği için önerilen tarama programlarına devam edilmelidir.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için kadınlara mesajınız nedir?

Op. Dr. Güray Karateke Ünlü: En önemli mesajım, HPV konusunda korkuya değil, bilinçli takibe odaklanmalarıdır. HPV oldukça yaygın bir enfeksiyondur ve HPV pozitifliği kanser demek değildir. Önemli olan yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının kalıcılığını ve oluşturabileceği hücresel değişiklikleri zamanında tespit etmektir. HPV aşısı, düzenli tarama, gerekli durumlarda kolposkopik değerlendirme ve kanser öncesi lezyonların zamanında tedavisi sayesinde rahim ağzı kanserinin önlenmesinde çok önemli yol alınabilir. Kadınların düzenli kadın doğum kontrollerini ihmal etmemesi ve kendilerine uygun tarama programını hekimleriyle birlikte belirlemesi büyük önem taşıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/hpv-de-erken-tani-ve-asilama-rahim-agzi-kanserinden-korunmada-kritik-onem-tasiyor-9658.png</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/hpv-de-erken-tani-ve-asilama-rahim-agzi-kanserinden-korunmada-kritik-onem-tasiyor-9658.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/hpv-de-erken-tani-ve-asilama-rahim-agzi-kanserinden-korunmada-kritik-onem-tasiyor-9658-t.png"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/hpv-de-erken-tani-ve-asilama-rahim-agzi-kanserinden-korunmada-kritik-onem-tasiyor-9658.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/hpv-de-erken-tani-ve-asilama-rahim-agzi-kanserinden-korunmada-kritik-onem-tasiyor/41559/</link>
			<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:45:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Burun Açıcı Spreylerde Tehlikeli Döngü: "Kullandıkça Daha Çok Tıkanıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[KBB Uzmanı Op. Dr. Mustafa Türker, burun tıkanıklığından horlamaya, uyku apnesinden geniz eti problemlerine kadar toplumda sık görülen KBB hastalıklarıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Türker, uzun süren ve tekrarlayan şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Röportaj: Süheyla Özer Bozkurt    -     Fotoğraf: Ece Özgenç

Mevsim değişiklikleriyle birlikte artış gösteren burun ve kulak hastalıkları, çocuklarda sık görülen geniz eti problemleri, toplumda oldukça yaygın olan horlama ve uyku apnesi… KBB hastalıkları günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Özellikle uzun süren burun tıkanıklığı, sürekli horlama ve uykuda nefes durması gibi şikâyetlerin basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerekiyor. KBB Uzmanı Op. Dr. Mustafa Türker, KBB hastalıklarının nedenleri, hangi belirtilerin dikkate alınması gerektiği ve tedavi seçenekleri hakkında merak edilenleri anlattı. Türker, burun tıkanıklığından uyku apnesine, lazerle uygulanan tedavilerden geniz etinin tekrar büyüme ihtimaline kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Merhaba hocam, öncelikle sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtabilir misiniz? 
 
Antalya doğumluyum. Üniversiteyi İstanbul Çapa’da okudum. Sonra Ege Üniversitesi’nde ihtisas yaptım. 2,5 sene Giresun’da çalıştım. 99 yılında beri Antalyadayım. Evliyim, iki çocuğum var.

KBB hastalıkları toplumda oldukça sık görülüyor. En sık karşılaştığınız şikâyetler neler?

Genellikle yazın kulak hastalıkları artar, kışın burun hastalıkları artar. Okullar başlayınca üst solunum yolu enfeksiyonları artar. Çocuklarda sıkça geniz eti problemleri, kulak işitme problemleri görülür. 

Burun tıkanıklığı ne zaman basit ve geçici bir sorun olmaktan çıkar? Sürekli burun tıkanıklığı hangi hastalıkların habercisi olabilir? 

Burun tıkanıklığı aslında herkeste zaman zaman görülebilen bir durum. Burunun temel fonksiyonlarından biri, alınan havanın burun içerisinden geçerken ısıtılması, temizlenmesi ve nemlendirilmesidir. Bunun gerçekleşmesi için havanın burun içerisinde belirli bir dirençle, yani bir miktar sürtünerek ilerlemesi gerekir.Dolayısıyla burunun tamamen açık, adeta bomboş olması da sağlık açısından istediğimiz bir durum değildir. Önemli olan,  burun fonksiyonlarının normal seviyede olmasıdır. Burun tıkanıklıkları özellikle mevsimsel olarak, alerjik nedenlerle bahar aylarında artabilir. Bunun dışında septum deviasyonu, yani burun bölmesindeki eğrilikler, yıl boyunca devam eden burun tıkanıklığına neden olabilir. Bir de hepimizde bulunan konkalar, yani burun etleri vardır. Bunlar havayı ısıtma, temizleme ve nemlendirme görevlerinde rol oynar. Grip ve nezle sırasında büyüyebilirler. Alerjik nedenlerle veya yapısal sebeplerle de büyümeleri mümkündür. Normalde burun etlerinin büyüyüp küçülmesi arasında doğal bir düzen vardır. Örneğin bir dönem sağ taraf daha fazla şişerken diğer tarafta hava geçişi artar, sonra bu durum değişebilir. Ancak bu düzen bozulduğunda iki tarafın da sürekli şişmesi söz konusu olabilir. Özellikle sürekli burun açıcı sprey kullanan kişilerde bu problemle karşılaşabiliyoruz. Hasta burnu tıkandıkça sprey kullanıyor, spreyin etkisi geçince burun yeniden tıkanıyor ve tekrar sprey kullanıyor. Böylece bir kısır döngü oluşuyor. Halk arasında buna “burun spreyi bağımlılığı” deniyor. Bu tür durumlarda burun etlerini küçültmeye yönelik tedaviler uygulanabiliyor. Ben kendi muayenehanemde lazerle, ameliyatsız şekilde burun etlerini bir miktar küçültmeye çalışıyorum. Buradaki amaç burun etlerini tamamen ortadan kaldırmak değil. Hedefimiz, hastanın doğal bir insan kadar rahat nefes almasını sağlamak. Yani tedavide ihtiyacın ötesine geçmemek gerekiyor.

Peki horlama ne zaman bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilmelidir? Horlayan herkesin gerçekten bir problemi var mıdır?

Horlama ve uyku apnesi çok faktörlü, yani birçok farklı nedeni olabilen durumlardır. Bir hastayı görmeden, anatomisini değerlendirmeden “Sizin horlamanız kesin olarak bundan kaynaklanıyor” demek doğru değildir. Hastanın yaşına, anatomik yapısına, kilosuna, burun durumuna, damağına ve daha birçok faktöre bakmak gerekir. Yaş ilerledikçe erkeklerin yaklaşık yüzde 40’ı, kadınların da yaklaşık yüzde 30’u horlayabiliyor. Bunun nedenlerinden biri yer çekiminin etkisiyle yumuşak damak ve küçük dil bölgesindeki dokuların aşağı doğru hareket etmesi. Kişi yattığında yumuşak damak aşağı doğru sarkarsa, hava bu bölgeden geçerken titreşim oluşur ve horlama meydana gelir. Basit horlamaların ve uyku apnesinin önemli nedenlerinden biri de yumuşak damak bölgesindeki bu değişikliklerdir. Ancak burada küçük dille ilgili yanlış bilinen bir nokta var. Halk arasında “küçük dil uzadığı için horluyorum” deniyor. Aslında çoğu zaman küçük dil uzadığı için horlamıyoruz. Damaktaki sarkma nedeniyle küçük dil travmaya uğrayıp şişebiliyor. Yani biraz tavuk-yumurta meselesi.

Hafif ve uygun hastalarda lazerle damağı sıkılaştırmaya yönelik uygulamalar yapılabiliyor. Ben burada NightLase olarak adlandırılan bir uygulamadan yararlanıyorum. Fotona cihazıyla uygulanan bu yöntemde iğne, kesme veya anestezi gerektirmeden, daha yumuşak bir lazer uygulamasıyla damağın sıkılaştırılması hedefleniyor.

Burada özellikle bir ayrım yapmak gerekiyor. Geçmişte horlama ameliyatlarında farklı özellikte, dokuyu kesmeye yönelik lazerler kullanılıyordu. O yöntem oldukça ağrılı olabiliyordu ve artık bizim bahsettiğimiz uygulama bu değil. Kullanılan lazer teknolojisi ve uygulama şekli farklı.

Tabii ki hastanın bademcikleri çok büyükse, burun tıkanıklığı ciddi düzeydeyse veya belirgin bir anatomik problem varsa bunların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Uyku apnesinde ise durum daha ciddi. Hastayı gerekli şekilde araştırmadan doğrudan ameliyat etmek doğru olmayabilir. Çünkü bazı hastalarda ameliyat yerine cihaz tedavisi gibi seçenekler daha uygun olabilir.

Uyku apnesinde kişinin uykusu sürekli bölündüğü için yeterince derin ve dinlendirici uyku elde edilemez. Bu da gündüz ciddi yorgunluğa, dikkat ve enerji kaybına yol açabilir. Özellikle uzun yolda uyuyakalıp kaza yapan kişilerde uyku apnesi önemli bir risk faktörüdür.

Ben bunu şöyle tarif ediyorum: Uyku apnesi, el freni çekilmiş bir arabayı kullanmaya benzer. Gaza basıyorsunuz ama araç verimli şekilde ilerleyemiyor. Uyku apnesini doğru şekilde tedavi ettiğinizde kişinin enerjisi, dikkat düzeyi ve genel yaşam kalitesi ciddi şekilde iyileşebilir.

Horlamada kilo ve sigaranın etkisi var mı?

Kesinlikle var. Kilo bu işin önemli faktörlerinden biri. Horlayan bir kişi kilo aldığında horlaması artabilir, kilo verdiğinde azalabilir. Tabii bunun kişiden kişiye değişebileceğini de belirtmek gerekiyor.

Sigara da önemli faktörlerden biri. Bunun dışında yaş, anatomik yapı, burun tıkanıklığı, yumuşak damak ve daha birçok etken horlama ve uyku apnesinde rol oynayabilir.

Bu nedenle uyku apnesini tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Önce hastanın değerlendirilmesi, gerekiyorsa uyku testlerinin yapılması ve sonrasında uygun tedavinin belirlenmesi gerekir.


Son olarak, geniz eti ameliyatından sonra geniz eti tekrarlar mı?

Bunun pratik cevabı genellikle hayır. Ancak çok nadir durumlarda tekrar büyüme görülebilir.

Özellikle çok küçük yaşlarda, kulakta sıvı birikmesi veya işitme kaybı gibi problemler nedeniyle ameliyat edilmek zorunda kalan çocuklarda tekrar ihtimali gündeme gelebilir.

Fakat burada önemli bir yanlış anlaşılma var. Geniz eti burnun arka tarafında bulunur ve büyüdüğünde burun tıkanıklığı, akıntı ve horlama gibi şikâyetlere yol açabilir.

Diyelim ki çocuk ameliyat oldu ve sonrasında grip geçirdi. Grip sırasında burun etleri şişebilir ve çocuk yeniden burun tıkanıklığı, akıntı veya horlama yaşayabilir. Aile de doğal olarak “Geniz eti tekrar büyüdü” diye düşünebilir.

Oysa her burun tıkanıklığının nedeni geniz eti değildir. Burunun ön tarafındaki burun etlerinin şişmesi de aynı şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle ameliyat sonrası benzer şikâyetlerin ortaya çıkması, tek başına “geniz eti tekrar etti” anlamına gelmez. Öncelikle hastanın muayene edilmesi ve tıkanıklığın gerçek nedeninin ortaya konması gerekir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor-6054.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/burun-acici-spreylerde-tehlikeli-dongu-kullandikca-daha-cok-tikaniyor/41523/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:41:03 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>