<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.akdenizbulten.com/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Jinekolojik kanserlere karşı aşı, tarama ve koruyucu cerrahi uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Eylül ayı Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, HPV aşısı ve taramaların rahim ağzı kanserine karşı önemine işaret ederken, çocuk doğurganlığını tamamlayan kadınlarda uygun cerrahi işlemler sırasında tüplerin alınmasının yumurtalık kanseri riskini azaltabileceğini söyledi. Erdemoğlu, "Yumurtalık kanserinin taraması ne yazık ki yok. Koruma burada ameliyathanede başlıyor" dedi.
Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütünün hedefi 90-70-90
Dünya Sağlık Örgütünün rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılması amacıyla belirlediği 90-70-90 hedefini anlatan Erdemoğlu, hedefin kız çocuklarının yüzde 90'ının HPV'ye karşı aşılanması, kadınların en az yüzde 70'inin taranması ve rahim ağzı kanseri bulunan kişilerin en az yüzde 90'ına tedavi imkânı sağlanmasını kapsadığını söyledi. Erdemoğlu, "Rahim ağzı kanseri dünyada ortadan kaldırılmaya çalışılan bir kanser. Örneğin, Almanya'da yapılan ilginç bir çalışma var. Bavyera bölgesinde yaklaşık 700 bin kadın aşılanıyor ve 17 yıl boyunca takip ediliyorlar. Bu kadınlar da rahim ağzı kanseri gelişme riski yüzde 65 azalmış. Rahim ağzı kanseri öncesi olan öncül lezyonlarda yüzde 52 azalmış. Rahim ağzını kanserini aşı ile engelleyebiliyoruz, aşı bu yönde çok faydalı bir seçenek" dedi.

"Sosyal medyadaki yanlış bilgiler aşıdan uzaklaştırıyor"
Birçok gelişmiş ülkede kız ve erkek çocuklarının erken yaşta aşılandığını belirten Erdemoğlu, Romanya, Pakistan ve Hırvatistan gibi aşılamanın ulusal program kapsamında yapılmadığı ülkelerdeki çalışmalara dikkati çekti. Erdemoğlu, "Aşılarla ilgili en büyük yanlışlar ne yazık ki sosyal medyadaki yanlış bilgilerden, aşının yan etkilerine karşı duyulan korkudan ya da yanlış bilgilendirmelerden kaynaklanıyor. Oysa aşıların güvenli olduğu gösterilmiş ve birçok gelişmiş ülkede hem kız hem erkek çocukları erken yaşta aşılanıyor" ifadelerini kullandı.
Mayo Clinic'te farklı alanlarda görev yapan sağlık çalışanlarıyla yürüttükleri çalışmayı da anlatan Erdemoğlu, "Birçok doktorun aşıyla ilgili bilgisinin tam olduğunu ancak kendi ailesine aşı yaptırmadığını gözlemledik. Bu farkın en önemli nedenlerinden biri aşının orada sigorta kapsamında olmamasıydı. Aşının sigorta kapsamına girmesi, uygulanma yaygınlığını artıracaktır. Türkiye'de bazı sigortalar bunu kapsıyor, bazıları kapsamıyor" şeklinde konuştu.

Kadın kendi HPV örneğini alabiliyor
HPV taramasındaki yeni uygulamalardan birinin kişinin kendi örneğini alabilmesi olduğunu açıklayan Erdemoğlu, şu ifadelere yer verdi: "Kadın, özel bir kitle kendi HPV örneğini alıp test sonucunu elde edebiliyor ve buna göre doktora başvurabiliyor. Bu çok büyük bir kolaylık. Çünkü hastalar utanabiliyor, doktora gittiklerinde bu konuyu açmakta zorlanabiliyor ya da maddi güçlük yaşayabiliyor. Kişinin kendi kendine uyguladığı tarama testi bunların önüne geçiyor" diye konuştu.

"Koruma burada ameliyathanede başlıyor"
Yumurtalık kanserine ilişkin yeni çalışmalar hakkında da bilgi veren Erdemoğlu, "Adı yumurtalık kanseri olsa da bu kanserin aslında yumurtalıktan değil tüpten geliştiğini öğrendik. Bunun ardından yumurtalık kanserinin önlenmesine yönelik yenilikler ortaya çıktı. Yumurtalık kanserinin engellenmesi için Kuzey Amerika ülkelerinde aktif bir program yürütülüyor. Tüpten geliştiği için kadınlar da tüpün alınması yumurtalık kanserinin gelişimini engelliyor. Peki tarama olabilir mi? Ne yazık ki taraması yok. Öyle ki bize mesela genetik kanser yatkınlığı olan hastalar geliyor. ‘Hocam tarayın bunu' diyor ama bunların taramasıyla ne yazık ki yumurtalık kanserinin tanısını erken koymanın yolu yok. Bu kişilere öncü cerrahi yapılabilir. Koruma burada ameliyathanede başlıyor" dedi.
Tüplerin bağlanması yerine alınmasını önerdiklerini aktaran Erdemoğlu, "Bir kadın tüplerini bağlatmak istiyorsa tüp bağlama yerine tüplerin alınmasını öneriyorum. Safra kesesi ya da böbrek taşı gibi herhangi bir nedenle karın ameliyatı geçiriyorsa ve çocuk doğurganlığını tamamladıysa ameliyat sırasında tüplerin alınmasını öneriyorum. Bu sayede yumurtalık kanserini, kanser gelişmeden cerrahi olarak engelleyebiliyoruz" dedi. Erdemoğlu, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği (ACOG)' nin de kalıcı korunma ve rahmin alınacağı ameliyatlarda tüplerin alınmasına ilişkin önerileri bulunduğunu da sözlerine ekledi.

"Bir damla dahi olsa önemli"
Rahim kanserinin menopoz sonrası kanamayla belirti verebildiğini ifade eden Erdemoğlu, "Rahim kanseri sessiz gibi gözükse de aslında duyulabilir bir belirti veriyor. Bu belirti menopoz sonrası kanama. Birçok kadın küçük bir kanama olduğunda, ‘Bir damlaydı' diyerek bunu geçiştiriyor. Oysa menopoz sonrası kanamalar bir damla dahi olsa önemli ve doktora başvurulması gerekiyor" dedi. Rahim kanserinin kiloyla ilişkili olduğunu da belirten Erdemoğlu, kilo kontrolü ile menopoz öncesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkati çekti.

Vulva bölgesindeki kaşıntıya dikkat
Vulvanın genital bölgenin dıştaki cilt kısmı olduğunu belirten Erdemoğlu, bu bölgedeki kanserlerin HPV ve kaşıntılı hastalıklara bağlı olarak arttığını söyledi. Erdemoğlu, "Menopoz sonrası bir hastanın vulva bölgesinde kaşıntılı bir hastalığı olması, kanser için öncül bir lezyon olabileceğini veya kanser olabileceğini gösteren bir bulgu. Kesinlikle doktora başvurulması gereken ve bunun araştırılması, tedavisinin yapılması gereken bir durum" diye konuştu.

"İlk yapılan cerrahi hastanın sağ kalımını belirliyor"
Kadın kanserlerinde ameliyatı gerçekleştiren uzmanın önemine değinen Erdemoğlu, "Kadın kanserlerini jinekolojik onkoloğun tedavi etmesiyle başka branşların tedavi etmesi arasında hastaların sağ kalımı açısından fark olduğu gösterilmiş. Buradaki amacım genel kadın doğum hekimlerini dışlamak değil. Birçok hastalığın ilk tanısını ve ilk müdahalesini kadın doğum hekimleri yapıyor. Ancak yumurtalık kanseri gibi ilk cerrahinin hastanın sağ kalımını belirlediği durumlarda mutlaka bir jinekolojik onkoloğa ulaşılmasını öneriyorum" dedi.
Erdemoğlu, sözlerini şu önerilerle tamamladı: "Uygun yaşlardaysanız kendiniz ve aileniz için HPV aşısı konusunda doktorunuzla görüşün. İlk korunmaya aşı odasından başlayın. Taramalarınızı aksatmayın. HPV ve smear taramalarını KETEM'lerde ya da polikliniklerde yaptırın. Ailenizde özellikle yumurtalık ve meme kanseri sık görülüyorsa doktorunuzdan koruyucu cerrahi hakkında bilgi isteyin."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/jinekolojik-kanserlere-karsi-asi-tarama-ve-koruyucu-cerrahi-uyarisi-4468_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/jinekolojik-kanserlere-karsi-asi-tarama-ve-koruyucu-cerrahi-uyarisi-4468_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/jinekolojik-kanserlere-karsi-asi-tarama-ve-koruyucu-cerrahi-uyarisi-4468-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/jinekolojik-kanserlere-karsi-asi-tarama-ve-koruyucu-cerrahi-uyarisi-4468_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/jinekolojik-kanserlere-karsi-asi-tarama-ve-koruyucu-cerrahi-uyarisi/41568/</link>
			<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:32:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[32 haftalık doğdu, iki ay sonra hayata yeniden tutundu]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya’nın Alanya ilçesinde 32 haftalık ve 1 kilo 600 gram ağırlığında dünyaya gelen Avad bebek, doğuştan ince bağırsak tıkanıklığı nedeniyle geçirdiği ameliyatın ardından yaklaşık 2 ay boyunca Yenidoğan Ünitesi’nde tedavi gördü. Prematüreliğe bağlı riskleri de geride bırakan bebek, sağlık ekiplerinin titiz takibi sonucu sağlığına kavuşarak taburcu edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 32 haftalık dünyaya gelen Avad bebeğin doğum sonrası yapılan değerlendirmelerinde, ince bağırsakta doğuştan tıkanıklık olduğu belirlendi. Jejunal atrezi tanısı konulan bebek, hastanenin Çocuk Cerrahisi hekimleri Dr. Öğretim Üyesi Op. Dr. İsmail Özmen ve Op. Dr. Gizem Özdemir Kenar tarafından ameliyat edildi. Başarılı operasyonun ardından Yenidoğan Ünitesi’nde yakın takibe alınan Avad bebek, süreç içerisinde kusma, gaita çıkarma ve beslenme sorunlarıyla mücadele etti. Prematüre olması nedeniyle oluşabilecek riskler de göz önünde bulundurularak tedavisi multidisipliner bir ekiple sürdürülen bebek, yaklaşık 2 ayın sonunda sağlığına kavuştu.

"Bilimsel veriler ışığında bebeğimizin yanında olduk"
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yenidoğan Ünitesi Sorumlu Hekimi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Birgül Livaoğlu Say, Avad bebeğin tedavi sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bebeğin hem prematüre olması hem de doğuştan bağırsak rahatsızlığı bulunması nedeniyle çok yönlü takip gerektiğini belirten Prof. Dr. Say, "Bin 600 gram ağırlığında ve 32 haftalık dünyaya gelen bebeğimizde, doğum sonrası jejunal atrezi adı verilen ince bağırsak tıkanıklığı tespit edildi. Çocuk Cerrahisi Uzmanlarımız Dr. Öğretim Üyesi Op. Dr. İsmail Özmen ve Op. Dr. Gizem Özdemir Kenar tarafından başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Ameliyat sonrasında yaşanan kusma, gaita çıkarma ve beslenme sorunları ile prematüreliğe bağlı riskleri deneyimli sağlık ekibimizle birlikte yakından takip ettik. Bilimsel veriler ışığında yürüttüğümüz tedavi sürecinin sonunda bebeğimizi sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.

3. basamak yenidoğan hizmeti veriliyor
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Ünitesi’nin ileri riskli bebeklerin takip ve tedavisinde önemli bir merkez olduğunu ifade eden Prof. Dr. Say, ünitenin 3. basamak yenidoğan hizmeti sunduğunu belirtti. Ünitede 13 kuvöz yatağı ve 5 anne uyum odası bulunduğunu aktaran Say, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Neonatoloji Uzmanı Dr. Celal Sağlam ile birlikte deneyimli sağlık personeli ve hemşirelerle hizmet verdiklerini söyledi. Prof. Dr. Say, Yenidoğan Ünitesi’nde 2025 yılında 580 bebeğin takip ve tedavisinin gerçekleştirildiğini, 2026 yılında ise bugüne kadar 260 bebeğin tedavisine katkı sağlandığını ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/32-haftalik-dogdu-iki-ay-sonra-hayata-yeniden-tutundu-7887.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/32-haftalik-dogdu-iki-ay-sonra-hayata-yeniden-tutundu-7887.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/32-haftalik-dogdu-iki-ay-sonra-hayata-yeniden-tutundu-7887-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/32-haftalik-dogdu-iki-ay-sonra-hayata-yeniden-tutundu-7887.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/32-haftalik-dogdu-iki-ay-sonra-hayata-yeniden-tutundu/41563/</link>
			<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 09:58:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi törenle hizmete açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi'nin halk sağlığı açısından önemli bir hizmet olduğunu belirterek, merkezin özellikle KETEM'de sağlık hizmetine erişimi kolaylaştıracağını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Elmalı Belediyesi ve Antalya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Elmalı ilçesinde hayata geçirilen ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi bünyesindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ile Sinan-ı Ümmi Aile Sağlığı Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı.

‘'Sağlık sisteminin önemini COVİD döneminde gördük''
Törende konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi'nin Antalya iş dünyasının sosyal sorumluluk ve toplumsal fayda anlayışının önemli bir yansıması olduğunu söyledi. Merkezin yalnızca bir bina olmadığını belirten Başkan Hacısüleyman, "Burası halk sağlığı açısından önemli bir ihtiyacı karşılayan değerli bir hizmettir. Sağlık sistemimizin ne kadar sağlam olduğunu Covid döneminde gördük. O çok beğendiğimiz bazı Avrupa ülkelerinde sistemin nasıl çöktüğünü, hastaların hayatını nasıl kaybettiğini izledik. Ülkemiz sağlıklı ve sağlam bir sisteme sahip. Burada şunu vurgulamak istiyorum. Özellikle KETEM görüntüleme hizmetlerinde yaşanan bekleme sorununa burada verilen hizmetin çözüm olacağına ve erişimi kolaylaştıracağına inanıyorum" dedi.
Projenin temelinin merhum ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar döneminde atıldığını hatırlatan Hacısüleyman, "Onun döneminde başlayan bu projeyi bugün tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Değerli kardeşim Ali Bahar'ı rahmetle anıyorum. Tesisimizin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

"ATSO şehrine karşı sorumluluk hissediyor"
Antalya Valisi Hulusi Şahin ise merkezin Elmalı ve çevresindeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. ATSO'nun yalnızca ticaret ve sanayi temsilcilerini bir araya getiren bir meslek kuruluşu olmadığını belirten Vali Şahin, "Aynı zamanda şehrine karşı sorumluluk hisseden, şehri için ne yapılabileceğini konuşan ve gerektiğinde kendi kaynaklarıyla katkı sağlayan bir yapıdır. Antalya'nın birçok yerinde ATSO'nun dokunuşlarını görebilirsiniz. Bugün de Elmalı'da bunun çok güzel bir örneğini görüyoruz. ATSO'nun kent genelinde eğitime, sağlığa ve sosyal hayata yönelik birçok önemli çalışmaya destek vermeye devam ediyor. İdeal sivil toplum örgütü budur. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası da bunun Türkiye'deki güzel ve öncü örneklerinden bir tanesidir" dedi.

"Akarsu bariyerleri ATSO desteğiyle kuruluyor"
Konuşmasında ATSO'nun çevre alanındaki yeni desteklerine de değinen Vali Şahin denize ulaşan akarsular yoluyla taşınan atıkların önlenmesine yönelik önemli bir çalışma yürütüldüğünü söyledi. Antalya'dan denize dökülen 29 akarsuda, atıkların denize ulaşmasını engellemek amacıyla 30 üzerinde bariyer kurulmasının planlandığını sözlerine ekleyen Vali Şahin, projenin maliyetinin ATSO tarafından üstlenileceğini ifade ederek ATSO yönetimine teşekkür etti.

Vatandaşlara sağlık ve şifa kapısı olmasını diledi
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Av. Büşra Özdemir de sağlık hizmetlerinin önemine vurgu yaparak, merkezin Elmalı'da vatandaşlara sağlık ve şifa getirmesini diledi. Özdemir, merkezin kurumlar arasındaki güçlü iş birliğinin güzel bir örneği olduğunu ifade etti. Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ise konuşmasında Elmalı'da sağlık hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve erişilebilir şekilde sunulması amacıyla sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri, ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi bünyesinde hizmet verecek KETEM ile Sinan-ı Ümmi Aile Sağlığı Merkezi'nin açılış kurdelesini dualar eşliğinde kesti. Merkez, düzenlenen törenin ardından hizmet vermeye başladı. Antalya Valisi Hulusi Şahin'in katılımı ve ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış törenine; Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Av. Büşra Özdemir, Elmalı Kaymakamı Adem Balkanlıoğlu, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, Meclis Başkan Yardımcısı Mızrab Cihangir Deniz, ATSO Yönetim Kurulu, Meclis ve Komite üyeleri, ATSO Genel Sekreteri Av. Aslı Şahin Tekin ile Elmalı iş dünyası temsilcileri katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/atso-elmali-egitim-ve-saglik-merkezi-torenle-hizmete-acildi-2497.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/atso-elmali-egitim-ve-saglik-merkezi-torenle-hizmete-acildi-2497.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/atso-elmali-egitim-ve-saglik-merkezi-torenle-hizmete-acildi-2497-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/09/atso-elmali-egitim-ve-saglik-merkezi-torenle-hizmete-acildi-2497.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/atso-elmali-egitim-ve-saglik-merkezi-torenle-hizmete-acildi/41424/</link>
			<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 15:53:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[45 yaşından önce görülen menopoz belirtilerine dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gülbin Destici İşgören, 45 yaşın altında menopoz belirtileri yaşayan kadınların zaman kaybetmeden uzmana başvurması gerektiğini belirterek, "Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu belirtileri erken fark etmek ve yönetmektir" dedi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kadınların üreme döneminin sona erdiği doğal bir süreç olan menopozun görülme yaşının son yıllarda düştüğüne ilişkin değerlendirmelere rağmen bilimsel veriler, dünya genelindeki doğal menopoz yaşının 45-55 arasında olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre doğal menopoz yaşı dünya genelinde ortalama 50-52, Türkiye’de ise 48-52 arasında değişiyor.
Yaşam tarzındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve tıbbi gelişmelerle birlikte menopoz sürecine ilişkin farkındalık da artıyor. Uzmanlar, 45 yaşın altında menopoz belirtileri yaşayan kadınların erken menopoz ihtimaline karşı zaman kaybetmeden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmasını öneriyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gülbin Destici İşgören, menopoz belirtileri ile sürecin daha rahat geçirilmesine yönelik önerilerde bulundu.
"Belirtileri erken fark etmek önemli"
Menopozun adet döngüsünün kalıcı olarak sona ermesiyle tanımlandığını belirten Op. Dr. İşgören, "Menopoz genellikle perimenopoz adı verilen geçiş dönemiyle başlar. Bu dönemde hormon seviyelerindeki dalgalanmalar nedeniyle sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları, ruh hali değişiklikleri, vajinal kuruluk ve kemik yoğunluğunda azalma gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu belirtileri erken fark etmek ve yönetmektir" ifadelerini kullandı.
Menopoz öncesinde veya sırasında görülebilecek belirtilere karşı alınabilecek önlemleri sıralayan İşgören, şöyle devam etti: "Sıcak basmalarına karşı hafif giysiler tercih edin, kafein ve baharatlı yiyeceklerden kaçının. Kemik sağlığı için kalsiyum ve D vitamini alımınızı gözden geçirin; süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler tüketin ve güneş ışığından faydalanın. Kalp sağlığını korumak için kan basıncı ve kolesterol seviyelerinizi düzenli olarak kontrol ettirin. Sigara içiyorsanız bırakın. Çünkü sigara, menopoz belirtilerini şiddetlendirebilir ve erken menopoza yol açabilir. Düzenli egzersiz ve dengeli beslenme, bu geçişin daha rahat geçirilmesine yardımcı olacaktır."
Haftada en az 150 dakika egzersiz önerisi
Menopozun doğru yaklaşımla yönetilebileceğini kaydeden İşgören, beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerin önemine dikkati çekerek, "Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin balık, fındık ve tohum gibi gıdalar hormon dengesini destekler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, kilo kontrolüne yardımcı olur ve sıcak basmalarını azaltır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapın. Yürüyüş, yoga veya yüzme hem fiziksel hem de zihinsel sağlığın korunmasına katkı sağlar" dedi.
"Hormon tedavisi herkes için uygun olmayabilir"
Menopoz belirtilerinin günlük yaşamı etkilemesi halinde tıbbi destek alınması gerektiğini ifade eden İşgören, "Belirtiler günlük hayatınızı etkiliyorsa hormon replasman tedavisi gibi seçenekleri doktorunuzla değerlendirin. Ancak hormon tedavisi herkes için uygun olmayabilir ve meme kanseri öyküsü bulunanlarda risk taşıyabilir. Bitkisel takviyeler bazı kadınlarda rahatlama sağlayabilir ancak bunları da doktora danışmadan kullanmayın" diye konuştu.
Menopozun psikolojik etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan İşgören, "Menopoz, anksiyete veya depresyonu tetikleyebilir. Meditasyon, mindfulness uygulamaları veya destek gruplarına katılmak faydalı olabilir. Cinsel sağlık için lubrikanlar ve egzersizler önemlidir. Partnerinizle açık iletişim kurmaya özen gösterin" ifadelerine yer verdi.
"Rutin kontroller ihmal edilmemeli"
Menopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinin önemine işaret eden İşgören, "Yıllık jinekolojik muayeneler, mamografi ve kemik yoğunluğu testleri ihmal edilmemelidir. Bu sayede osteoporoz ve kalp hastalıkları gibi rahatsızlıklar erken dönemde tespit edilebilir. Bu adımlar, menopozu bir krizden ziyade yeni bir başlangıç olarak görmenizi sağlar" dedi.
"Sigara kullanan kadınlarda menopoz 1-2 yıl daha erken görülebilir"
Erken menopoz hakkında bilgi veren İşgören, "Menopozun 40 yaşından önce gerçekleşmesi ‘prematür menopoz’, 40-45 yaş arasında görülmesi ise ‘erken menopoz’ olarak tanımlanır. Erken menopoz, kadınların yaklaşık yüzde 5’ini etkiler. Osteoporoz, kalp hastalıkları ve infertilite gibi uzun vadeli riskler taşıdığı için erken tanı önemlidir" dedi.
Erken menopozda genetik ve çevresel faktörlerin etkili olabileceğini belirten İşgören, risk faktörlerini ise şöyle sıraladı: "Ailede erken menopoz öyküsü bulunması riski artırır. Sigara kullanan kadınlarda menopoz 1-2 yıl daha erken görülebilir. Alkol tüketimi ve düşük fiziksel aktivite de riski artıran faktörler arasındadır. Tiroid sorunları, romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar, kemoterapi veya radyasyon tedavileri erken menopoza yol açabilir. Overlerin alınması doğrudan erken menopoza neden olur. Düşük sosyoekonomik durum, erken yaşta adet görmeye başlama ve belirli etnik kökenler de etkili olabilir."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/45-yasindan-once-gorulen-menopoz-belirtilerine-dikkat-6206_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/45-yasindan-once-gorulen-menopoz-belirtilerine-dikkat-6206_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/45-yasindan-once-gorulen-menopoz-belirtilerine-dikkat-6206-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/45-yasindan-once-gorulen-menopoz-belirtilerine-dikkat-6206_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/45-yasindan-once-gorulen-menopoz-belirtilerine-dikkat/41346/</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:57:55 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi yenilenen kapasitesiyle hizmete açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi, artan ihtiyaca daha nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak amacıyla genişletilerek 13 üniteden 28 üniteye çıkarıldı. Yenilenen merkez, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından konuşan Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, sağlık hizmetlerinin vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Behzat Özkan, "Sağlık altyapımızı güçlendirmeye ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermeye devam ediyoruz. Diyaliz tedavisi, düzenli ve kesintisiz takip gerektiren önemli bir süreçtir. Ünite sayısının 13'ten 28'e çıkarılmasıyla daha fazla hastamıza nitelikli sağlık hizmeti sunabileceğiz. Yenilenen merkezimizin hastalarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve Antalya'mıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Açılışın ardından merkezi inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi alan Özkan, tedavi gören hastaları ziyaret ederek sohbet etti ve geçmiş olsun dileklerini iletti.
Düzenleme kapsamında daha önce ek binadaki hastalar ile tıbbi cihaz ve ekipmanlar, herhangi bir aksama ve mağduriyet yaşanmadan ana binaya taşındı. Böylece diyaliz hizmetleri 28 üniteyle tek merkezde toplandı. Hastaların ulaşımları ise hasta nakil araçları ve diyaliz servisleriyle sağlanıyor. Yeni düzenlemeyle aynı anda daha fazla hastaya tedavi imkânı sunulması, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, kaynakların verimli kullanılması ve gerektiğinde hızlı müdahale edilmesi hedefleniyor.
Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan, yeni düzenlemenin diyaliz hizmetlerini güçlendireceğini belirterek süreçte emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi, 28 ünitesiyle ana hizmet binasında hasta kabulüne devam ediyor.
Açılış törenine Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-yenilenen-kapasitesiyle-hizmete-acildi-394.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-yenilenen-kapasitesiyle-hizmete-acildi-394.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-yenilenen-kapasitesiyle-hizmete-acildi-394-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-yenilenen-kapasitesiyle-hizmete-acildi-394.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-yenilenen-kapasitesiyle-hizmete-acildi/41315/</link>
			<pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:52:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Masa başında çalışanlara omurga sağlığı uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Masa başında uzun süre hareketsiz çalışmanın omurga sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirten Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Akyüz, çalışanlara her saat başı kısa molalar vererek germe egzersizleri yapmaları tavsiyesinde bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Günümüzün masa başı iş yaşamı, hareketsiz geçirilen uzun saatler ve ergonomik olmayan çalışma ortamları omurga sağlığı açısından risk oluşturuyor. Zayıf kas yapısı, fazla kilo, sigara kullanımı ve düzenli egzersiz eksikliğinin de eklenmesiyle bel ve boyun rahatsızlıklarının görülme riskinin arttığı belirtiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2020 yılında dünya genelinde 619 milyon kişinin bel ağrısından etkilendiği, bu rakamın 2050 yılına kadar 843 milyona ulaşmasının beklendiği bildiriliyor. Türkiye Sağlık Araştırması 2022 verilerine göre ise 15 yaş ve üzeri bireylerde son 12 ay içerisinde bel bölgesi problemleri yüzde 24,6 ile en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor.
Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, uzun süre oturmanın omurga üzerindeki etkileri, korunma yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.

"Ağrılar 6 aydan uzun sürüyorsa dikkat"
Omurga problemlerinin en yaygın ilk belirtisinin ağrı olduğunu ifade eden Akyüz, genetik yatkınlık, vücut ağırlığı, meslek, yaşam biçimi ve geçmiş yaralanmaların rahatsızlıkların ortaya çıkmasında etkili olduğunu belirtti. Başlangıçta belirli aralıklarla görülen ağrıların zaman içerisinde şiddetlenebildiğini, kollara veya bacaklara yayılan elektrik çarpması benzeri hislerin ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Hastalığın ilerlemesiyle karıncalanma, yanma, uyuşma ve güç kaybının da görülebileceğine dikkati çeken Akyüz, 6 aydan uzun süren, tekrarlayan ve geçmeyen kol veya bacak ağrılarının omurga kireçlenmesi ya da fıtık gibi rahatsızlıkların habercisi olabileceğini bildirdi.

"İç organlara yansıyan ağrılarla karıştırılabiliyor"
Omurga kaynaklı rahatsızlıkların bazı durumlarda böbrek, safra kesesi, mide veya kalp gibi organlardan kaynaklanan ağrılarla karıştırılabileceğini belirten Akyüz, ani hareketler, kas zorlanmaları ve travmaların da benzer şikayetlere yol açabileceğini ifade etti. Uzman muayenesi ve gerekli radyolojik görüntülemelerle vakaların büyük bölümünde tanının konulabildiğini kaydetti.

"Tedavide öncelik koruyucu yöntemler"
Omurga rahatsızlıklarının tedavisinde öncelikle risk faktörlerinin azaltılmasının amaçlandığını belirten Akyüz, ilaç tedavisi, istirahat ve kişiye özel fizik tedavi egzersizlerinin ilk aşamada uygulandığını ifade etti.
Şikayetlerin devam ettiği ve cerrahi müdahalenin gerekli görüldüğü hastalarda mikrocerrahi yöntemlerinin uygulanabildiğini kaydeden Akyüz, yaklaşık 2 santimetrelik kesiyle gerçekleştirilen müdahalelerin ardından hastaların genellikle aynı gün ayağa kalkabildiğini ve bir gün içerisinde taburcu edilebildiğini belirtti. Gerektiğinde üçüncü haftadan itibaren rehabilitasyon programının uygulanabileceğini aktardı.

"Masa başında çalışanlara 8 öneri"
Omurga sağlığının korunması için günlük yaşam alışkanlıklarının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mahmut Akyüz, dengeli ve doğal beslenilmesi, vücut ağırlığının ideal aralıkta tutulması ve sigaranın bırakılması gerektiğini belirtti.
Masa başında çalışanların her saat başı kısa molalar vermesini ve basit germe hareketleri yapmasını öneren Akyüz; haftada en az 3 gün yüzme veya omurgayı destekleyen hafif sporların yapılmasını, kısa mesafelerde yürüyüşün tercih edilmesini, düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmamasını, ağır yük kaldırmaktan ve ani zorlayıcı hareketlerden kaçınılmasını tavsiye etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/masa-basinda-calisanlara-omurga-sagligi-uyarisi-5292.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/masa-basinda-calisanlara-omurga-sagligi-uyarisi-5292.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/masa-basinda-calisanlara-omurga-sagligi-uyarisi-5292-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/masa-basinda-calisanlara-omurga-sagligi-uyarisi-5292.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/masa-basinda-calisanlara-omurga-sagligi-uyarisi/41198/</link>
			<pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:25:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yemek borusundaki 13 santimetrelik dev kitle kapalı cerrahi yöntemle çıkarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Uzun zamandır yemek yerken takılma, yutma güçlüğü ve göğüs ağrısı şikâyetleri yaşayan 39 yaşındaki hastanın yemek borusundaki 13 santimetrelik iyi huylu tümör, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilk kez uygulanan özel kapalı cerrahi yöntemle başarıyla çıkarıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya'da yaşayan Emrah İlhan, uzun yıllardır devam eden göğüs ağrısı, yemek yerken boğazında takılma hissi ve yutma güçlüğü şikâyetleri nedeniyle, sosyal medyada çıkan haberler üzerine muayene olmak için Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin'e başvurdu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda hastanın yemek borusunda iyi huylu tümör tespit edildi. Endoskopi ile tanısı netleştirilen hastaya, rızası alınarak kapalı yöntemle ameliyat planlandı.
Başarılı geçen operasyonun ardından hastanın kontrolünde açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, "Hastamıza çok az sayıda sağlık tesisinde uygulanan ve hastanemizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz teknikle, hastanın sağ tarafından yaklaşık 4 santimetrelik bir kesiyle girerek 13 santimetrelik kitleyi başarıyla çıkardık. Ameliyat sonrasında hastamızın yemek borusunu birkaç gün dinlendirdik ve bu süreçte damardan beslenmesini sağladık. Kapalı ameliyatlar, hastaların ameliyat sonrası dönemlerini daha konforlu geçirmeleri, estetik açıdan avantaj sağlamaları ve hastanede yatış süresini azaltmaları açısından önemli avantajlar sunuyor. İlçemizde bu tarz ameliyatlar daha önce yapılmadığı için hastalar genellikle başka merkezlere gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum hasta ve hasta yakınlarını maddi açıdan da zorluyordu. Üniversite hastanemizde bu tür ameliyatları artık başarıyla gerçekleştirebiliyor olmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.
Ameliyatın ardından yeniden rahat nefes alabildiğini ve çok mutlu olduğunu ifade eden Emrah İlhan ise, "Yemek yemek gibi temel ihtiyaçlarımı yaparken sorun yaşıyordum. Şimdi ise tekrar yaşadığımı hissetmeye başladım. Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Hocam ve onun nezdinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi-5306_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi-5306_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi-5306-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi-5306_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/yemek-borusundaki-13-santimetrelik-dev-kitle-kapali-cerrahi-yontemle-cikarildi/41173/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 14:37:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kepez, evde sağlık hizmetleriyle gönüllere dokunuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, doktor muayenesinden pansumana, ambulanstan engelli ulaşımına, kişisel bakımdan ev temizliğine kadar sunulan 21 bin 672 hizmetle 4 bin 649 kişinin yaşamına dokundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından, yaşlılar, engelliler, hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşlar ve günlük yaşamında desteğe ihtiyaç duyan bireyler için sunulan hizmetler, vatandaşların yaşamını kolaylaştırıyor. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün göreve gelmesinin ardından Sağlık Merkezi tarafından yürütülen evde sağlık ve destek hizmetleri kapsamında bugüne kadar 4 bin 649 kişiye toplam 21 bin 672 işlem gerçekleştirildi. Sağlık hizmetleri, yalnızca tıbbi müdahalelerle sınırlı kalmayarak vatandaşların ulaşım, kişisel bakım ve yaşam alanlarının düzenlenmesine yönelik sosyal desteklerle de bütünlük kazandı.

Doktor ve pansuman hizmetleri
Vatandaşların sağlık ihtiyaçlarının yerinde karşılanmasına yönelik çalışmalar kapsamında doktor ekibi tarafından bin 803 kişiye 2 bin 939 işlem gerçekleştirildi. Pansuman ekibi ise bin 289 kişiye 7 bin 152 işlem uygulayarak vatandaşların tedavi süreçlerine destek oldu. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra vatandaşların kişisel bakım ihtiyaçlarına yönelik de destekler sunuldu. Bu kapsamda 147 kişiye bin 3 berber hizmeti verildi.

Ambulans ve ulaşım desteği
Sağlık hizmetlerine erişimde ulaşım desteğine ihtiyaç duyan vatandaşlar da belediyenin hizmetlerinden yararlanıyor. Ambulans ekipleri tarafından 760 kişiye 3 bin 210 işlem gerçekleştirilirken, engelli araçlarıyla 253 kişiye 2 bin 924 kez destek sağlandı. Fizik tedavi hizmetlerine erişimde ulaşım ihtiyacı bulunan vatandaşlar da unutulmadı. Fizik tedavi nakil aracıyla 66 kişiye 3 bin 431 kez ulaşım desteği sunuldu.

Ev temizliğiyle yaşam alanlarına destek
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi'nin sosyal destek çalışmaları kapsamında ev temizliği hizmeti de önemli bir yer tutuyor. Özellikle kendi yaşam alanlarının temizliğini yapmakta zorlanan vatandaşlara yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında 331 kişiye bin 13 ev temizliği hizmeti verildi.

"Vatandaşımızın yanında olmaya devam ediyoruz"
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Kepez Belediyesi, sağlık hizmetlerini yalnızca sağlık merkezleriyle sınırlı tutmayarak vatandaşların yaşadığı alanlara taşıyor. Sağlık Merkezi ekipleri; doktor, pansuman, ambulans, engelli ulaşımı, fizik tedavi nakli, kişisel bakım ve ev temizliği gibi farklı hizmetlerle vatandaşların ihtiyaçlarına bütüncül bir şekilde cevap veriyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-evde-saglik-hizmetleriyle-gonullere-dokunuyor-3640_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-evde-saglik-hizmetleriyle-gonullere-dokunuyor-3640_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-evde-saglik-hizmetleriyle-gonullere-dokunuyor-3640-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-evde-saglik-hizmetleriyle-gonullere-dokunuyor-3640_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kepez-evde-saglik-hizmetleriyle-gonullere-dokunuyor/41171/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:57:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[21 yaşında hayata veda etti, organları 7 hayata umut olacak]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'da geçirdiği motosiklet kazasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki gencin ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışlama kararı aldı. Duman'ın kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya umut olacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya'da motosiklet kazası sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki Baran Duman'ın ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışladı. Duman'ın bağışlanan kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya nakledilecek.
Edinilen bilgiye göre, 3 Ağustos 2026 tarihinde geçirdiği motosiklet kazasının ardından Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Baran Duman, tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Duman'ın 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından aileyle yapılan görüşmelerin ardından Duman'ın yakınları, 13 Ağustos'ta organ bağışına onay verdi.

"Başka insanlara umut olmak istediler"
Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, ailenin insanlık örneği gösterdiğine vurgu yaparak, "3 Ağustos 2026 tarihinde, 21 yaşındaki Baran Duman isimli hastamız motosiklet kazası sonucu hastanemize getirildi. Yapılan tetkiklerin ardından 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda yakınları, 13 Ağustos'ta büyük bir insanlık örneği göstererek Baran'ın organlarının bağışlanmasını kabul etti. Bu durumlar aileler için oldukça zor. En acılı dönemlerinde evlatlarının organlarını bağışlayarak başka insanlara umut olmak istediler. Hastanemiz, organları alacak hastalar ve onların aileleri adına kendilerine teşekkür ediyorum" dedi.

Organları 7 hastaya nakledilecek
Organ bağışının önemine dikkati çeken Ergüden, "Ülkemizde her gün organ bekleyen çok sayıda hasta hayatını kaybediyor. Organ bağışı yalnızca beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiği için bunu çok onurlu bir görev olarak görüyoruz. Baran'ın bağışlanan organları 7 hastaya umut olacak ve onların hayata tutunmasını sağlayacak. Belki de bu hastalar uzun yıllar sağlıklı ve güzel bir hayat yaşayacak. Bizim de en büyük temennimiz bu. Ailenin gösterdiği özveri gerçekten takdire şayan. Bu davranışın diğer ailelere de örnek olmasını ve ülkemizdeki organ bağışı oranının artmasını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"En acılı anınızda karar vermek zorundasınız"
Toplumdaki organ bağışı bilincinin artması gerektiğini de belirten Ergüden, sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumumuzun bu konudaki bilincinin ve duyarlılığının artmasını istiyoruz. Herkesin, bir gün kendisinin veya bir yakınının da organ nakline ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçler kolay değil. En yakınınızı kaybediyorsunuz ve en acılı anınızda, çok kısa süre içerisinde böyle bir karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir gün biz de bu organlara ihtiyaç duyabiliriz. Ülke genelinde organ bağışı oranlarının artmasını ve nakil listelerinde bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Çünkü onların her biri, gelecek bir telefonla yeniden hayata tutunmanın umudunu taşıyor."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-6476.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-6476.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-6476-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-6476.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak/41111/</link>
			<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:18:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaciğer yağlanması hakkında doğru bilinen 10 yanlış]]></title>
			<description><![CDATA[Karaciğer yağlanması, uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebilen ve fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hastalıkların başında geldiğini belirten uzmanlar, obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte görülme sıklığı artan karaciğer yağlanması, ilerleyen dönemlerde karaciğer iltihabı, fibrozis ve siroz gibi ciddi tablolara neden olabileceğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Karaciğer yağlanmasının etkileri yalnızca karaciğerle sınırlı kalmazken, hastalık kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi metabolik sorunlarla da yakından ilişkili bulunuyor. Hastalığın erken dönemde çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle kişilerin şikayet ortaya çıkmasını beklemeden sağlık kontrollerini yaptırması önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü ise hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanmasıyla ilgili toplumda doğru bilinen yanlışları ve hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.

"Karaciğer yağlanması önemsiz bir hastalık değil"
Hastalığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Karaciğer sessiz çalışan ama hayati öneme sahip bir organdır. Karaciğer yağlanması toplumda sık görülen önemli bir hastalıktır. Belirti vermeye başladığında geç kalınmış olunabilir. Bu nedenle belirtileri beklemeden sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşam benimsemek ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak önemlidir" dedi. 

Karaciğer yağlanmasında doğru bilinen 10 yanlış 
Karaciğer yağlanmasına hakkında doğru bilinen 10 yanlışı sıralayan Yıldırım, "Alkol kullanmıyorum, karaciğerim yağlanmaz. Karaciğer yağlanmasının en sık nedeni artık alkol değil, fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşamdır. Karaciğer yağlanması önemli bir hastalık değildir. Basit gibi görünen karaciğer yağlanması yıllar içinde önemli iltihap ve ardından siroz gelişimine neden olabilir. Hiçbir şikayet yok, karaciğerim kesin sağlıklıdır. Karaciğer yağlanması çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Bu nedenle yaşa uygun düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir. Kan tahlillerim normalse karaciğerimde yağlanma olmaz. Kanda bakılan karaciğer testleri normal olsa bile yağlanma, hatta ilerlemiş, sertleşmeye başlamış karaciğer hastalığı, yani siroz gelişmiş olabilir. Sadece kilolu kişilerde görülebilir. Normal kilolu kişilerde de karaciğer yağlanması gelişebilir. Özellikle bel çevresi geniş olanlar ve şeker hastalığı bulunanlar risk altındadır. Karaciğer yağlanmasının ilacı vardır. Bazı hastalarda ilaç tedavisi gerekse de en etkili tedavi sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo vermedir. Bitkisel ürünler karaciğeri temizler. Bilimsel olarak kanıtlanmamış ürünler faydadan çok zarar verebilir. Bazı bitkisel ürünler karaciğere zarar vererek kan değerlerini yükseltebilir, hastane yatışı gerekebilir. Sadece kilo vermek işe yaramaz. Vücut ağırlığının yüzde 5-10’unun verilmesi bile karaciğer yağlanmasını ve iltihabı önemli ölçüde azaltır, tedavinin en önemli parçasıdır. Karaciğer yağlanması sadece karaciğeri etkiler. Bu hastalık aynı zamanda kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı riskini arttırır. Karaciğer kendini yenilemez. Erken dönemde alınan tedbirlerle, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile karaciğer büyük ölçüde toparlanabilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir" şekline konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-8456.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-8456.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-8456-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-8456.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis/40970/</link>
			<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:01:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özel hastane acilinde ödedikleri bin 293 euroyu CİMER'e taşıdılar]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde tatil sırasında halsizlik, baş dönmesi ve güneş çarpması şikayetiyle özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kız, uygulanan muayene, kan tahlili ve serum için toplam bin 293 euro (yaklaşık 71 bin TL) fatura çıkarılınca konuyu Sağlık Bakanlığı ve CİMER'e taşıdı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hastaneden yapılan açıklamada ise, fiyatlandırmada Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesinin kullanıldığı belirtildi. 
İsviçre'de yaşayan Fatma Dilek Kırkbunar ile İsviçre vatandaşı arkadaşı Morena Marie Opprecht, Alanya'da tatil yaparken 29 Temmuz günü saat 23.50'de halsizlik, bulantı ve güneş çarpması şikayetleriyle Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Servisi'ne başvurdu. Her iki hastaya da acil servis muayenesi, serum tedavisi, rutin kan tahlilleri ve ilaç uygulaması yapıldı. Aynı gece taburcu edilen iki hasta adına ayrı ayrı 646,72 euro (yaklaşık 35 bin 500 TL) olmak üzere toplam bin 293 euro (yaklaşık 71 bin TL) tutarında fatura düzenlendi. İki hasta hastane yönetimine yazılı itirazda bulunurken, ücretlendirmenin normal olduğu söylendi. Ödedikleri paranın fahiş olduğunu iddia eden Kırkbunar ve Opprecht, konuyu Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e taşıdı.
Fatma Dilek Kırkbunar, "Biz arkadaşımla birlikte kaldığımız otelde rahatsızlandık. Sağlık durumumuz iyi değildi. Alanya'da tatil yapıyorduk. En yakın hastaneye gittik, acile giriş yaptık. Kayıt yapıldı. Bizden sigorta kartımız istendi. Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Sonrasında kan alındı. Kan alma sırasında 'Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak' dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik. Ben 210 euro ödemenin sebebini sorduğumda bunun kayıt parası olduğu söylendi. 440 euroyu ise serum için aldılar. İsviçreli arkadaşım da bunun İsviçre'ye göre bile çok pahalı olduğunu söyledi. Arkadaşımla tatile gelmiştik, mağdur olduk ve gerekli yerlere başvurularımızı yaptık" dedi.

Hastaneden açıklama: Fiyatlandırmada HUV tabanı fiyat tarifesi kullanıldı 
Konuyla alakalı hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise, verilen sağlık hizmetlerinin fiyatlandırmasında Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı (eski adı TTB Asgari Ücret Tarifesi) fiyat tarifesi girişi kullanıldığı bildirildi. Bu tarifede her hizmet için zorluk derecesine göre bir birim belirlendiği ifade edilen açıklamada, "Hastaya uygulanan herhangi bir sağlık işleminin ücreti, bu işlemin HUV listesi tanımında görülen biriminin, işlemin uygulandığı ile ait o yıl için belirlenmiş TTB katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakama yüzde 10 KDV'nin ilave edilmesi ile bulunan değerdir. Bulunan bu değer taban rakam olup, altına inilemez ancak verilen hizmetin kalitesi doğrultusunda katsayı arttırılabilir (Yüksek teknoloji ekipman, acilde uzman hekim değerlendirmesi, tercümanlık, birebir danışmanlık hizmeti vb….). Ayrıca TTB HUV tarifesinde muayene saati ve muayene gününün tatil olmasına bağlı olarak birim değişikliği mevcut olup, hepsi için ayrı tanımlama vardır'' ifadelerine yer verildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimer-e-tasidilar-5137.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimer-e-tasidilar-5137.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimer-e-tasidilar-5137-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimer-e-tasidilar-5137.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimer-e-tasidilar/40929/</link>
			<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 19:46:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kepez'de sağlıklı gözler, aydınlık yarınlar]]></title>
			<description><![CDATA[Kepez Belediyesi, ilçe genelindeki 200 okulda gerçekleştirdiği göz sağlığı taramalarıyla 35 bin 694 öğrenciyi ücretsiz göz muayenesi hizmetiyle buluşturdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla çocukların eğitim hayatını ve günlük yaşamını etkileyebilecek sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi amacıyla öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, bugüne kadar Kepez ilçesi genelindeki 200 okulda toplam 35 bin 694 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi. 

Çocuk evlerinde tarama 
Göz sağlığı taramaları yalnızca okullarla sınırlı kalmadı. Çocuk Evleri Sitesi'nde kalan 161 çocuğa da göz muayenesi hizmeti sunuldu. Kepez Belediyesi, okullarda yürüttüğü göz sağlığı taramalarının yanı sıra ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına da gözlük desteği sağladı.

Çocuklarımız bizim için çok kıymetli 
Çocukların sağlığının ve mutluluğunun her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Çocuklarımız bizim için çok kıymetli. Onların geleceğe güvenle bakabilmeleri, sağlıklı ve başarılı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri için sosyal belediyecilik anlayışıyla üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. Erken yaşta yapılan sağlık kontrolleriyle çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmayı ve ihtiyaç duydukları desteği zamanında sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-de-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-7337.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-de-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-7337.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-de-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-7337-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/kepez-de-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-7337.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kepez-de-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar/40902/</link>
			<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 17:13:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rahim ağzı kanseri cerrahisinde yeni dönem]]></title>
			<description><![CDATA[Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin Hastalığın tedavisinde güncel tıp çalışmalarına dikkat çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek; "Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor" dedi.
Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını , artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme dönemi başladığını söyleyen  Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.

Önce korunma, sonra erken tanı
Kanserden korunma süreci önce virüsten kaçınmakla, ardından da düzenli kontrollerle sağlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, bu korunmanın en önemli iki adımını HPV aşısı ve tarama testleri oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Erdemoğlu, " Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Gereksiz büyük ameliyatlardan kaçınılıyor
Geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını, güncel tıp çalışmalarının, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Erdemoğlu, üstelik bu sayede hastaların, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşadığını, hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılmasının (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabildiğini kaydetti.

Anne olma şansı korunabiliyor
Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabildiğini hatırlattı. Erdemoğlu şöyle devam etti: " Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor. Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı "nöbetçi" lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor"

Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini kaydeden ve tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanmasının ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırdığını söyleyen Erdemoğlu, doğru hastaya uygulanan doğru ameliyatın, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getirdiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-6265_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-6265_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-6265-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/08/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-6265_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem/40881/</link>
			<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:49:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Alanya EAH'de ilk kez kapalı yöntemle yemek borusu kanseri ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
			<description><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yemek borusu kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Yemek borusu (özefagus) kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde sağlığına kavuştu. Yutma güçlüğü ve yemek yerken takılma hissi şikâyetleriyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin'e başvuran Tiryaki'ye yapılan tetkiklerde yemek borusu kanseri tanısı konuldu. Başarılı bir operasyonla hastanın yemek borusundaki kanserli kısımlar çıkarılarak, midesinden yeni bir yemek borusu oluşturuldu.

"Türkiye'de az sayıda merkezde gerçekleştirilen bir operasyon"
Kapalı yöntem cerrahisindeki deneyimi ve başarılı operasyonlarıyla tanınan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, ameliyat hakkında bilgi verdi. Keskin, "Hastamız bize özefagus, yani yemek borusu kanseri tanısıyla başvurdu. İlk değerlendirmede çekilen PET-CT görüntülerinde hastamızın ameliyat için uygun olduğunu belirledik. Cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesine yönelik neoadjuvan kemoradyoterapi tedavisi planlandı. Tedavisini başarıyla tamamlayan hastamızı ameliyata aldık. Yemek borusu ameliyatları, Türkiye'de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen, yönetimi oldukça zor ve ileri cerrahi deneyim gerektiren operasyonlardır. Bu ameliyatta kanserli yemek borusu çıkarıldıktan sonra mideden yeni bir yemek borusu oluşturuluyor ve ağız tarafında kalan yemek borusu ile mide birleştirilerek sindirim sistemi yeniden yapılandırılıyor. Hem karın hem de göğüs bölgesinden gerçekleştirilen bu büyük ameliyatı, anestezi ekibimiz ve tüm ameliyathane ekibimizle uyum içerisinde başarıyla tamamladık. Yemek borusu kanserlerinde karın ve göğüs bölgesinden kapalı yöntemle (laparoskopik ve videotorakoskopik) gerçekleştirilen cerrahiler, hastaların iyileşme sürecini hızlandırırken, ameliyat sonrası gelişebilecek birçok komplikasyonun da en aza indirilmesine katkı sağlamaktadır" diye konuştu.
Başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşan Sevim Tiryaki ise, "Zoru başardık, hastalığımı yendim. Başta doktorum olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Hayatımı hekimime borçluyum" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-eah-de-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-4045_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-eah-de-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-4045_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-eah-de-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-4045-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-eah-de-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-4045_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/alanya-eah-de-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi/40848/</link>
			<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:21:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Doktorların 12 ay ömür biçtiği İngiliz hasta, yüksek riskli ameliyat için Türkiye'yi tercih etti]]></title>
			<description><![CDATA[ İngiltere'de yaşayan 58 yaşındaki Stuart Reginald Windsor, tatil amacıyla geldiği Türkiye'de göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede ileri kalp yetmezliği ve hayati risk taşıyan koroner damar hastalığı teşhisi aldı. Doktorların 12 ay ömür biçtiği Windsor, İngiltere'de 3 ay sonra olacak randevusunu beklemeyip Antalya'da yüksek riskli bir ameliyatla sağlığına kavuştu]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Manchester kentinde yaşayan ve evli, üç çocuk ve altı torun sahibi olan Stuart Reginald Windsor, uzun süre farkında olmadan birkaç kez kalp krizi geçirdi. Son olarak nefes darlığı ve göğsünde ağrı şikayetiyle bir hastaneye başvuran Windsor, ileri kalp yetmezliği ile iki koroner damarında ciddi tıkanıklık, üçüncü damarda ise darlık tespit edildi. Windsor, bunun üzerine daha önce bacağı ve dişi için tedavi gördüğü Memorial Antalya Hastanesi'ne başvurdu.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı. Kalp kasılma oranı yüzde 24-25 bandına kadar düşen Windsor, kritik ama başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuştu.
Türkiye'ye gezi amacıyla geldiğini anlatan Windsor, göğsündeki ağrıların dayanılmaz hale gelmesi üzerine hastaneye başvurduğunu söyledi.

"En fazla 12 ay yaşarsın"
Windsor, yapılan tetkiklerin ardından aldığı teşhisin kendisini derinden etkilediğini belirterek, "Doktorlar bana sadece bir arter damarımın açık kaldığını ve bu durumun çok ciddi olduğunu söylediler. Ben şok oldum. Bana 12 ay yaşayabilirsin dediler. İngiltere'de bir sonraki randevuya 3 ayım vardı. Eşim de yanımdaydı. İkimiz de büyük bir şok yaşadık" ifadelerini kullandı.
10 Haziran'da kendisine durumunun ciddiyetinin anlatıldığını ve aynı gün anjiyo yapıldığını aktaran Windsor, "Detayları öğrenmek istemedim. Bana bunun büyük bir operasyon olduğu söylendi ve çok korktum. İngiltere'de bir söz vardır; 'Ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.' Ben de sadece ameliyatın başarılı geçmesine odaklandım" dedi.
Ameliyat sonrasında sağlık durumunun belirgin şekilde düzeldiğini dile getiren Windsor, "Bulutların üstündeydim. Kalbimin kan pompalamasında yaşanan sorun düzeldi, değerlerim iyileşti. Çok mutluyum ve geleceğe umutla bakıyorum. İnşallah daha da iyi olacağım" diye konuştu.
Yaşadığı sürecin ardından yaşam alışkanlıklarını değiştirdiğini vurgulayan Windsor, "Hastaneye geldiğim gün sigarayı bırakma kararı aldım. Artık sigara ve alkol yok. Daha uzun yaşayabilmek için daha sağlıklı beslenmeye ve yaşam tarzımı değiştirmeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Daha önce de trafik kazası sonrası şu an ameliyat olduğu hastanede dizine metal implant takıldığını ve diş tedavisi gördüğünü anlatan Windsor, "Türk doktorlarına güveniyorum. Daha önce de bunu tecrübe ettim" dedi.

"Cerrahi dışında pek şansı yoktu"
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu ise hastanın kendilerine eforla çabuk yorulma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurduğunu söyledi.
Yapılan tetkiklerde ileri kalp yetmezliği, her iki kalp kapağında ciddi yetmezlik ve üç koroner damardan ikisinin tamamen tıkalı, birinin ise kritik düzeyde daralmış olduğunun tespit edildiğini belirten Kemaloğlu, kalbin pompalama gücünü gösteren ejeksiyon fraksiyonunun da yüzde 24-25 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.
Bu seviyedeki hastalarda ameliyat riskinin oldukça yüksek olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu, "Cerrahi dışında da pek bir şansı yoktu. Çünkü ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrıları vardı. Kendisine ameliyatın yüksek riskli olduğunu ancak yapılması gerektiğini anlattık. O da bu riski kabul etti" dedi.
Kemaloğlu, ameliyat kapsamında her iki kalp kapağının onarıldığını ve üç koroner damara baypas yapıldığını belirterek, hastanın bir aylık kontrolünde olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi.
Hastanın kalp kasılma gücünün yüzde 25 seviyesinden yüzde 30'a yükseldiğini aktaran Kemaloğlu, "Şu anda aktif olarak yüzebilen, bisiklete binebilen bir hasta haline geldi. Sonuçtan oldukça memnunuz" ifadelerini kullandı.

"Genetik yatkınlık ve sigara önemli risk faktörleri"
Kemaloğlu, hastalığın gelişiminde genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını belirterek, yüksek tansiyon, diyabet ve sigaranın da riski artırdığını söyledi.
Hastanın daha önce geçirdiği kalp krizlerinin farkında olmadığını ifade eden Kemaloğlu, kalp yetmezliği geliştikten sonra şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti.
Sigaranın bırakılması ve düzenli ilaç kullanımının yaşam süresini uzattığını vurgulayan Kemaloğlu, hastanın tedavi sürecinde hekim-hasta güven ilişkisinin önemli katkı sağladığını dile getirdi.
Kemaloğlu, "Başından beri aramızda güçlü bir güven oluştu. Kendi ülkesinde randevu almak için uzun süre beklediğini ve ameliyat olamayacağını söyledi. Bizim cesur yaklaşımımız onun da hoşuna gitti. Kendisi de cesur bir hastaydı ve bu riski aldı. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz sonuçtan memnunuz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/doktorlarin-12-ay-omur-bictigi-ingiliz-hasta-yuksek-riskli-ameliyat-icin-turkiye-yi-tercih-etti-3679.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/doktorlarin-12-ay-omur-bictigi-ingiliz-hasta-yuksek-riskli-ameliyat-icin-turkiye-yi-tercih-etti-3679.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/doktorlarin-12-ay-omur-bictigi-ingiliz-hasta-yuksek-riskli-ameliyat-icin-turkiye-yi-tercih-etti-3679-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/doktorlarin-12-ay-omur-bictigi-ingiliz-hasta-yuksek-riskli-ameliyat-icin-turkiye-yi-tercih-etti-3679.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/doktorlarin-12-ay-omur-bictigi-ingiliz-hasta-yuksek-riskli-ameliyat-icin-turkiye-yi-tercih-etti/40798/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 15:50:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde rahim nakli yapılan hastada organ reddi gelişti]]></title>
			<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezinde 18 Temmuz'da kadavradan alınan organların nakledildiği hastalardan birine yapılan rahim naklinde, immünolojik organ reddi geliştiği bildirildi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hastaneden yapılan açıklamaya göre, 18 Temmuz'da donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahim, gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla uygun alıcılara nakledildi.
Açıklamada, "Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla, nakledilen rahim ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir" denildi.
Açıklamada, ayrıca organ bağışıyla birçok hastaya umut olan donörün ailesine başsağlığı dilenerek, tedavileri devam eden hastalara acil şifa temennisinde bulunuldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti-7034.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti-7034.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti-7034-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti-7034.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/akdeniz-universitesi-nde-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti/40736/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 18:48:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Merkezi'nden uluslararası başarı]]></title>
			<description><![CDATA[ Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, Uluslararası Klinik Araştırma Ağı'na kabul edildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi, uluslararası bilim camiasında önemli bir başarıya imza atarak Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Çin, İspanya, Tayvan, Polonya, Hindistan, Avustralya ve Türkiye'nin yer aldığı çok uluslu bir klinik araştırma ağına kabul edildi. Dünyada yalnızca 10 ülkeden merkezlerin yer aldığı bu prestijli araştırma ağına, Türkiye'den ise sadece 8 merkez kabul edildi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi de bu seçkin merkezler arasında yer alarak uluslararası standartlarda klinik araştırma yürütebilen sağlık kuruluşlarından biri olma başarısını gösterdi.

Uyku tıbbının gelişimine destek verecek
Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Hüseyin Lakadamyalı, elde edilen başarının hastanenin bilimsel altyapısı, akademik birikimi ve hasta odaklı sağlık hizmeti anlayışının uluslararası düzeyde kabul gördüğünün önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Lakadamyalı, "Uyku Bozuklukları Merkezimiz; uykusuzluk (insomni), obstrüktif uyku apnesi, uykuda hareket bozuklukları ve sirkadiyen ritim (uyku fazı) bozuklukları başta olmak üzere toplumun önemli bir bölümünü etkileyen uyku hastalıklarının tanı ve tedavisinde bölgemize ve ülkemize nitelikli sağlık hizmeti sunmaktadır. Uluslararası klinik araştırmalarda aktif olarak yer almamız sayesinde dünyada geliştirilen yenilikçi tanı ve tedavi yöntemlerinin ülkemizde uygulanmasına katkı sağlayacak, bilimsel üretim kapasitemizi artırarak hem ulusal hem de uluslararası düzeyde uyku tıbbının gelişimine destek vermeyi sürdüreceğiz. Üniversite ve hastanemizin katkılarıyla yürüttüğümüz bilimsel araştırmaları sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası iş birliklerinin artırılması, hastalarımızın en güncel tanı ve tedavi durumlarına erişiminin sağlanması ve ülkemizin sağlık alanındaki bilimsel görünürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu önemli başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımızı ve akademisyenlerimizi tebrik ediyor, elde edilen bu başarının ülkemize ve bilim dünyasına hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezi-nden-uluslararasi-basari-7606.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezi-nden-uluslararasi-basari-7606.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezi-nden-uluslararasi-basari-7606-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezi-nden-uluslararasi-basari-7606.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/alanya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-uyku-merkezi-nden-uluslararasi-basari/40726/</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 18:10:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaz buluşmaları gıda zehirlenmesini beraberinde getirebilir]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını arttığını belirten uzmanlar mangal keyfi, piknik ve deniz kenarı yemeklerinin en yoğun olduğu dönemde yaşanabilecek gıda zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, yaz aylarında artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını ciddi oranda artırdığını belirterek özellikle mangal partileri, plaj piknikleri ve uzun yolculuklarda yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması nedeniyle besin zehirlenmeleri ile sık karşılaşıldığını belirtti. Bu tür zehirlenmeler genellikle Salmonella, E. coli ve Staphylococcus gibi bakterilerden kaynaklandığının altını çizen Elmi, "Erken fark edildiğinde evde uygulanabilecek basit önlemlerle atlatılabilse de, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle yaz mevsiminde gıda hijyenine her zamankinden daha fazla özen göstermek, hem kendinizi hem de ailenizi korumak açısından büyük önem taşıyor" dedi.

Yaz aylarında besin zehirlenmesine dikkat
Yaz aylarında besin zehirlenmelerden korunmanın yöntemlerini anlatan Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, "Sıcak ve nemli hava, bakterilerin hızla çoğalması için ideal ortam oluşturur. Özellikle et, tavuk, mayonezli salatalar, süt ürünleri ve deniz ürünleri riskli gıdalar arasında yer alır. Yazın fark edilmeden tüketilen bozulmuş yiyecekler, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi şikayetlere yol açabilir. Bazı vakalarda ise ciddi dehidrasyon ve hastaneye yatış gerektirebilir. Yaz keyfin bozacak besin zehirlenmesinden basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hijyen kurallarına ve gıda güvenliğine dikkat ederek sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirilebilir" ifadelerini kullandı.

Önemli ipuçları verdi
Besin zehirlenmesinin şiddetli bulantı ve kusma başta olmak üzere karın ağrısı ve kramp, sulu veya kanlı ishal, baş ağrısı, ateş, halsizlik, kas ağrıları, ağız kuruluğu ve aşırı susama gibi belirtilerle kedisini gösterdiğini söyleyen Elmi, yaz aylarında besin zehirlenmesinden korunmak için önemli ipuçları verdi. Gıdaların uygun sıcaklıkta saklanması gerektiğinin altını çizen Elmi, " Buzdolabı sıcaklığını 4C’nin altında tutun. Sıcak havada bozulabilecek yiyecekleri 2 saatten fazla dışarıda bırakmayın. Özellikle mangalda etlerin iç kısmının da tamamen piştiğinden emin olun. Çiğ et ile pişmiş etleri aynı tabağa koymayın. Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerinizi sabunla en az 20 saniye yıkayın. Mutfak tezgahı ve ekipmanlarını temiz tutun. Mayonezli ve sütlü salataları buzdolabında saklayın ve aynı gün tüketin. Güneş altında uzun süre bekletmeyin" şeklinde konuştu.

Taze ve güvenilir gıda satın alın
Özellikle yazın açıkta satılan yiyeceklerden ve şüpheli yerlerden uzak durulması gerektiğini söyleyen Elmi, "Musluk suyu yerine şişelenmiş su tercih edin. Buzları da güvenilir kaynaklardan kullanın. Artan yemekleri en fazla 2 saat içinde buzdolabına kaldırın ve 1-2 gün içinde tüketin. Şüphe durumunda atın. Kusma ve ishal 24 saatten uzun sürerse, yüksek ateş, kanlı dışkı, şiddetli karın ağrısı veya idrar miktarında azalma olursa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda dehidrasyon çok hızlı ilerleyebilir" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir-4302_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir-4302_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir-4302-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir-4302_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/yaz-bulusmalari-gida-zehirlenmesini-beraberinde-getirebilir/40705/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:28:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nde 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı]]></title>
			<description><![CDATA[ Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde, Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öncülüğündeki ekip, anne olma hayali kuran 36 yaşındaki M.B. için ameliyata girdi.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ın öncülüğünde gerçekleştirilen operasyon için sabah saat 07.30'da hazırlıklara başlandı. Yaklaşık saat 09.00'da başlayan ameliyatta, kadavradan alınan rahim M.B.'ye nakledilecek.
Dünyada ilk kez 2011 yılında kadavradan rahim naklini başarıyla gerçekleştirerek tıp tarihine geçen ve literatüre "Özkan Tekniği" olarak giren cerrahi yöntem, Türkiye'de üçüncü kez uygulanıyor.
Üniversitede 2011 yılında Derya Sert'e gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk kadavradan rahim naklinin ardından, 2021 yılında Havva Erdem'e de aynı operasyon başarıyla uygulanmıştı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-3-uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi-32.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-3-uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi-32.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-3-uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi-32-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesi-nde-3-uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi-32.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/akdeniz-universitesi-nde-3-uncu-rahim-nakli-operasyonu-basladi/40694/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:15:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp krizi belirtilerini ciddiye alın]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sını oluşturan dolaşım sistemi hastalıklarına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin risk faktörleri, belirtileri ve kriz anında yapılması gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Modern yaşamın getirdiği stres, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi kardiyoloji bölümünden Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin erken fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Kalp hastalıklarının her yaşta görülebileceğini belirten Cömert, erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise menopoz dönemiyle birlikte riskin belirgin şekilde arttığını kaydetti. Hareketsiz yaşam, kronik stres, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında yer aldığını aktardı.
Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen Cömert, kolesterol, kan şekeri ve tansiyon değerlerinin bilinmesi gerektiğini belirterek, temel kan testleri ve kardiyoloji muayenesi sonrasında kişiye özel risk değerlendirmesi yapılabildiğini ifade etti.
Yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgalarının da kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Cömert, yüksek sıcaklıkların kalp atış hızını artırabildiğini, vücudun sıvı kaybına bağlı olarak kalp krizi riskinin yükselebildiğini söyledi. Özellikle yaşlılar ile hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunan kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti.
Kalp krizinin genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissiyle başladığını belirten Cömert, ağrının sol kola, sırta, boyuna veya omuza yayılabileceğini ifade etti. Ani nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baygınlık hissi ve bazı hastalarda sindirim sistemi şikayetlerinin de kalp krizinin belirtileri arasında yer alabildiğini dile getirdi.
Kalp krizi şüphesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini belirten Cömert, hastanın oturur veya yarı yatar pozisyona getirilmesi, sıkı kıyafetlerinin gevşetilmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Kalp ve solunum durması gelişmesi halinde ise temel yaşam desteği ile otomatik harici defibrilatör (AED) kullanımının önem taşıdığını söyledi.
Cömert, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altına alınmasının kalp krizi riskinin azaltılmasında etkili olduğunu sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-539_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-539_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-539-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-539_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin/40617/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:21:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sıkışmış göbek fıtığı hayatını tehdit etti]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'da göbek fıtığı nedeniyle ağrı, karın şişliği ve nefes darlığı yaşayan 61 yaşındaki kadın, yapılan tomografinin ardından acil ameliyata alındı. Bağırsaklarının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren ve delinme tespit edilen kadın, yoğun bakım sürecinin ardından sağlığına kavuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya'da uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunan 61 yaşındaki Nihal Uygun, ağrılarının artması, karın bölgesinde şişlik ve nefes darlığı şikayetleri üzerine Medical Park Antalya Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Yapılan değerlendirme ve tomografi sonuçlarında fıtığın sıkıştığı belirlenince Uygun, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından vakit kaybedilmeden ameliyata alındı. Ameliyatta, Uygun'un bağırsağının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren geliştiği, bir kısmında ise delinme meydana geldiği belirlendi. Bağırsak içeriğinin karın boşluğuna aktığı, buna bağlı olarak sepsis, böbrek, karaciğer, akciğer ve solunum sistemiyle ilgili ciddi sorunlar oluştuğu ifade edildi. Ameliyatın ardından yoğun bakımda solunum cihazına bağlı takip edilen Uygun, yaklaşık 15 günlük tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.
"Yemesem de karnım şişiyordu, nefesim daralıyordu"
Göbek fıtığı nedeniyle uzun süre ağrı çektiğini anlatan Nihal Uygun, yaşadığı süreci şöyle anlattı: "Göbek fıtığı ameliyatı yaptılar. Hep ağrı sancı içindeydim. Hep karnım ağrıyordu, devamlı kilo alıyordum, yemesem de karnım şişiyordu. Ayakta duramıyordum, nefesim daralıyordu. İşleri kolaylıkla yapamıyordum. Yoğun bakımda da 4-5 gün yattım ve sağlığıma kavuştum"
Daha önce de farklı rahatsızlıkları nedeniyle de Op. Dr. Gökhan Ateş'e başvurduğunu belirten Uygun, "Daha önce benim mide fıtığı ve gastrit rahatsızlıklarım vardı, onu da Gökhan hoca bulmuştu. 1-1.5 yıldır göbek fıtığı rahatsızlığım vardı, ondan da kurtuldum" dedi.

"Fıtık deyip hafife almamak lazım"
Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunduğunu belirterek, son dönemde ağrı, bulantı ve kusma şikayetlerinin arttığını söyledi. Tomografi görüntülerinde sıkışmış göbek fıtığını gördüklerini ifade eden Ateş, "Sıkışmış göbek fıtığı olayını görür görmez direkt ameliyata aldım. Fıtık deyip hafife almamak lazım. Hastamızda olduğu gibi kangrene, hatta kangren olup bağırsakların delinmesine kadar gidebiliyor olay" dedi.
Uygun'un hastaneye geldiğinde durumunun ağır olduğunu belirten Ateş, ameliyat sırasında karşılaştıkları tabloyu şu sözlerle aktardı: "Hastamızda 40 santim kadar bağırsak kangren olmuş, bir bölümü delinmiş, büyük abdest karnına akmış. Sepsis dediğimiz kan zehirlenmesine ve çoklu organ yetmezliğine kadar gitmişti durum. Böbrek yetmezliği, böbrek üstü bezi yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğer ve solunumda sıkıntıları vardı. Solunum cihazına bağlı yoğun bakımda bir süre takip ettik."
"Mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz"
Tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini belirten Ateş, hastanın organ fonksiyonlarının toparladığını söyledi. Ateş, "Böbreklerimiz iyi şu anda. Böbrek üstü bezimiz iyi, akciğerlerimiz iyi. Güzel toparladık ve mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz" ifadelerini kullandı.
Fıtıkların zamanında tedavi edildiğinde genellikle daha kolay müdahale edilebilen rahatsızlıklar olduğunu vurgulayan Ateş, ihmal edildiğinde ise hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Fıtıklar çok basit görünen, tedavisi de çok kolay yapılan rahatsızlıklar. Laparoskopik yöntemle bir gece yatırıp rahat bir şekilde ameliyat edip gönderebiliyoruz. Ancak kontrolden çıktığı zaman, sıkıştığında, kangren olduğunda hatta delindiğinde ölümcül dahi olabilen durumlardır. O yüzden fıtık deyip hafife almamak lazım. Zamanında müdahaleyle kurtulmak lazım" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-9910.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-9910.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-9910-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-9910.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti/40613/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:17:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[İleri yaşla birlikte sık görülen kıkırdak aşınması, diz ve kalça ağrılarının birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten Op. Dr. Mustafa Kunt, kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Halk arasında "kireçlenme" veya "sıvı tükenmesi" olarak bilinen kıkırdak aşınması, bir noktadan sonra hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Op. Dr. Mustafa Kunt, diz ve kalça protezi cerrahisi hakkında bilgi verdi. Protez ameliyatlarının en çok diz ve kalça kireçlenmelerinde uygulandığını söyleyen Op. Dr. Kunt, "Protez ameliyatları, aslında bir 'yüzey yenileme' veya 'yüzey değiştirme' işlemidir. Dizde veya kalçada aşınan eklem yüzeyleri uygun protez malzemelerle değiştirilir. Her iki ameliyatın da başarı oranları, yani hasta memnuniyet oranları çok yüksektir" dedi.

60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor
Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını ifade eden Op. Dr. Mustafa Kunt, "Kireçlenme genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görülse de aşırı kilo, eski spor yaralanmaları, kalça çıkığı öyküsü, romatizmal hastalıklar veya genetik yatkınlık nedeniyle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde kemik ve kıkırdak yapısındaki değişimlerle birlikte bu sorunlara daha sık rastlanıyor. Ameliyat kararında ağrının derecesi ve hastanın sosyal hayatını kısıtlama düzeyi dikkatle değerlendirilir. Bunun yanında röntgen, gerekirse MR ve kan tetkikleriyle ameliyat kararı verilir. Protez cerrahisi, yaşam kalitesini yükselten tıbbın çok başarılı işlemlerinden biridir" şeklinde konuştu.

Cerrahinin altın kuralları
Protezin hastanın kemik yapısına uygun olması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Kunt, "Bu sebeple malzeme seçimi önemlidir. Bunun yanında steril şartların sağlandığı, güvenli bir ameliyathanede tecrübeli bir cerrahi ekiple yapılacak ameliyat başarıyı artırıcı bir faktördür. Diz ve kalça protezi ameliyatları, modern tıbbın insan konforunu artırıcı en başarılı işlemlerindendir. Protez cerrahisi konusunda tecrübeli bir cerrahın hastayla ameliyat öncesi ve sonrası iyi iletişim kurarak maksimum ameliyat güvenliği sağlanmış hastanelerde yapacağı işlemlerin hasta memnuniyeti tartışmasız yüksek olacaktır" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-5053.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-5053.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-5053-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-5053.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor/40539/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:08:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göksu Mahallesi’ne Aile Sağlığı Merkezi]]></title>
			<description><![CDATA[Kepez Belediyesi ve hayırsever desteğiyle Göksu Mahallesi’ne Aile Sağlığı Merkezi(ASM) kazandırılıyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak bu merkez, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza katkı sunacak" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kepez’in sağlık yatırımlarına bir yenisi daha ekleniyor. Göksu Mahallesi’ne kazandırılacak Aile Sağlığı Merkezi’nin ilk adımı, imzalanan protokolle atıldı. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törende; Antalya Valisi Hulusi Şahin, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Göksu Mahalle Muhtarı Gülten Yurtlak ile hayırsever iş insanları Süleyman Toprak ve Alparslan Bayrak hazır bulundu. Göksu Mahallesi 27291 ada içerisinde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait park alanına inşa edilecek olan altı hekimli Alphan-Toprak Aile Sağlığı Merkezi, yaklaşık 500 metrekare kapalı alana sahip olacak. Sağlık merkezinin sekiz ay içerisinde tamamlanarak Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilmesi hedefleniyor. ,
"Birinci basamak sağlık yatırımları önceliğimiz"
Protokol töreninin ardından bir açıklama yapan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçeye yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Başkan Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışıyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak sağlık merkezi, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza önemli bir katkı sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza şimdiden hayırlı olsun" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesi-ne-aile-sagligi-merkezi-5406.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesi-ne-aile-sagligi-merkezi-5406.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesi-ne-aile-sagligi-merkezi-5406-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesi-ne-aile-sagligi-merkezi-5406.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/goksu-mahallesi-ne-aile-sagligi-merkezi/40495/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 17:57:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aksu'da Cihadiye Mahallesi'ne 9 hekim kapasiteli aile sağlığı merkezi yapılacak]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'nın Aksu ilçesi Cihadiye Mahallesi'nde yapılması planlanan Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için Aksu Belediyesi ile hayırsever Yüksel Tohum Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. sahibi Mehmet Yüksel arasında protokol imzalandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, hayırsever iş insanı Mehmet Yüksel ve Cihadiye Mahalle Muhtarı Mustafa Demir'in katılımıyla gerçekleştirilen törende, Cihadiye Mahallesi'nde inşa edilecek Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için hazırlanan protokol imza altına alındı.
564 ada 9 parsel üzerinde inşa edilmesi planlanan ve 9 hekim kapasiteli olacak aile sağlığı merkezinin, bölgede birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumuna katkı sağlaması hedefleniyor. Modern fiziki yapıya sahip olacak merkezin, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması amaçlanıyor.
Törende konuşan Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, sağlık yatırımlarının vatandaşların yaşam kalitesi açısından önem taşıdığını belirterek, Cihadiye Mahallesi'ne kazandırılacak aile sağlığı merkezinin bölgenin önemli bir ihtiyacını karşılayacağını söyledi.
Yıldırım, Aksu Belediyesi'nin kamu kurumları ve hayırseverlerle iş birliği içerisinde ilçenin ihtiyaçlarına yönelik projeleri hayata geçirmeye devam ettiğini ifade ederek, projeye katkı sunan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, hayırsever Mehmet Yüksel ile emeği geçenlere teşekkür etti.
Aksu Belediyesi'nin, sağlık, eğitim, sosyal yaşam ve altyapı alanlarında kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerle yürüttüğü iş birlikleri kapsamında benzer yatırımların sürdürüleceği bildirildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/aksu-da-cihadiye-mahallesi-ne-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-7347.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/aksu-da-cihadiye-mahallesi-ne-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-7347.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/aksu-da-cihadiye-mahallesi-ne-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-7347-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/aksu-da-cihadiye-mahallesi-ne-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-7347.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/aksu-da-cihadiye-mahallesi-ne-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak/40461/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:00:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaz aylarında anne ve bebek sağlığını korumanın 5 altın kuralı]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin, hamilelik sürecinde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve aşırı sıcaktan kaçınmanın hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri olarak görülüyor. Bu süreçte anne adayının vücudunda hem fiziksel hem de duygusal büyük değişimler yaşanıyor. Bebeğin sağlıklı gelişimi için anne adayının beslenmesinden uyku düzenine, hareketliliğinden stres yönetimine kadar birçok faktöre dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklığı, nem oranı ve terleme, hamilelik sürecini daha da zorlayıcı hale getirebiliyor. Dehidrasyon, vücut ısısının yükselmesi, enfeksiyon riski ve yorgunluk gibi etkenler hem anne hem de bebek için ek önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yaz mevsiminde hamilelik yaşayan anne adaylarının karşılaşabileceği riskler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.

Gebelik sürecinde olanların yaz aylarında dikkat etmesi gerekenler
Op. Dr. Aybar, gebelik süreci, özellikle yaz aylarında anne adayından ekstra özen ve dikkat talep ettiğini ifade ederek, "Vücut zaten bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba içindeyken, yüksek sıcaklıklar bu dengeyi bozabilir. Bu dönemde anne adaylarının hem kendi sağlığını hem de bebeğin gelişimini korumak için bilinçli adımlar atması büyük önem taşımaktadır" dedi.

Sıcak havalarda sıvı tüketimi hayati önem taşır
Gebelik sürecinde özellikle dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Op. Dr. Aybar, "Yaz aylarında vücut daha fazla sıvı kaybeder. Hamilelikte günlük en az 2,5-3 litre su tüketimi önerilir. Susuzluk hissetmeden düzenli aralıklarla su içmek, idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskini azaltır. Sade suyun yanı sıra taze sıkılmış meyve suları ve ayran da tercih edilebilir. Özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında bulunulmamalıdır. Hafif, pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler giyilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatörle serin ortamlar tercih edilmelidir. Yazın enfeksiyon riski artar. Havuz yerine denizin tercih edilmesi önerilir. Yüzme sonrası hemen duş alınmalı ve mayo değiştirilmelidir. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı hijyen kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, taze sebze-meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Çiğ et, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve aşırı tuzlu gıdalar riskli olabilir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde ve sık sık tüketilmelidir. Hamilelikte yürüyüş ve hafif egzersizler yazın da devam edebilir ancak serin saatlerde yapılmalıdır. Aşırı terleme ve yorgunluk hissedildiğinde hemen dinlenilmelidir. Güneş kremi (güvenli olanlar) düzenli kullanılmalıdır. Uzun yolculuklarda mola verilerek bacaklarda kan dolaşımı desteklenmelidir. Reflü ve şişkinlik şikayetleri artabileceğinden yatmadan 2-3 saat önce yemek yenmemelidir" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-4364.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-4364.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-4364-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-4364.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali/40426/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:35:42 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ALKÜ Tıp Fakültesi'nde 90 genç hekim mezun oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi, 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Törenini coşkuyla gerçekleştirdi. Fakültenin 4. dönem mezunları olan 90 genç hekim, düzenlenen görkemli törenle diplomalarını alarak meslek hayatına ilk adımlarını attı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) gurur günlerinden birini daha yaşadı. ALKÜ Tıp Fakültesi'nde 90 öğrenci hekimlik yemini ederek mezun oldu. Meslekte ilk adımlarını atan genç hekimlerin ALKÜ Tıp Fakültesi Mezuniyet Töreni Kestel Yerleşkesi Amfitiyatro alanında yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tören, üniversitenin tanıtım videosu ve öğrencilerin hazırladığı fotoğraf gösterisiyle devam etti.

"Hekimlik vicdanla icra edilen bir yaşam biçimidir"
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, törende yaptığı konuşmada hekimliğin sadece bilgiyle değil; vicdan, merhamet, sabır ve dürüstlükle icra edilen bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı. Kılıç, günümüzde yapay zekâ ve robotik cerrahinin tıbbı şekillendirdiğini ancak hiçbir teknolojinin empati ve insan sevgisinin yerini tutamayacağını belirtti. Ayrıca mezunlara, diplomalarını aldıkları ALKÜ'ye ve meslek etik değerlerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu. Prof. Dr. Kılıç, mezun öğrencileri ve aileleri tebrik ederek hayatlarında başarılar diledi.

"Bu gurur tüm ailelerimizin"
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selime Çelik Erden, bu yıl 4. dönem mezunlarını vermenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. Kendi mezuniyetinden örnekler vererek ailelere seslenen Erden, "Evlatlarınız bugün sizlere bu dünyadaki cenneti yaşatıyorlar." diyerek ailelerin fedakarlıklarına teşekkür etti. Dönem birincisi Dr. Yunus Emre Gözey, mezuniyet kütüğüne ismini çaktıktan sonra yaptığı konuşmada, ailelere ve hocalarına teşekkür ederek dönem arkadaşlarına başarılar diledi.

Dereceye girenlere ödüller verildi
Törende dönem birincisi Dr. Yunus Emre Gözey, ikinci Dr. Emre Bıçak ve üçüncü Dr. Bengü Sena Göçkün diplomalarını üniversite protokolünün elinden aldı. Ayrıca Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) tarafından verilen "Yılın İnternü" ödülü Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz tarafından mezun öğrenci Ecem Karabağ'a verildi. Tören, öğrencilere diploma taktimi ile devam etti. Dekan Erden'ın öğrencilere hekimlik andı yatırdıktan sonra mezunlar kepleri havaya atarak mesleğe adım atmanın heyecanını hep birlikte yaşadılar. Tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Törene Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Prof. Dr. Selime Çelik Erden, Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yılmaz, ALKÜ Genel Sekreteri Hüseyin Er, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesi-nde-90-genc-hekim-mezun-oldu-3760.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesi-nde-90-genc-hekim-mezun-oldu-3760.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesi-nde-90-genc-hekim-mezun-oldu-3760-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesi-nde-90-genc-hekim-mezun-oldu-3760.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/alku-tip-fakultesi-nde-90-genc-hekim-mezun-oldu/40417/</link>
			<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 21:14:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Sanırım düzelemeyeceğim" dedi, Antalya'da yeniden yürümeye başladı]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul'da başvurduğu hastanede durumu riskli görülerek Antalya'ya gelen bağırsak kangreni hastası 20 yaşındaki Sudenur Erboy, uygulanan medikal tedaviyle sağlığına kavuştu. Yaklaşık 4 ay boyunca yürümekte, nefes almakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan Erboy, "20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu. Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya'da yaşayan 20 yaşındaki Sudenur Erboy, karın ağrısı ve tuvalete çıkamama şikayetleriyle başlayan rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca farklı hastanelere başvurdu. Alanya'dan Denizli'ye, İstanbul'dan Antalya'ya kadar birçok hastanede tedavi aradığını anlatan Erboy'un, bağırsak kangreni tanısı sonrası durumu riskli olarak değerlendirildi. İstanbul'da başvurduğu hastanede yatış alması gerektiği belirtilen genç kız, aynı gün ambulansla Antalya'ya getirildi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından kabul edilen Erboy, uygulanan medikal tedavinin ardından sağlığına kavuştu.

"Hayati tehlikesi çok yüksekti"
 Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın kendilerine şehir dışından ambulansla yönlendirildiğini belirterek, "Hastamız, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde bağırsak kangreni tanısı almış. Bu süreçte çok büyük sıkıntılar yaşamış. Bir süre müdahale edilemediği için hastalığı ilerlemiş. Şehir dışından ambulansla bize yönlendirildi, biz de hastamızı kabul ettik. Gerçekten ciddi sıkıntıları vardı ve hayati tehlikesi çok yüksekti. Şu anda gayet iyi durumdayız, mutluyuz. Hatta 20 yaşını da burada kutladık. Bağırsak kangreni hızlı ilerleyen, zamanında müdahale edilmediğinde hayatı riske atan ciddi bir durumdur. Hastamızın yaşının genç olması nedeniyle muhtemelen bazı durumlar atlanmış olabilir. Ancak şu anda iyi olması bizim için en önemli nokta" diye konuştu.

"Geldiğinde ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu"
Hastanın kendilerine geldiğinde günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Op. Dr. Ateş, "Hızlı bir şekilde kendine geldi. Yaklaşık bir ay boyunca neredeyse yürüyememiş, idrarını dahi yapamamış. Bize geldiğinde de idrarını ve büyük abdestini yapamıyor, ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu. Şimdi ise çok daha iyi. Hastamız gelir gelmez medikal tedavisine başladık. Yaklaşık 10 gün önce tedavisi uygulandı. Tedaviden sonraki 2-3 gün içerisinde kendine gelmeye başladı. Sonrasında toparlanma süreci biraz zaman aldı. Bugün 10'uncu gündeyiz ve hastamızın geldiği noktadan dolayı mutluyuz" şeklinde konuştu.

"Doktor kontrolü dışında alınan her şey zarar verebilir"
Bağırsak sağlığı ve kullanılan destek ürünlerine ilişkin uyarıda da bulunan Op. Dr. Ateş, "Doktor kontrolü dışında alınan her şey, faydadan çok zarar verebilir. Kullandığımız vitaminlerden bağırsakların çalışmasına yardımcı olan maddelere kadar her şeyin doktor kontrolünde alınması gerekiyor" diye konuştu.

"Gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim"
Alanya'dan geldiğini belirten Sudenur Erboy ise yaklaşık 4 aydır hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Denizli, İstanbul ve Antalya'da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Alanya'dan geliyorum. Yaklaşık 4 aydır bu hastalıkla mücadele ediyorum. Daha önce birçok hastaneye başvurdum, farklı illere gittim. Denizli, İstanbul ve Antalya'da gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim. Çok kez başvurdum ancak genelde hekimler sanırım sorumluluk almak istemedi. Tuvaletime çıkamadığım için bu durumu biraz psikolojime yordular" ifadelerini kullandı.

"İstanbul'dan ambulansla Antalya'ya geldim"
Tedaviye yanıt bulamayınca İstanbul'a gittiğini, burada da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Tedavime bulunduğum yerde yanıt bulamayınca il değiştirdim, İstanbul'a gittim. İstanbul'da da birçok hastaneye başvurdum. En son gittiğim hastanede, durumumun çok riskli olduğu ve hemen yatış almam gerektiği söylendi. Biz de aynı gün acil bir şekilde ambulansla Antalya'ya geri geldik. Gökhan hocamızı tanıdıklarımız aracılığıyla duyduk, bu konuda gerçekten çok iyi olduğunu öğrendik. Sağ olsun, Gökhan hocam da beni kabul etti. Burada çok güzel bir şekilde iyileştim" dedi.
Yaşadığı sürecin günlük hayatını tamamen etkilediğini dile getiren Erboy, "Öncesinde yürüyemiyor, kalkamıyordum. Sürekli kramp ve sancılar yaşıyordum. Doktora gittiğimde herhangi bir yatış yapılmadı, bana yalnızca ilaçlarla düzelebileceği söylendi. Ancak ilaçlarla düzelmedim. Sonunda gerçekten kendime geldiğim için çok mutluyum. Artık yürüyorum, nefes alabiliyorum. Çok mutluyum ve Gökhan hocamla tanıştığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi.

"20 yaşında biri için çok üzücü bir durumdu"
Denizli'de çocuk gelişimi okuduğunu ve mezuniyet yılına hazırlandığını belirten Erboy, hastalığın eğitim ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini anlattı. Erboy, "Denizli'de okuyorum, öğrenciyim. Hastalığımın beslenme şeklimle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da biraz kiloluydum, bu süreçte zayıfladım. Sanırım beslenmem, stres, sınavlar ve mezuniyet senemde olmam bu durumu etkiledi. Aynı zamanda stajımı da yapıyordum. O yoğun tempoda, muhtemelen yorgunluğun da etkisi oldu" dedi.
Hastalık sürecinde sosyal hayatının tamamen durduğunu belirten Erboy, "Hastalık sürecinde yürüyemiyordum, herhangi bir sosyal hayatım kalmamıştı. Bu dönemde bir yandan da staj görüyordum. Çocuk gelişimi okuyorum. Anaokuluna gidip gelirken kendi enerjim olmadığı için çocuklara da yeterince enerji verebildiğimi düşünmüyordum. Çok zorlandım. Sürekli yatıyordum. Hafta içi, hafta sonu fark etmiyordu; işim biter bitmez gidip kendimi yatağa atıyordum. Çok zor bir süreçti. 20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı.

"Sanırım düzelemeyeceğim dedim"
Uzun süre çare aramanın psikolojik olarak da kendisini yıprattığını söyleyen Erboy, "Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Sürekli il değiştirdik, hastane hastane gezdik. Artık insanın gerçekten psikolojisi bozuluyor. ‘Sanırım düzelemeyeceğim' dedim. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalya-da-yeniden-yurumeye-basladi-4771.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalya-da-yeniden-yurumeye-basladi-4771.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalya-da-yeniden-yurumeye-basladi-4771-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalya-da-yeniden-yurumeye-basladi-4771.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalya-da-yeniden-yurumeye-basladi/40382/</link>
			<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:41:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bağırsak kanseri ve yüzlerce polip tek ameliyatta tedavi edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'da yapılan kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edilen hasta poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarılarak sağlığına kavuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya'da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne (dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip belirlenmesi üzerine) başvuran 65 yaşındaki İbrahim Tıraş'a yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edildi. Poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarıldı. Başarılı operasyonun ardından İbrahim Tıraş ertesi gün ayağa kalkarken kısa sürede günlük yaşamına döndü.

Kalın bağırsakta çok sayıda polip belirlendi
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ve Tıbbi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Dandin, hastanın dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip tespit edilmesi üzerine kendilerine başvurduğunu söyledi. Yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip tespit ettiklerini belirten Dandin, alınan biyopsi örneklerinin patolojik incelemesinde çekum bölgesinde de kalın bağırsak kanseri belirlendiğini ifade etti. Poliplerin zaman içinde farklı bölgelerde de kansere dönüşme riski taşıdığını belirten Dandin, bu nedenle kalın bağırsağının tamamının alınmasına karar verdiklerini kaydetti.

3.5 saatlik operasyonla sağlığına kavuştu
Patoloji sonuçlarının çekum bölgesindeki bağırsak kanseri ile yüzlerce polibi doğruladığını belirten Dandin, bunun uygulanan cerrahi yöntemin doğruluğunu ortaya koyduğunu söyledi. Yaklaşık 3,5 saat süren kapalı ameliyatta kalın bağırsağının tamamını çıkardıklarını belirten Dandin, "İnce bağırsağın polipsiz kısmını rektuma bağlayarak işlemi torba oluşturmadan tamamladık. Hastamız ameliyat sonrasında çok daha az ağrı yaşadı, kısa sürede ayağa kalktı ve komplikasyon gelişmeden taburcu edildi" dedi.

Robotik ve kapalı cerrahi hastaya önemli avantaj sağlıyor
Akdeniz Üniversitesi'nde laparoskopik ve robotik cerrahi alanında yoğun deneyime sahip olduklarını belirten Dandin, bu yöntemlerin hastalara daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha kısa hastanede kalış süresi sağladığını söyledi. Ameliyat sonrası hastaları anestezinin etkisi geçer geçmez yürüttüklerini, aynı gün ya da ertesi gün ağızdan beslenmeye başladıklarını ifade eden Dandin, "Bu hastamızda da ameliyatı torba açmadan gerçekleştirdik. Şu anda kemoterapi tedavisi devam ediyor ancak günlük yaşamını rahatlıkla sürdürebiliyor" diye konuştu. Hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğine dikkati çeken Dandin, hastanın çocuklarının da taramadan geçirileceğini, geride bırakılan rektum bölümünün ise belirli aralıklarla kontrol edilerek olası risklerin yakından takip edileceğini bildirdi.

"Torbasız ameliyat olacağımı öğrenince rahatladım"
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı ameliyat ile sağlığına yeniden kavuşan İbrahim Tıraş ise doktorunun ameliyatı torba açılmadan gerçekleştirebileceğini söylemesiyle rahatladığını belirterek, "Kendimi doktoruma emanet ettim. Başarılı geçen ameliyatın ardından ertesi gün yürümeye başladım. Beş gün hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Şu anda sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Tedbir amaçlı kemoterapi görüyorum ve doktorumun takibi sürüyor." dedi. Tedavi sürecinde emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür eden Tıraş, "Beni sağlığıma kavuşturan başta Doç. Dr. Özgür Dandin olmak üzere Akdeniz Üniversitesi yönetimine ve emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-2191.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-2191.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-2191-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-2191.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi/40368/</link>
			<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:54:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bebeğinizle ilk tatilinizin güvenlik kuralları]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz tatilinde bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştıracak ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aytan Novruzova, güneşten korunma, su güvenliği ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte birçok anne ve baba, bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştırmanın heyecanını yaşıyor. Ancak bebeklerin hassas ciltleri ve gelişim süreçleri, tatilde yetişkinlerden çok daha farklı önlemler almayı gerektiriyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aytan Novruzova Doğru adımlarla bebeğinizin sağlığını korumak ve unutulmaz bir tatil anısı biriktirmek için önerilerde bulundu.

"Güneşin en yoğun olduğu saatlerde gölgeyi seçin"
Bebeklerin cildi yetişkinlere göre çok daha ince ve hassas olduğunu hatırlatan Doğru, "Bu nedenle miniklerin uzun süre doğrudan güneş altında kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle güneş ışınlarının dik ve en zararlı geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında plaj yerine gölge alanları tercih etmelisiniz. Altı aydan büyük bebekler için ise mutlaka doktorunuzun önerdiği, bebeklere özel güneş koruyucu kremleri kullanmalısınız" dedi.

"Suya alıştırırken acele etmeyin"
Bebeğinizin suyla ilk teması onun gelecekteki deniz sevgisini belirleyebileceğini ifade eden Doğru, "Bu yüzden onu suya aniden sokmak yerine, ayaklarından başlayarak yavaş yavaş alıştırmalısınız. Suyun çok soğuk olmamasına dikkat etmeli ve ilk yüzme deneyimlerini birkaç dakika ile sınırlı tutmalısınız. Eğer bebeğinizde üşüme, titreme veya huzursuzluk fark ederseniz, onu hemen sudan çıkarıp kurulamalısınız" şeklinde konuştu.

"Havuz hijyenine ve enfeksiyon riskine dikkat edin"
Havuzlar, düzenli bakım yapılmadığında enfeksiyon riskini oluşturduğu aktaran Doğru, "Bebeğinizle havuza gireceğiniz tesislerin güvenilir ve temiz olduğundan emin olmalısınız. Yüzme sırasında bebeğinizin havuz suyunu yutmamasına azami gayret göstermelisiniz. Ayrıca ishal veya benzeri şikayeti olan çocukların havuz suyuna mikrop karıştırma riski nedeniyle havuza sokulmaması gerektiğini unutmamalısınız" diye konuştu.

"Yüzme bezlerini sık sık değiştirin"
Henüz tuvalet eğitimi almamış bebekler için de tavsiyelerde bulunan Doğru, üretilen özel yüzme bezleri plajda büyük kolaylık sağlayacağını ifade etti. Doğru, "Ancak bu bezlerin dışarıya sızdırmazlık özelliği olsa da enfeksiyonları tamamen engellemediğini bilmelisiniz. Bu nedenle bebeğinizin sağlığı için yüzme bezlerini uzun süre üzerinde tutmamalı, sık aralıklarla yenisiyle değiştirmelisiniz" dedi.

"Gözünüzü bir an bile bebeğinizden ayırmayın"
Su güvenliği, tatilin en taviz verilmez konuştuğu olduğunu altını çizen Doğru, "Bebeğiniz suyun içindeyken ya da sadece su kenarında oynarken bile her saniye bir yetişkinin gözetiminde olmalıdır. Piyasada satılan kolluklar, can simitleri ya da yüzme yelekleri harika birer yardımcıdır ancak hiçbir zaman anne ve babanın yakın takibinin yerini tutamaz. Tuzlu deniz suyu ve klorlu havuz suyu, bebeklerin cildini hızla kurutabilir ve tahriş edebilir. Bu nedenle sudan çıktıktan hemen sonra bebeğinizi temiz suyla yıkamalı, iyice kurulamalı ve bebeklere uygun bir nemlendirici ile cildini rahatlatmalısınız. Alacağınız bu küçük önlemlerle bebeğinizin ilk yaz tatilini hem güvenli hem de keyifli bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-6342_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-6342_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-6342-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-6342_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari/40345/</link>
			<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:49:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kedinin karnından 400 gramlık kist çıktı, tedavisi yapılan kedi sahibine teslim edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde kusma şikayetleri bulunan "Fıstık" isimli kedisinin karnından 400 gram ağırlığında kist kütlesi çıkarıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Alanya'da yaşayan Oktay Batır, 5 yıldır birlikte yaşadığı ‘Fıstık’ isimli kedisinin son günlerde sürekli kusmaya başlaması üzerine durumu önce tüy yutmasına bağladı. Kusmaların devam etmesi ve kedinin karın bölgesindeki şişkinliğin artması üzerine Batır, kedisini veteriner kliniğine götürdü. Veteriner tarafından yapılan görüntüleme sonucunda, kedinin karın boşluğunda büyük bir kitle olduğu belirlendi. Durumun ciddiyeti üzerine ameliyat kararı alan ekip, gerçekleştirdikleri operasyonla yaklaşık 400 gram ağırlığındaki kist kütlesini çıkardı. Operasyon sonrası birkaç gün klinikte gözlem altında tutulan kedi, uygulanan tedavinin ardından sağlıklı şekilde sahibine teslim edildi.

Veteriner Hekim Deniz Koray Gülsoy, "Birkaç gün daha beklenmiş olsaydı kitlenin patlayabileceğini düşünüyorduk. Kitle çok gergin durumdaydı. Çıkardıktan sonra kedinin karnının bile küçüldüğünü gördük. Daha sonra ilaç ve serum tedavisine başladık. Birkaç gün içinde tamamen eski haline döneceğini düşünüyoruz" dedi.

Kedi sahibi Oktay Batır ise, "Fıstık isimli kedimiz ailemize 5 yıl önce katıldı. Evimizde bir çocuğumuz gibi oldu. Birkaç gündür yediğini kusmaya başlıyordu. Biz tüy yutmasından dolayı olduğunu düşündük. Ancak kusmaları sürekli devam edince veterinere getirdik. Burada kedimizde kist olduğunu öğrendik" diye konuştu.
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-4768.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-4768.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-4768-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-4768.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi/40267/</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 23:05:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik: "Kendi hücreleriniz kansere karşı en büyük silahınız olabilir"]]></title>
			<description><![CDATA[Multipl Miyelom ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, "Multipl Miyelom hastalığında erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Multipl miyelomun kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Ünitesi'nden Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, hastalığın belirtileri, tanı süreci ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Geçmeyen ağrılar ve tekrarlayan enfeksiyonlara dikkat
Hastalığın belirtilerine değinen Özgeyik, "Hastalığın en sık belirtileri arasında kemik ağrıları, özellikle sırt ve bel ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kansızlık, sık enfeksiyon geçirme, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve bazen kemik kırıkları yer almaktadır. Ancak bu belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebileceğinden, kesin tanı için uzman değerlendirmesi gerekmektedir. Multipl miyelom tanısı; kan ve idrar testleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak konulmaktadır. Erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.

Otolog nakil ile bağışçı aramaya gerek kalmıyor
Kişinin hücrelerin kansere karşı en büyük silah olabileceğine işaret eden Özgeyik, "Günümüzde multipl miyelom tedavisinde çok sayıda etkili ilaç seçeneği bulunmaktadır. Akıllı ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler, bağışıklık sistemini güçlendiren ajanlar ve yeni nesil antikor tedavileri sayesinde hastalığın kontrolü geçmiş yıllara göre çok daha başarılı şekilde sağlanabilmektedir. Özellikle uygun yaştaki ve genel sağlık durumu elverişli olan hastalarda uygulanan otolog kök hücre nakli, multipl miyelom tedavisinin temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu yöntemde hastanın kendi kök hücreleri özel işlemlerle toplanmakta, ardından yüksek doz tedavi uygulanarak kemik iliğindeki miyelom hücrelerinin mümkün olan en yüksek oranda ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Daha sonra önceden toplanan sağlıklı kök hücreler hastaya geri verilerek kemik iliğinin yeniden çalışması sağlanmaktadır" diye konuştu.

Yaşam süresi ve kalitesi artıyor
Kök hücre naklinin hastalara önemli avantajlar sunduğunu belirten Özgeyik, "Kök hücre nakli, birçok hastada daha derin ve uzun süreli hastalık kontrolü sağlayabilmekte, tedaviye verilen yanıtın kalitesini artırabilmektedir. Günümüzde deneyimli merkezlerde gerçekleştirilen otolog kök hücre nakli, güvenli ve etkin bir tedavi seçeneği olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde kök hücre nakli sonrasında da hastalığın kontrol altında tutulması mümkün olmakta, böylece hastalar daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda uygulanan hücresel tedaviler ve bağışıklık sistemini hedefleyen yenilikçi yaklaşımlar, geleceğe yönelik umutları daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-2673.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-2673.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-2673-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-2673.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir/40253/</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 22:45:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kepez’in olimpik yüzme havuzunda hijyen ve sağlık önceliği]]></title>
			<description><![CDATA[Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda yılın her döneminde sürdürdüğü kapsamlı temizlik, bakım ve denetim çalışmalarıyla kursiyerlere sağlıklı ve güvenli bir spor ortamı sunuyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Düzenli su analizleri, sağlık kontrolleri ve hijyen uygulamalarıyla tesisin standartları en üst seviyede tutuluyor. 
Kepez Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenli bir ortamda spor yapabilmesi amacıyla Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda temizlik, bakım ve denetim çalışmalarını yıl boyunca sürdürüyor. Tesisin tüm bölümlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla hijyen standartları korunurken, kursiyerlerin güvenli bir ortamda yüzme eğitimi alabilmeleri için gerekli tüm tedbirler titizlikle uygulanıyor. Yıl boyunca yüzlerce kursiyere hizmet veren Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda havuz içi ve çevresi, soyunma odaları, duş alanları, tribünler ve ortak kullanım alanları düzenli olarak temizleniyor. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında tesisin her noktasında sağlık ve hijyen durumlarının korunmasına büyük önem veriliyor. Kepez Belediyesi, yüzme eğitimlerine katılan kursiyerlerin sağlığını korumak amacıyla sağlık belgeleri uygulamasını da sürdürüyor. Kurs kayıtları sırasında talep edilen sağlık raporları sayesinde olması muhtemel bulaşıcı hastalık risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, havuz kullanımında sağlık durumlarının en üst seviyede tutulması sağlanıyor. Havuz suyunun kalitesi de düzenli olarak denetleniyor. Belirli periyotlarla havuzdan alınan su numuneleri, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı laboratuvarlarına gönderilerek analiz ediliyor. Yapılan incelemelerin sonuçları şeffaflık anlayışı doğrultusunda tesis içerisinde bulunan bilgilendirme panolarında yayımlanarak kursiyerlerin ve velilerin bilgisine sunuluyor. Düzenli analizler sayesinde havuz suyu kalitesi sürekli kontrol altında tutulurken, gerekli işlemler zamanında uygulanıyor.
Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda bakım, temizlik ve denetim çalışmalarını sürdürüyor. Modern yapısı, hijyenik ortamı ve düzenli sağlık kontrolleriyle hizmet veren tesis, yılın her döneminde yüzme sporuyla buluşmak isteyen vatandaşlara imkan sağlıyor.

"Sağlıklı ve güvenli spor ortamları oluşturuyoruz"
Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, vatandaşların spor tesislerinden en iyi şartlarda faydalanabilmesi için çalıştıklarını belirterek, "Çocuklarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın güvenle spor yapabilecekleri ortamlar oluşturmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzumuzda temizlik, bakım ve sağlık kontrollerini büyük bir titizlikle gerçekleştiriyoruz. Düzenli su analizleri ve denetimlerle hijyen standartlarını sürekli yüksek tutuyor, hemşehrilerimize sağlıklı ve güvenli spor alanları sunmaya devam ediyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kepez-in-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-9653.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kepez-in-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-9653.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kepez-in-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-9653-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/kepez-in-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-9653.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kepez-in-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi/40252/</link>
			<pubDate>Tue, 23 Jun 2026 22:44:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fibromiyalji ağrıları kabusunuz olmasın]]></title>
			<description><![CDATA["Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum" şikayetlerinin fibromiyalji belirtisi olabileceğine dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, rahatsızlığın erken teşhis ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabildiğini ve hastaların tedaviye aktif katılımı ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini hızlandırdığını söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[

Kadınlarda daha sık görülüyor
Fibromiyaljinin yaygın vücut ağrısı, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi yakınmalarla ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, hastalığın sebebinin tam olarak bilinmemekle birlikte travma, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, otonomik disfonksiyon ve psikolojik bozuklukların rol oynayabileceğini hatırlattı. Güçlü, erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülen fibromiyaljinin, her yaştan insanı etkileyebileceğini söyledi.

Belirtiler ve 3 aydan fazla süren kronik ağrılar
Fibromiyaljiyi tetikleyen başlıca faktörleri stres, düzensiz bir hayat ve yorgunluk, aşırı sigara tüketimi, aşırı alkol tüketimi, psikolojik sorunlar, uzun süre oturma ya da ayakta durma, yüksek çalışma temposu olarak sıralayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, "Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar büyük önem taşır. Yanlış veya eksik tanı konulduğunda hastalar farklı doktorlara giderek gereksiz ilaç yükü altında kalabiliyor ve hastalık kronikleşebilir. Bu nedenle doğru tanı ve düzenli tedavi yaklaşımı şarttır. Tanı konulurken vücudun üst ve alt yarısında, birden fazla bölgede 3 aydan uzun süren kronik ağrı ve hassas noktalar dikkate alınır. Diğer olası hastalıkları dışlamak için detaylı muayene yapılıyor. Tedavide sadece ilaç yeterli olmamaktadır. İlaç tedavisine (ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler) ek olarak hastaların yaşam tarzında önemli değişiklikler yapması gerekir. Stresten arındırılmış düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, tedavinin temel taşlarını oluşturur" dedi.

Yeni yöntem tedaviler
Yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi fibromiyalji yönetiminde son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen etkili, non-invaziv ve güvenli bir yöntem olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin, derin dokulara nüfuz ederek hücre seviyesinde güçlü bir biyostimülasyon sağladığını kaydetti. Güçlü, "Bu sayede iltihabı azaltır, kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi artırır, kas gerginliğini gevşetir, doku onarımını hızlandırır ve sinir uçlarındaki ağrı sinyallerini bloke ederek hızlı ağrı kesici etkisi oluşturur. Fibromiyalji hastalarında yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi sayesinde ağrı şiddeti belirgin şekilde azalır, uyku kalitesi iyileşir, sabah yorgunluğu ve genel yorgunluk hissi geriler, vücut esnekliği artar ve günlük yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme gözlenir. Genellikle 8-10 seanslık kürler halinde uygulanan bu tedavi, ilaç veya enjeksiyon gerektirmez, yan etkisi minimumdur ve hastalar tarafından konforlu bulunur" dedi.
Güçlü, sporun da tedavi sürecinde kilit rol üstlendiğini, haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmasının önerildiğini, özellikle uzun saatler masa başında çalışmak, hareketsizlik, uzun süre yazı yazmak, ağırlık kaldırmak ve kolları gergin pozisyonda tutmanın şikayetleri artıracağını belirterek fibromiyaljiden korunmak için önerileri şu şekilde sıraladı: "Uykunuzu düzenleyin, düzenli spor yapın, sağlıklı ve dengeli beslenin, stresten uzak durun."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-9310.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-9310.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-9310-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-9310.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin/40189/</link>
			<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 11:01:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın yolları]]></title>
			<description><![CDATA[Dyt. Mehmet Refik Sezgin menopoz dönemi beslenme hakkında bilgi verdi. Sezgin "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Menopoz döneminde değişen hormon seviyeleri, azalan fiziksel aktivite ve hızlı kilo değişimlerinin kemik sağlığını tehdit ettiğini belirten Medstar Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Mehmet Refik Sezgin, bu dönemde doğru beslenmenin önemine dikkat çekti. Menopoz döneminde kemik sağlığının korunmasının yalnızca kalsiyum tüketimiyle mümkün olmadığını belirten Sezgin, "Kemik dokusunu korumak ve güçlendirmek için günlük beslenmede tek bir kaynağa odaklanmak yeterli değildir. Kemik sağlığının korunması; yeterli protein alımı, D vitamini düzeylerinin desteklenmesi, magnezyum, fosfor ve K vitamini gibi birçok besin öğesinin dengeli alınmasıyla mümkün olabilir" dedi.

"Menopozda tabağınız gökkuşağı gibi olsun"
Menopoz döneminde beslenmede çeşitliliğin önemine değinen Sezgin, "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor. Günlük beslenmede kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt, yoğurt ve peynir gibi geleneksel kaynaklara mutlaka yer verilmelidir. Ancak tabağın geri kalanında çeşitliliği yakalamak adına, mineral ve K vitamini deposu olan koyu yeşil yapraklı sebzeler ile bitkisel protein ve lif kaynağı olan kuru baklagiller dengeli bir şekilde yer almalıdır. Bu zengin sentezi tamamlamak ve mineral alımını en üst seviyeye çıkarmak için ise fındık, badem ve susam gibi sağlıklı yağlı tohumlar günlük beslenme rutinine dahil edilmelidir" diye konuştu.

Kemikleri zayıflatan 5 büyük hata
Kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklara da değinen Sezgin, "Vücuttan kalsiyum atılımını artırır. Hızlı kilo verme amacıyla yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler. Yetersiz veya aşırı miktarda protein almak kemik yapısını bozar. Fazla kahve ve çay tüketimi, yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde kemikleri zayıflatır. Yüksek işlenmiş gıda tüketimi kemik kalitesini düşürür" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-9293.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-9293.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-9293-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-9293.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari/40176/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Jun 2026 14:47:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[D vitamini eksikliği çocukların geleceğini etkiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini yetersizliğinin özellikle gelişim çağındaki çocuklarda bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirterek, "Saçlı deride pullanma, yaraların geç iyileşmesi, diş çürükleri, aşırı terleme, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen belirtiler arasında yer alır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Özellikle kemik gelişiminin hız kazandığı çocukluk çağında D vitamini, sağlıklı kemik yapısının oluşması ve korunmasında kritik rol oynuyor. Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını değil, vücudun pek çok sistemini etkileyebileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.
D vitamini birçok işlevde görev alıyor
Dr. Özbek, D vitamini eksikliğinin çocukların ihtiyaç duyduğu miktarda vitamini alamaması durumunda ortaya çıktığını belirterek, "Vücudun birçok işlevinde görev alan D vitamini; bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kasların ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca kemiklerin temel yapı taşlarından biri olan kalsiyumun bağırsaklardan emilebilmesi için de yeterli D vitamini seviyesine ihtiyaç duyulur. Uskumru, somon ve sardalye gibi yağlı balıkların yanı sıra yumurta sarısı, karaciğer, süt ve süt ürünleri, maydanoz ve brokoli gibi besinler, D vitamini yönünden zengin oldukça zengindirler. Bununla birlikte D vitamininin en önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. İnsan vücudundaki D vitamininin yaklaşık yüzde 95’i, güneş ışığının cilt üzerindeki etkisiyle üretilir. Bu nedenle çocukların uygun saatlerde ve kontrollü şekilde güneşten yararlanmaları, günlük D vitamini ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli oranda katkı sağlar. Bu nedenle çocukların günde ortalama 20 ila 30 dakika güneş ışınlarına maruz kalmaları faydalı olacaktır" dedi.
Belirtiler hafife alınmamalı
D vitamini yetersizliğinin özellikle gelişim çağındaki çocuklarda bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini kaydeden Özbek, "Saçlı deride pullanma, yaraların geç iyileşmesi, diş çürükleri, aşırı terleme, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Ayrıca çocukların enfeksiyonlara daha yatkın hale gelmesi ve sık sık ishal gibi sağlık problemleri yaşaması da D vitamini eksikliği ile ilişkili olabilir. Uzun süre devam eden ve ciddi seviyelere ulaşan D vitamini eksikliği, kemiklerin yeterince sertleşememesine yol açarak Raşitizm hastalığının gelişmesine kapı aralayabilir. Raşitizm; bacaklarda eğrilik, el ve ayak bileklerinde kalınlaşma, büyüme geriliği ve göğüs kafesinde şekil bozuklukları gibi önemli sorunlara sebep olur. Ancak bazı genetik hastalıkların da benzer bulgular oluşturabileceği unutulmamalı ve doğru tanı ve tedavi için bir uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. D vitamini eksikliğinin giderilmesinde beslenme düzeninin iyileştirilmesi önemli olsa da bazı çocuklarda vitamin takviyesi gerekebilir. Ancak bu takviyelerin mutlaka hekim önerisi ve kontrolünde kullanılması gerekir. Çünkü gereğinden fazla D vitamini alınması, vücutta kalsiyum seviyelerinin yükselmesine neden olarak yumuşak dokularda ve organlarda kalsiyum birikimine yol açabilir. Bu durum ise böbrek taşı, kalp ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Bu nedenle D vitamini tedavisinin kişiye özel planlanması ve düzenli takip edilmesi büyük önem taşır" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-1574.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-1574.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-1574-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-1574.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor/40164/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:42:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç kadından yanlış ameliyat iddiası: "Sağ ayağım yerine sol ayağımı ameliyat ettiler"]]></title>
			<description><![CDATA[ Antalya'nın Kumluca ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki Selvihan Özdemir, sağ dizindeki sakatlık nedeniyle başvurduğu özel hastanede yanlışlıkla sol ayağının ameliyat edildiğini öne sürerek hukuk mücadelesi başlattı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaşadığı süreci anlatan genç kadın, "Sağ dizim sakattı, ameliyattan çıktığımda hiçbir sorunu olmayan sol ayağımın ameliyat edildiğini gördüm" dedi. 
2024 yılının Ocak ayında spor yaparken sağ dizinden sakatlandığını belirten Selvihan Özdemir (30), ilk olarak Kumluca Devlet Hastanesi'ne, ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini söyledi. Burada kendisine 3 ay sonrasına MR randevusu verildiğini ifade eden Özdemir, beklemek istemediği için özel hastanelere başvurduğunu anlattı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Kumluca'daki özel bir hastaneye gittiğini belirten Özdemir, "Doktor bana ameliyatı yapabileceğini söyledi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki profesörün öğrencisi olduğunu, sürekli irtibat halinde olduklarını anlattı. Burada yaşadığımı, bir sorun olursa gece gündüz ulaşabileceğimi söyledi. Bu sözler bana güven verdi ve ameliyat olmaya karar verdim" dedi. 

"Ameliyattan sonra sol ayağımın ameliyat edildiğini gördüm"
Ameliyat günü yaşadıklarını anlatan Özdemir, "Doktor sabah odama geldi ve sol ayağıma işaret koydu. Bana kemik ve bağ nakli yapılacağını söylediği için sol ayağımdan doku alınacağını düşündüm. Ameliyat sırasında sol bacağımdaki ağrı nedeniyle birkaç kez uyandım. Daha sonra servise çıktığımda sol ayağımın çok ağrıdığını fark ettim. Abime baktırtınca sağ ayağımda hiçbir işlem olmadığını, sol ayağımın ameliyat edildiğini gördük. O an büyük şok yaşadım" diye konuştu.
Durumu fark ettikten sonra doktoru aradıklarını belirten Özdemir, "Doktor önce yanlış yapmadığını söyledi. Ben de hangi ayağımın sakat olduğunu en iyi benim bileceğimi söyledim. Hastaneye geldiğinde önce kabul etmek istemedi. Daha sonra yanlış ameliyat yaptığını kabul etti ve tüm tedavi masraflarını karşılayacağını söyleyerek tutanak imzaladı" ifadelerini kullandı.

"Bir ay içinde iki ayağımdan da ameliyat oldum"
Yanlış ameliyatın ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini belirten Özdemir, "Yaklaşık 15 gün sonra gerçekten sakat olan sağ ayağımdan ameliyat oldum. Bir ay içinde iki ayağımdan da ameliyat olmuş oldum. Uzun süre yatağa bağımlı yaşadım. Annem ve babam bana bakmak zorunda kaldı. İşimi kaybettim. Psikolojik olarak da çok zor günler geçirdim" dedi.
Yanlış ameliyat edilen sol ayağında da sağlık sorunları oluştuğunu öne süren Özdemir, "Şu anda iki ayağımda da sorun var. Koşamıyorum, hızlı yürüyemiyorum. Uzun süre ayakta kalınca ya da soğuk havalarda ayaklarım şişiyor. Uzun süre oturduğumda ayağa kalkmakta zorlanıyorum. Çökemiyorum, dizlerimi istediğim gibi kullanamıyorum" şeklinde konuştu.

Tazminat davası açtı
Tüm bu olanlardan sonra hukuk mücadelesi başlatan genç kadın, 2 yıl boyunca mücadele ettiğini ancak eksik evrak yüzünden savcılığın takipsizlik kararı verdiğini aktardı. Bunun üzerine Selvihan, yanlış ameliyat yüzünden olduğunu ispatlayan adli tıp raporunu Konya'dan aldıktan sonra doktor ve diğer sorumlular hakkında tazminat davası açtığını kaydetti. 

"Müvekkilimin hiçbir şikayeti olmayan bacağı ameliyat edilmiştir"
Özdemir'in avukatı Ayşegül İnal ise olayın bir komplikasyon olmadığını savunarak, "Malpraktis davalarında genellikle yaşanan sonucun komplikasyon olup olmadığı değerlendirilir. Ancak burada komplikasyon söz konusu değildir. Müvekkilimin hiçbir şikayeti olmayan bacağı ameliyat edilmiştir. İlgililer hakkında suç duyurusunda bulunduk. Aynı zamanda maddi ve manevi tazminat davası açtık. Süreç devam etmektedir" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-8736.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-8736.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-8736-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-8736.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler/40147/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:17:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Op. Dr. Nazlı Yavuzer: "Tedavi edilmeyen safra kesesi taşları kanser riskini arttırıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Safra kesesi taşları konusunda önemli bilgiler paylaşan Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, "afra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Toplumda özellikle 40 yaş üstü kadınlarda sık görülen safra kesesi taşlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, hastalığın belirtileri, risk faktörleri, tedavi yöntemleri ve beslenme önerileri hakkında açıklamalarda bulundu.

"Erken tanı ciddi komplikasyonları önlüyor"
Safra kesesi taşlarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle 40 yaş üstü bireylerde görülür ve uzun süre hiçbir şikayete yol açmadan sessizce ilerleyebilir. İlerleyen evrede ise karnın çeşitli bölgelerine, sırta ve omuza vuran yoğun ağrılar meydana gelebilir. Bu ağrılar bazen kalp krizi semptomlarıyla karıştırılabilir. Bu yüzden erken ve doğru tanı büyük önem taşır. Tedavi geciktirilirse enfeksiyon, tıkanma, sarılık ve pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir" dedi.

40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altında
Fazla kilo ve obezitenin safra kesesi taşı oluşumundaki en önemli nedenlerden biri olduğunu ifade eden Yavuzer, "Safra kesesi taşlarının oluşumunda yaşam tarzı faktörleri belirleyici rol oynar. Özellikle doğurganlık dönemi ve östrojen hormonunun etkisiyle 40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altındadır" diye konuştu.

"Safra kesesi taşı olanlar bu kurallara dikkat etmeli"
Safra kesesi taşı olanlar için beslenme önerilerinde de bulunan Yavuzer, "Az ve sık beslenin: Günde 5-6 küçük öğün tüketin. Büyük öğünler safra kesesini aşırı uyarabilir. Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin: Yemekleri acele etmeden tüketin. Lif alımını artırın: Günlük 25-30 gram lif hedefleyin. Lif, safra akışını düzenler ve taş oluşum riskini azaltır. Yağ tüketimini sınırlayın: Özellikle doymuş yağlardan kaçının. Günlük kalorinin yüzde 20-30’u kadar yağ yeterli olabilir; zeytinyağı gibi sağlıklı yağları tercih edin. Bol su için: Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi safra kıvamını inceltmeye yardımcı olur. Kilo kontrolü: Fazla kilodan kurtulun ancak düşük kalorili şok diyetlerden uzak durun" dedi.

"Tedavi edilmeyen taşlar kanser riskini artırıyor"
Tedavi edilmeyen safra kesesi taşlarının kanser riskini artırabileceğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir. Özellikle 3 cm’den büyük taşlarda bu risk 10 kata kadar çıkabilir. Safra kesesi kanseri, diğer birçok kanser türüne kıyasla daha agresif seyredebildiği için erken önlem almak hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.

Kapalı cerrahi altın standart tedavi yöntemi
Laparoskopik cerrahinin günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edildiğini aktaran Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra belirginleşen şiddetli ağrı, şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıkları ile kendini belli eder. Tanı aşamasında ultrasonografi ile taşın sayısı ve büyüklüğü netleştirilir. Günümüzde bu hastaların büyük ekseriyâ altın standart olarak kabul edilen laparoskopik (kapalı) cerrahi uygulanmaktadır. Safra kesesinin alınması, hastanın günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemez" dedi.

"Kapalı ameliyatla ertesi gün taburcu olmak mümkün"
Hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini söyleyen Yavuzer, "Safra kesesinde taş tespit edilen kişilerde gecikmeden ameliyat önerilir. Küçük kesilerden gerçekleştirilen laparoskopik işlem sayesinde ameliyat süresi genellikle 30 dakikanın altında kalır. Hastanede kalış süresi kısalır ve iyileşme süreci hızlanır. Sabah ameliyat olan birçok hasta ertesi gün taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilir. Bu yöntem, hasta konforunu önemli ölçüde artıran modern bir yaklaşımdır" diye konuştu.

Ameliyat sonrası ilk 2-3 ay beslenmeye dikkat
Ameliyat sonrası beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yavuzer, "Ameliyattan sonra safra doğrudan bağırsağa aktığı için ilk 2-3 ay daha dikkatli olunmalıdır. Çoğu hasta zamanla normal beslenmeye döner. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla başlayın. Yağlı besinleri yavaş yavaş artırın; ishal veya şişkinlik olursa azaltın. Lif alımını kademeli yükseltin. Yumurta, kahve, süt ürünleri gibi potansiyel tetikleyicileri doktor kontrolünde deneyin" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-9224_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-9224_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-9224-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-9224_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor/40131/</link>
			<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:46:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Stres ve vitamin eksikliği ağız içi yaraları tetikliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Toplumun yaklaşık yüzde 20-25’ini hayatlarının bir döneminde etkileyen ağız içi yaralar, yemek yemeyi, konuşmayı ve günlük yaşamı zorlaştıran ağrılı lezyonlar arasında yer alıyor. Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, "Aftlar genellikle kendiliğinden iyileşse de sık tekrarlayan veya 2 haftadan uzun süren yaralarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağız içi yaralar, yani aftlar, toplumda sık görülen ve kişinin günlük yaşam konforunu ciddi şekilde etkileyen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yemek yemeyi, konuşmayı, diş fırçalamayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilen bu ağrılı lezyonların toplumun yaklaşık yüzde 20-25’ini hayatlarının bir döneminde etkilediği belirtiliyor. Özellikle tekrarlayan ağız yaralarının kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görüldüğünü ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, aftların genetik yatkınlık, stres, beslenme yetersizlikleri ve bağışıklık sistemiyle ilgili çok sayıda faktörle ilişkili olabileceğini söyledi. Ağız içi yaraların genellikle kendiliğinden iyileştiğini ancak tekrarlayan vakalarda dikkatli olunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Barıt, "Bu ağrılı lezyonlar günlük yaşamı, yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilir. Aftlar çoğu zaman kendiliğinden iyileşir ancak sık tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.

Nedeni tam olarak bilinmiyor
Ağız içi yaraların bulaşıcı olmadığını ve uçukla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Barıt, aftların kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Ağız içi yaralar bulaşıcı değildir ve uçuk ile karıştırılmamalıdır. Aftların kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çok faktörlü bir tablo söz konusudur" ifadelerini kullandı.
Yanak veya dudak içini ısırma, sert yiyecekler, diş fırçalama sırasında oluşan tahrişler ya da protez kaynaklı yaralanmaların aftları tetikleyebileceğini aktaran Barıt, stres ve psikolojik faktörlerin de ağız içi yaralarda önemli rol oynadığını söyledi. B12 vitamini, demir, çinko ve folik asit eksikliklerinin aft oluşumunda etkili olabileceğine dikkat çeken Barıt, bağışıklık sisteminin zayıfladığı grip, yorgunluk ve uykusuzluk dönemlerinde de ağız içi yaraların daha sık görülebildiğini kaydetti. Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerin ağız içi yaraları artırabileceğini belirten Barıt, "Portakal, domates gibi asitli gıdalar, baharatlı ve sert yiyecekler ağız içini tahriş ederek mevcut yaraların ağrısını artırabilir. Ayrıca Behçet hastalığı, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi otoimmün veya inflamatuar hastalıklar da tekrarlayan ağız yaralarıyla ilişkili olabilir" diye konuştu.

Yemek yemek ve konuşmak zorlaşabiliyor
Ağız içi yaraların özellikle asitli ya da sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyete neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, aftların genellikle beyaz veya sarı renkli yaralar şeklinde görüldüğünü, çevresinde ise kırmızı bir halka oluştuğunu ifade etti. Bu lezyonların kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyleyen Barıt, "Ağız içi yaralarda şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyet görülebilir. Bu şikayetler özellikle asitli veya sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde artar. Yutma, konuşma ya da diş fırçalama sırasında rahatsızlık daha belirgin hale gelebilir" dedi.

10 günde geçmezse dikkat
Aftların çoğu zaman 7 ila 10 gün içinde iyileştiğini belirten Doç. Dr. Barıt, yaraların uzun sürmesi ya da sık tekrarlaması halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Barıt, "Aftlar genellikle 7-10 günde geçer. Ancak sık tekrarlıyor veya 2 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan bir sistemik sorun olabileceği için kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir" ifadelerini kullandı.
Büyük, derin, sık tekrarlayan ya da tedaviye rağmen iyileşmeyen yaralarda zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirten Barıt, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtilerin de önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi. Doç. Dr. Barıt, "Yaralar 2 haftadan uzun sürüyorsa, çok büyük, derin veya çok sık tekrarlıyorsa, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtiler varsa ya da tedaviye rağmen iyileşmiyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir" dedi.

Stres ağız içi yaralarda da başrolde
Ağız içi yaraların önlenmesinde stres yönetiminin önemli bir yer tuttuğunu belirten Doç. Dr. Barıt, düzenli yaşam alışkanlıklarının atakları azaltabileceğini söyledi. Barıt, "Stres yönetimini öğrenmek, günlük egzersiz yapmak, meditasyonu hayata dahil etmek ve düzenli uykuya önem vermek ağız içi yaraların kontrolünde destekleyici olabilir" dedi.
Dengeli beslenmenin, vitamin ve mineral eksikliklerinin kontrol ettirilmesinin önemine de değinen Barıt, ağız hijyeninin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol ettirilmeli, ağız hijyenine dikkat edilmeli ve tahriş edici faktörlerden kaçınılmalıdır. Düzenli diş hekimi ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı kontrolleri de ihmal edilmemelidir" diye konuştu.

Evde uygulanabilecek yöntemler
Çoğu ağız içi yaranın kendiliğinden iyileştiğini ancak ağrı ve iyileşme süresini azaltmak için bazı basit uygulamalardan destek alınabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, tuzlu su veya karbonatlı su ile gargaranın fayda sağlayabileceğini ifade etti. Barıt, "Günde 3-4 kez tuzlu su veya karbonatlı su ile gargara yapılabilir. Papatya ya da ada çayı demlenerek gargara olarak kullanılabilir. Doğal bal, Hindistan cevizi yağı veya dut pekmezi uygulaması da destekleyici yöntemler arasında yer alabilir" dedi.
Ağız içini tahriş eden gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Barıt, "Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerden uzak durmak, yumuşak kıllı diş fırçası tercih etmek ve SLS yani sodyum lauril sülfat içermeyen diş macunu kullanmak ağız içi tahrişleri azaltmaya yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.

Uzman kontrolünde tedavi gerekebilir
Evde yapılan uygulamaların fayda göstermediği durumlarda uzman kontrolünde tedavi seçeneklerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Barıt, topikal kortikosteroid jel veya spreyler, antiseptik ağız gargaraları, lokal anestezik içeren ağrı kesici jeller ve eksiklik tespit edilmesi halinde vitamin ile mineral takviyelerinin kullanılabileceğini söyledi. Sık ve şiddetli tekrarlayan vakalarda daha ileri tedavilerin gündeme gelebileceğini belirten Barıt, "Uygun vakalarda düşük seviyeli lazer tedavisi uygulanabilir. Sık ve şiddetli tekrarlayan ağız içi yaralarında ise sistemik kortikosteroid veya immünsüpresif ilaçlar uzman kontrolünde kullanılabilir. Günümüzde ağız içi yaralar modern yaklaşımlar ve basit önlemlerle daha konforlu şekilde yönetilebiliyor" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-5322_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-5322_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-5322-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-5322_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor/40086/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:52:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde 9 ayda tamamlanan Nöroloji Polikliniği açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniğinin yeni binası, 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak hasta kabulüne başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Nöroloji Polikliniğinin yeni binasının açılışı gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi K Blok yanına yapılan Nöroloji Polikliniği, N Blok olarak hizmet vermeye başladı. Konuşmasında 9 ay gibi kısa bir süre önce atılan mütevazı temelin bugün dev bir hizmet kurumuna dönüşmesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Burada herkesin karınca kararınca destek olması lazım. Bu hususta Antalya, Türkiye'ye örnek şehirlerden biridir. Eğitimde devletin yapmış olduğu her bir dersliğe Antalyalılar bir derslik daha eklediler. Bu Türkiye'de eşi benzeri olmayan bir başarıdır. Sağlıkta da son dönemde büyük bir atak var. Bugün burada üç sağlık kuruluşunun açılışını, birinin de temel atmasını gerçekleştiriyoruz. Hepsi de hayırseverlerimizin eseri" dedi.

2 bin yataklı dev sağlık üssü
Kurumsal desteklerin de sağlık yatırımlarında büyük rol oynadığını belirten Vali Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü öncülüğünde yürütülen projeler hakkında bilgileri paylaştı. Bankalar Birliği'nden 100 milyon TL, Ticaret ve Sanayi Odası'ndan ise 50 milyon TL'lik önemli desteklerin sağlandığını açıklayan Vali Şahin, "Arkamızda yükselen 900 yataklı büyük sağlık yuvası, ana binamızla entegre olacak. Böylece 2 bin yatağın üzerinde kapasitesiyle Türkiye'nin belki de en büyük üniversite hastanesine kavuşmuş olacağız. Devam eden güçlendirme çalışmaları bittiğinde Antalya hem bina güvenliği hem de sunulan hizmet kalitesiyle Türkiye'ye örnek bir sağlık üssü haline gelecek" şeklinde konuştu.
Nöroloji Polikliniğini 9 ay gibi çok kısa bir sürede tamamlayan hayırsever İrfan Aktaş'a ve yüklenici firma yetkilisi Özcan Bey'e teşekkür eden Vali Şahin, bu hızlı ve disiplinli çalışmanın diğer kurum, kuruluş ve firmalara da örnek olması gerektiğini belirtti.

"81 milyon liralık yatırımda hayırsever imzası"
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise, toplam 2 bin 111 metrekare kapalı alana sahip olan yeni poliklinik binasının 81 milyon 68 bin TL bütçeyle tamamlandığını söyledi. Rektör Özkan, projenin en dikkat çekici yönünün ise maliyetinin yüzde 35'inin (27 milyon 868 bin TL) hayırsever İrfan Aktaş tarafından karşılanması, yatırımın kalan yüzde 65'lik kısmının ise Akdeniz Üniversitesi'nin öz kaynaklarıyla finanse edilmesi olduğunu ifade etti. Rektör Özkan, "Burada hem üniversitemizin kaynaklarını doğru kullanma iradesi var hem de Antalya'nın hayırseverlik geleneğine yakışan çok değerli bir katkı var. Değerli hayırseverimiz İrfan Aktaş'a gönülden teşekkür ediyorum. Kazancın insan hayatına nasıl dokunduğu bambaşka bir anlam taşır. Aktaş'ın desteği, yıllar boyunca burada hizmet alacak hastalarımızın hayatında güzel bir iz bırakacaktır" dedi.

"Nöroloji hastalarına üst düzey konfor ve mimaride estetik"
Yeni binanın sadece teknik bir ihtiyacı karşılamadığını, aynı zamanda hasta konforunu ve çalışma ortamını iyileştiren bir mimariye sahip olduğunu belirten Rektör Özkan, nöroloji hastalarının birçoğunun uzun süreli takip gerektirdiğini ve hastaneye ulaşımda zorluklar yaşayabildiğini hatırlattı. Rektör Özkan, binanın planlanmasında Mimarlık Fakültesi ile ortak çalışılarak ferah ve insana güven veren bir tasarım ortaya çıkarıldığını söyledi. Rektör Özkan, yeni binada modern poliklinik odaları, EEG ve EMG üniteleri, müdahale alanları, nörosonoloji birimi, derslikler ve toplantı salonları, akademik çalışma alanları olduğunu ifade etti.

Antalya'nın iş dünyasına güçlü çağrı
Yurt dışındaki güçlü üniversitelerde hayırsever katkısının çok görünür olduğunu belirten Rektör Özkan, Türkiye'nin köklü vakıf ve dayanışma kültürüne atıfta bulunarak, Antalya iş dünyasına çağrıda bulundu. Rektör Özkan, "Antalya, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle çok güçlü bir şehir. Bugün buradan Antalya'nın hayırseverlerine, iş insanlarına samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum: Akdeniz Üniversitesiyle daha güçlü bağ kurun. Sağlığa, eğitime ve bilime yapılan her katkı bu şehrin geleceğine değer katar" dedi.

"Akdeniz Üniversitesi hastanesi baştan aşağı yenileniyor"
Konuşmasında üniversite hastanesindeki diğer büyük yatırımların da müjdesini veren Rektör Özkan, 900 yataklı yeni hastane binasının inşaatının hızla yükseldiğini ve daha önce talihsiz bir yangın atlatan B Blok'taki güçlendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Hedeflerinin Akdeniz Üniversitesi Hastanesini ülkenin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu vurgulayan Rektör Özkan, projede emeği geçen mimarlara, teknik ekibe, yüklenici firmaya ve açılışı onurlandıran tüm devlet protokolüne teşekkür etti.

"Onlar olmasaydı bu proje gerçekleşmezdi"
Projenin hayata geçirilmesinde emeği olan isimlere tek tek teşekkür eden hayırsever İrfan Aktaş ise, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan'ın projenin "olmazsa olmazı" olduğunu vurguladı. Aktaş, "Daha önce de birçok değerli kuruluşa bina yardımlarında bulunmuştum ama inanın bizi en fazla heyecanlandıran, Akdeniz Üniversitesi'ne yapmış olduğumuz katkılarla oluşturulan Nöroloji Kliniği oldu. Bu projenin olmazsa olmazı Rektörümüz Prof. Dr. Özlenen Hanım ve Prof. Dr. Ömer Özkan hocamdır. Onlar olmasaydı bu proje gerçekleşmezdi. Kendilerine ayrıca çok teşekkür ederim" dedi.
Aktaş, kliniğin iletişim sürecini yürüten Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre'ye, Rektörlük Özel Kalem Müdürü Ayla Aksay'a, projeyi çizerek uygulanır hale getiren Mimarlık Fakültesi'ne ve inşaat imalatını üstlenen müteahhit Özcan Bey'e şükranlarını sundu. Binanın hizmet kalitesini omuzlayacak olan sağlık kadrosunu da unutmayan Aktaş, görevlerinde başarılar dileyerek, "Yeni kliniğimiz Antalya'mıza hayırlı uğurlu olsun" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
İrfan Aktaş ve ailesine plaket takdimi sonrası İl Müftü Yardımcısı Ramazan Özgün Türkmen, protokolle dua eşliğinde kurdele kesimini gerçekleştirdi. Ardından heyet binayı gezdi. Açılışa Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan'ın yanı sıra Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı Hayati Karaaslan, Antalya Milletvekilleri Av. Mustafa Köse, Av. İbrahim Ethem Taş, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, hayırsever İrfan Aktaş ve eşi, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, fakülte dekanları, başhekim yardımcıları, hastane yöneticileri ve çalışanlar katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-3526.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-3526.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-3526-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-3526.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi/40069/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:52:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karnından 12 kilogramlık yumurtalık kitlesi çıkarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Solunum sıkıntısı, karında aşırı büyüme, yaygın enfeksiyon (sepsis) şüphesi nedeniyle hastaneye başvuran 58 yaşındaki Rus uyruklu Olga Viktorovna'nın yumurtalığından 12 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyutunda dev bir kitle çıkarıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzun süredir solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve karında yaygın büyüme şikâyetleri yaşayan Olga Viktorovna, durumunun ağırlaşması üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne başvurdu. Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Emre Köle'ye konsülte edilen hastada yapılan fizik muayene, tetkik ve görüntüleme yöntemleri sonucunda yumurtalık kaynaklı dev bir kitle tespit edildi.
Hastada yaygın enfeksiyon bulguları ve kanser şüphesi tespit edilmesi üzerine Doç. Dr. Emre Köle, hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle ile görüşerek acil ameliyat kararı aldı.
Başarılı geçen operasyon sonucunda hastanın yumurtalığından 50 santimetre boyutunda ve yaklaşık 12 kilogram ağırlığında dev kitle çıkarıldı. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Emre Köle, "Acil servisimize başvuran hastamızda ön değerlendirme sonucunda yaygın enfeksiyon (sepsis) tablosu ve kanser şüphesi tespit ettik. Hastamızın mevcut klinik durumu nedeniyle vakit kaybetmeden acil laparotomi kararı aldık. Operasyona katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Hakan Demir ile Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle eşliğinde gerçekleştirdiğimiz açık ameliyatta 50 santimetreye ulaşan dev yumurtalık kitlesini başarıyla çıkardık. Yaklaşık 12 kilogram ağırlığındaki kitlenin alınmasının ardından hastamızın böbrek fonksiyonları ve enfeksiyon değerleri düzelmeye başladı. Hasta operasyon sonrasında yaklaşık 20 kilogram verdi. Kısa süre içerisinde taburculuğunu planlıyoruz" dedi.
Başarılı ameliyat sonrası hastayı serviste ziyaret eden Op. Dr. Merve Çakır Köle ise yaptığı açıklamada, "Acil şartlarda operasyona aldığımız hastanın yumurtalık kitlesinin hızlı patoloji incelemesinde nadir görülen bir yumurtalık tümörü türü olan granüloza hücreli tümör olduğu anlaşıldı. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla rahim (histerektomi), her iki yumurtalık ve karın içerisindeki koruyucu yağ dokusu (omentektomi) da başarılı bir operasyonla alındı. Böylece hastanın hem ana operasyonu hem de tamamlayıcı cerrahi işlemleri gerçekleştirilmiş oldu. Bundan sonraki tedavi sürecini medikal onkoloji bölümüyle birlikte sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Karnındaki dev kitleden kurtulan Olga Viktorovna ise, "Böyle bir durum yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Doktorlarım sayesinde yeniden hayata tutundum. En büyük şansım Türkiye'de olmaktı. Benimle hemen ilgilendiler ve tüm işlemlerimi hızlıca gerçekleştirdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Bu tür ileri ve özellikli operasyonların hastanelerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Emre Köle ve Op. Dr. Merve Çakır Köle, hastaların sağlığına kavuşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-6128.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-6128.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-6128-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-6128.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi/40036/</link>
			<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:59:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mutluluğun formülü sağlıklı bağırsaklardan geçiyor]]></title>
			<description><![CDATA[Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla "Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?" başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.
Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.
Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.
Seminerde ayrıca "beyin sisi" olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasının ruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.
Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor-4030.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor-4030.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor-4030-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/06/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor-4030.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor/39981/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:32:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanserle mücadelede yeni umut olan CAR-T tedavisine 9 hastayla başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi ile kanserle mücadelede Türkiye'de bir ilki hayata geçirdi. Alanında dünyada 8. merkez olma özelliği taşıyan bu altyapıda, Kurban Bayramı sonrası ilk hastaların tedavisine başlanacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi, CAR-T Hücre Tedavisi alanında Türkiye'de bir ilki hayata geçirerek kanser tedavisinde önemli bir eşiği aştı. Cumhurbaşkanlığı desteğiyle kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T Hücre Tedavi Merkezi, dünyadaki sınırlı sayıdaki örneklerinden biri olarak Kurban Bayramı'nın hemen ardından ilk hastalarını kabul etmeye hazırlanıyor. Merkezde yürütülen çalışmalar ve tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu adımın yalnızca Türkiye için değil, bölge coğrafyası açısından da tarihi bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Hücre üzerinde ilk denemeler başarılı
Tedavi sürecinin ilk duyurusunu 14 Mart Tıp Bayramı'nda yaptıklarını hatırlatan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "14 Mart'ta bu tedavinin müjdesini kamuoyuyla paylaştık. Sağlık Bakanlığından gerekli izinlerimizi aldık. 19 Mayıs gibi bizim için çok anlamlı bir günde ise ilk kez kan örneğiyle deneme üretimini başlattık. Öncelikle aldığımız kanda T hücrelerini izole etmek gerekiyordu. Bu tedavi yönteminin ilk basamağını başardık. Laboratuvarımızda aldığımız kanlarda T hücre izolasyonu başarıyla yapıldı. Bu bizim için çok önemli bir eşikti. Şimdi sırada bu tedaviyi hastalarımıza uygulamak var." diye konuştu.

678 başvurudan ilk 9 uygun aday belirlendi
Yapılan ilk duyurunun ardından CAR-T tedavisine yönelik yoğun bir talep oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için kısa sürede bir çağrı merkezi kurulduğunu belirterek, hastaların önceki tedavileri, tanıları, genel sağlık durumları ve eşlik eden hastalıklarına ilişkin bilgilerin tek tek toplandığını söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Hastalarımız bize çağrı merkezi aracılığıyla ulaştı. Gerekli durumlarda doktorlarından da bilgi alındı. Bu kapsamlı değerlendirmenin sonunda toplam 678 başvuru incelendi ve ilk etapta 9 uygun aday belirlendi" dedi. Şu anda alınan kan örneklerinin standardizasyonu ve kontrollerinin sürdüğünü ifade eden Özkan, bayramın hemen ardından tedavilere başlamayı hedeflediklerini kaydetti.

"Kişiye özel tedavide yeni dönem"
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, CAR-T tedavisinin klasik yöntemlerden farklı olarak kişiye özel uygulanan ileri bir tedavi olduğunu belirtti. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Klasik yöntemlerde klasik kemoterapiler veriliyor, kanserli hastalara. Ciddi yan etkileri de oluyor. CAR-T tedavisinde ise hastanın kendi kanı alınıyor ve kendi kanındaki hücreler, tümör hedef alınarak tekrar modifiye ediliyor, silahlandırılıyor, kuvvetlendiriliyor, sayıları arttırılıyor. Bu işlem 10-12 gün sürüyor ve bu sürenin sonunda da modifiye edilen kan tekrar hastaya geri iade ediliyor, geri veriliyor. Tek seferlik ve kişiye özel bir yöntemden söz ediyoruz" dedi.

"Güven ve sterilizasyon öncelik taşıyor"
Tedavi sürecinde güvenlik ve sterilizasyonun en kritik başlık olduğunu vurgulayan Özkan, laboratuvardaki işlemlerin son derece hassas yürütüldüğünü söyledi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tüm sürecin büyük bir titizlikle sürdüğünün altını çizerek, "Bu bir kan ürünü. En küçük bir riske tahammülü yok. O nedenle bu kan ürünlerini en steril, en doğru şekilde muamele edip hastaya geri vermek çok kıymetli. Bizim için en önemli konu, tedavinin doğru, steril ve güvenli biçimde hastaya uygulanması." diye konuştu.

Daha önce kanlar yurt dışına gidiyordu
Prof. Dr. Özlenen Özkan, bu tedavi Türkiye'de yokken hastaların ya kendilerinin yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ya da kan örneklerinin İsrail gibi merkezlere gönderildiğini söyledi. Bu durumun hem çok masraflı olduğunu hem de tedavinin gücünü azalttığını kaydeden Rektör Özkan, "Buraya en yakın merkez İsrail'di. Bizim hastalarımız tedavi için başka ülkelere gidiyordu ya da kanları bu ülkelere gönderilip işlenip geri geliyordu. Buradaki sorun şu, oradan kan buraya gelirken, yol kat ederken de etkinlikleri azalıyordu. Bu anlamda da çok daha etkili olacak. Aynı merkezde kanınızı vereceksiniz. Aynı merkezde hemen tekrar size 10 gün sonra işlendikten sonra kan transfer edilecek. Bu anlamda hem maddi olarak çok daha uygun fiyatlı daha erişilebilir olacak hem daha güvenli olacak" ifadelerini kullandı.

"Yaklaşık 6 yıllık bir emeğin sonucu"
Akdeniz Üniversitesi'nde hayata geçirilen CAR-T Hücre Tedavi Merkezi'nin temellerinin yaklaşık 6 yıl önce atıldığını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldikleri ilk dönemde Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte bu vizyonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a anlattıklarını söyledi. Dünyanın ilk rahim nakli, Türkiye'nin ilk yüz ve çift kol nakli gibi tıp tarihine geçen ilklere imza atan Prof. Dr. Ömer Özkan ile birlikte, yalnızca bugünün değil geleceğin tedavilerine de yön verecek bir merkez kurmayı hedeflediklerini ifade eden Özkan, kanser tedavileri, organ nakline yönelik doku üretimi ve ileri sağlık araştırmaları için Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan destek istediklerini anlattı.

"Cumhurbaşkanımızın desteği olmasa bu proje hayata geçemezdi"
Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biz tabii organ nakli, kompozit doku yaptığımız için Ömer hocayla yapay organ ve kanser ile ilgili bazı projeler, planlar vardı kafamızda ilk baştan beri. Biz göreve atandığımızdan sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızla bu planlarımızı, projelerimizi paylaştık. Sağ olsun gerçekten çok ilgilendi ve çok büyük bir destek verdi. Çok teşekkür ediyoruz, buradan da kendilerine şükranlarımı iletiyorum. Gerçekten bu merkez onun desteği olmadan ortaya çıkabilecek bir merkez değildi. Destekleri çok kıymetli. İnşallah bu desteklerin sonucunda da birçok insan şifa bulur" dedi.

"Lenfoma ile başlayan tedavi başka kapılar da aralayacak"
CAR-T tedavisinin ilk etapta lösemi ve lenfoma hastalarında uygulanmaya başladığını belirten Rektör Özkan, bu yöntemin başlangıçta son çare olarak görüldüğünü, ancak bugün dünyada giderek daha erken basamakta değerlendirilen güçlü bir tedavi yaklaşımına dönüştüğünü vurguladı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "İlk etapta bu tedaviler lösemi ve lenfomalı hastalarda başlandı. Aslında ilk başlandığı zaman son dönemeç tedaviydi ama şu anda baktığınız zaman ilk basamak tedavileri olma yolunda hızla ilerliyor. Birçok hastalık bu kişisel tedavilere doğru hızla yönelecektir." diye konuştu. Merkezin yalnızca lenfoma ve lösemi ile sınırlı kalmayacağını belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, burada kanser tedavilerinin yanı sıra özellikle beyin kanseri başta olmak üzere farklı hastalık alanlarına yönelik önemli çalışmalar yürütüleceğini söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Sadece kanserde değil, otoimmün hastalıklarda da açıkçası bu tür hücresel tedaviler çok ümit vaat ediyor. Bu anlamda bu merkez sadece kanser değil, başka tedavilerde de inşallah rol alacaktır. Kanser çağımızın en illet hastalığı. İnsanları hayattan koparan, çok ciddi tedaviler gerektiren, çok pahalı ve çok ümitsiz bırakan bir hastalık. Bizim amacımız hem en uygun tedaviyi hem en iyi tedaviyi hem de en yenisini vermek. Hatta sadece başkalarının geliştirdiği tedavileri değil, kendimize has tedavi yöntemleri bulmak için de bu merkez çok kıymetli. Bu aynı zamanda bir araştırma merkezi. Bu araştırmaları da burada yapmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Üniversiteler bilim üretmek zorunda"
Akdeniz Üniversitesi'nin bu merkezi yalnızca bir tedavi alanı olarak değil, aynı zamanda bilimsel üretimin odağı olacak bir araştırma üssü olarak gördüğünü vurgulayan Özkan, üniversitelerin bu tür atılımlarda öncü olması gerektiğini belirtti. Özkan, "Üniversiteler zaten bilim üretmesi gereken yegâne kurumlar. Üniversiteler bence ülkenin ana damarı kuruluşlarından bir tanesi. Çünkü hem siz ülkenin geleceğini eğitiyorsunuz hem bilim üretiyorsunuz. Altyapıları çok sağlam, insan kaynağı çok sağlam, çok büyük kurumlar, uluslararası iletişimleri olan kurumlar. Bu merkez de inşallah bütün Türkiye'nin göz bebeği olur. Birçok merkeze de önayak olur, sayıları artar" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kanserle-mucadelede-yeni-umut-olan-car-t-tedavisine-9-hastayla-basliyor-3055_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kanserle-mucadelede-yeni-umut-olan-car-t-tedavisine-9-hastayla-basliyor-3055_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kanserle-mucadelede-yeni-umut-olan-car-t-tedavisine-9-hastayla-basliyor-3055-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kanserle-mucadelede-yeni-umut-olan-car-t-tedavisine-9-hastayla-basliyor-3055_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-olan-car-t-tedavisine-9-hastayla-basliyor/39813/</link>
			<pubDate>Thu, 28 May 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan ’Magnezyum çılgınlığı’ uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sibel Işık, son zamanlarda özellikle sosyal medyada kişiler arasında popüler hale geldiği belirtilen magnezyum başta olmak üzere gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanımına ilişkin konuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Son zamanlarda özellikle sosyal medyada kişiler arasında popüler hale geldiği belirtilen magnezyum başta olmak üzere gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanımına ilişkin konuşan İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sibel Işık, "Özellikle gençler arasında sosyal medya nedeniyle gereksiz ve bilinçsiz bir vitamin kullanımı var. En sık gördüklerimiz; magnezyum, D vitamini, Omega 3, B12. Bir magnezyum çılgınlığı var diyebiliriz. Sağlıkla beslenirsek vitamin ve minerallerin eksikliği vücudumuzda olmaz. Fazla kullanımının hepsi karaciğer toksititesi, böbrek yetmezliği nedeniyle hayatı tehdit eden durumlara yol açabilir. Gıda takviyelerini lütfen hekim kontrolünde kullanın" dedi.

Son zamanlarda özellikle sosyal medyada kişiler arasında popüler hale geldiği belirtilen magnezyumun bilinçsiz kullanımına karşı uzmanlar uyarıyor. Özellikle gençler arasında uyku kalitesini artırdığı, stresi azalttığı ve enerji verdiği iddiasıyla popülerleşen magnezyum takviyeleri, bilinçsiz vitamin kullanımları kişilerde birçok probleme neden olabiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Sibel Işık, kişilerin vitamin ve mineral ihtiyaçlarının öncelikle besinlerden karşılanması gerektiğini vurgularken hekim kontrolü olmadan kullanımların oluşturabileceği tehlikelere yönelik de bilgi verdi.

"Özellikle gençler arasında sosyal medya nedeniyle gereksiz bir vitamin kullanımı var"

Gereksiz takviye kullanımı konusuna ilişkin konuşan Uzm. Dr. Sibel Işık, "İç hastalıkları polikliniğinde sıklıkla karşılaştığımız hasta grubudur. Vitamin ve mineraller vücudun sağlıklı işleyişi için gerekli mikrobesinlerdir ancak günümüzde beslenme alışkanlıklarının değişmesi ile vitamin ve mineral eksikliklerine daha sık rastlamaktayız. Özellikle gençler arasında sosyal medya nedeniyle gereksiz ve bilinçsiz bir vitamin kullanımı var. En sık gördüklerimiz; magnezyum, D vitamini, Omega 3, B12 vitamin takviyeleri sıklıkla, bilinçsizce kullanılmakta. Hekim kontrolü olmadan alınan gıda takviyelerinin birçoğu karaciğer yetmezliğine kadar götürebilen tablolara yol açabilmekte" şeklinde konuştu.

"Hayatı tehdit eden durumlara yol açabilir"

Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Işık, "Bazı vitaminler özellikle yağda eriyen A, D, E ve K vitaminleri vücutta birikebilme özelliğine sahiptir, vücutta toksisiteye yol açabilmekte. Böbrek yetmezliği, böbrek sorunlarına, D vitamininin fazlası hiperkalsemi (kandaki kalsiyum seviyesinin normalin üzerine çıkması durumu) ve böbrek taşlarına bunun dışında uyku sorunlarına, kalpte ritim bozukluklarına, mide, bağırsak sorunlarına kadar yol açabilir. Belli periyotlarla da takviyeleri kullanırken testlere ihtiyacımız var. Fazla kullanımının hepsi karaciğer toksisitesi (karaciğerin toksik maddelere maruz kalarak hasar görmesi) böbrek yetmezliği nedeniyle hayatı tehdit eden durumlara yol açabilir" dedi.

"Bir magnezyum çılgınlığı var diyebiliriz"

’Magnezyum eksikliğiyle sıklıkla karşılaşıyoruz’ diyen Uzm. Dr. Işık, "Hücre içi kullanılan form gerçekten birçok hastamızda eksik oluyor. Magnezyum tuzları farklı amaçlarla kullanılıyor. Vücudumuzda kas ağrılarınız ya da enerji azlığımız varsa magnezyum tuzların malat formunu tercih ediyoruz. Uykuyla ilgili problemlerde bisglisinat formunu tercih ediyoruz, kabızlıkla ilgili sitrat formunu tercih ediyoruz. Sağlıkla beslenirsek vitamin ve minerallerin eksikliği vücudumuzda olmaz. Hareketsizlik, doğru beslenmeme, beslenme alışkanlıklarımızın bozulması bu vitamin eksikliklerine yol açıyor. Bir magnezyum çılgınlığı var diyebiliriz. Sıklıkla hastalar, ’Çok halsizim, sabahları uyanmada güçlük çekiyorum, eski enerjim yok’ gibi şikayetlerle geliyor. Kan düzeyi normalse vitamin ve mineral vermiyorum. Kan düzeyini düşük tespit ettiysem uygun dozda ve uygun sürede tedaviye başlıyorum. Özellikle gençlerde sıklıkla bu vitamin eksiklikleriyle ilgili takviye aldıklarını ’Şu kullanıyormuş, şuna iyi gelmiş’ diye duyuyorum. K vitamini kullanımı kanama riskini arttırabilir. Eşlik eden hastalıklar mutlaka sorgulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-magnezyum-cilginligi-uyarisi-5658.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-magnezyum-cilginligi-uyarisi-5658.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-magnezyum-cilginligi-uyarisi-5658-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-magnezyum-cilginligi-uyarisi-5658.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/uzmanlardan-magnezyum-cilginligi-uyarisi/39781/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 14:36:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayram sofralarında yaşanan aşırı ısrar sağlığı etkileyebiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bayram ziyaretlerinde tüketilenlere karşı uyararak, "Özellikle ‘azıcık tadına bakmak’ düşüncesiyle tüketilen yiyecekler biriktiğinde günlük enerji ihtiyacının çok üzerine çıkılabiliyor. Bu durum bayram sonrasında kilo artışı, ödem ve sindirim problemleri olarak geri dönebiliyor" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Bayram sofralarında yaşanan "ısrar kültürü", kimi sağlık zaman sorunlara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda sağlıklı beslenmenin yolu yalnızca ne yendiğinden değil, sosyal baskıyı yönetebilmekten de geçiyor.
Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, "Az ama dengeli tüketim" yaklaşımının bayramda sağlığı korumada büyük önem taşıdığını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.
"Hayır" demeyi bilmek gerekiyor
Klinik Diyetisyen Özbay, misafire ikramda bulunmanın önemli bir gelenek olduğunu ancak "bir tabak daha ye", "tatlıdan da almalısın" gibi iyi niyetli ısrarların kimi zaman sağlık açısından risk oluşturduğunu belirterek, "Kişi tok olsa bile sosyal baskı nedeniyle yemeye devam edebiliyor. Bu durum ise sindirim problemlerinden kan şekeri dalgalanmalarına, ödemden tansiyon yükselmesine kadar birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Bayram ziyaretlerinde gün boyunca sık aralıklarla yemek tüketmek kan şekeri üzerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları ve yaşlı bireyler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerin kontrolsüz tüketimi tansiyon yükselmelerine ve halsizlik şikayetlerine yol açabiliyor" diye konuştu.
Sürekli atıştırmak günlük enerji alımını artırıyor
Kısa süre içinde farklı evlerde ikramların tüketildiği bayram ziyaretlerinde yenilen şerbetli tatlılar, şekerli içecekler, çikolatalar veya hamur işlerinin gün sonunda fark edilenden çok daha fazla kalori alımına neden olabildiğini belirten Özbay, "Bayram boyunca çay, kahve ve gazlı içecek tüketimi belirgin bir şekilde fazlalaşıyor. Ancak bu içeceklerin suyun yerini tutmadığını unutmamak gerekiyor. Yeterli miktarda su tüketilmemesi ise halsizlik, baş ağrısı, ciltte kuruluk ve yorgunluk hissini arttırıyor. Gün içerisinde düzenli su içmek hem sindirimin desteklenmesine hem de tokluk hissinin korunmasına katkı sunuyor. İkramlıkların yanında şekerli içecekler yerine suyun tercih edilmesi ise en doğru tercih oluyor. Bayram döneminde çocukların beslenme düzeni de sık sık değişebiliyor. Şeker, çikolata, gazlı içecek ve işlenmiş gıda tüketiminin artması çocuklarda mide problemleri, iştahsızlık ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için çocukların tamamen kısıtlanması yerine porsiyon kontrolü sağlanması daha doğru bir yaklaşım oluyor. Ayrıca, bayram boyunca çocukların ana öğün düzeninin korunması ve fiziksel aktivitelerinin desteklenmesi de önem taşıyor" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/bayram-sofralarinda-yasanan-asiri-israr-sagligi-etkileyebiliyor-4068.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/bayram-sofralarinda-yasanan-asiri-israr-sagligi-etkileyebiliyor-4068.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/bayram-sofralarinda-yasanan-asiri-israr-sagligi-etkileyebiliyor-4068-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/bayram-sofralarinda-yasanan-asiri-israr-sagligi-etkileyebiliyor-4068.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/bayram-sofralarinda-yasanan-asiri-israr-sagligi-etkileyebiliyor/39779/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 14:12:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Organ nakliyle iki kez hayata tutunan Veli Kuşçu son yolculuğuna uğurlandı]]></title>
			<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi personeli ve organ nakli gönüllüsü Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İki kez nakil olan ve hayatını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için düzenlenen törende gözyaşları sel oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi personeli ve Akdeniz Böbrek Hastalıkları ve Organ Nakli Sosyal Yardımlaşma Derneği (AKBÖHONDER) Başkan Yardımcısı Veli Kuşçu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hayatı boyunca iki kez organ nakliyle hayata tutunan ve yaşamını organ bağışı farkındalığına adayan Kuşçu için yıllarca görev yaptığı hastane önünde duygu dolu bir uğurlama töreni düzenlendi.

Hastane önünde gözyaşları sel oldu
Geçirdiği rahatsızlık sonucu tedavi gördüğü AÜ Hastanesi'nde yaşam mücadelesini kaybeden Veli Kuşçu için hastane bahçesinde tören gerçekleştirildi. Törende gözyaşları sel olurken, Kuşçu'nun organ nakli bekleyen hastalar için yaptığı fedakarlıklar yad edildi.

İki kez hayata tutundu, ömrünü nakil bekleyenlere adadı
2004 yılında kadavradan, 2014 yılında ise ağabeyinden yapılan böbrek nakilleriyle hayatta kalan Veli Kuşçu, yaşadığı zorlu süreçlerin ardından kendisini organ nakli bekleyen hastalara umut olmaya adamıştı. 2012 yılından bu yana Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Kuşçu, AKBÖHONDER Başkan Yardımcılığı göreviyle de binlerce hastanın elinden tutmuş, organ bağışı campaignslarında gönüllü olarak ön saflarda yer almıştı.

Rektör Özkan: "Organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlattı"
Törende konuşurken duygusal anlar yaşayan AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Veli Kuşçu'nun organ nakli camiası için çok sembol ve değerli bir isim olduğunu vurgulayarak, "Veli Bey, organ naklinin ne demek olduğunu hayatıyla anlatan ender insanlardandı. 22 yıl önce gerçekleştirilen ilk böbrek nakliyle ikinci hayatına kavuşmuş, 10 yıl sonra yapılan ikinci nakille de yaşam mücadelesine devam etmişti. Yaşadığı bu süreci ise organ nakli bekleyen insanlara umut olmaya adamış çok kıymetli bir insandı. Organ nakli benim için de çok özel ve hassas bir alan. Bu yüzden onun sahada gösterdiği gönüllü çabayı, samimiyetini ve insanlara dokunan iyi niyetini her zaman ayrı bir yerde hatırlayacağım. Değerli çalışma arkadaşımız Veli Kuşçu'ya Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum" dedi
Konuşmaların ve alınan helalliğin ardından Veli Kuşçu'nun cenazesi, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuğuna uğurlanmak üzere toprağa verileceği mezarlığa gönderildi.
Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastane yönetimi, sağlık çalışanları, Kuşçu'nun mesai arkadaşları ve çok sayıda yakını katıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/organ-nakliyle-iki-kez-hayata-tutunan-veli-kuscu-son-yolculuguna-ugurlandi-5478_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/organ-nakliyle-iki-kez-hayata-tutunan-veli-kuscu-son-yolculuguna-ugurlandi-5478_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/organ-nakliyle-iki-kez-hayata-tutunan-veli-kuscu-son-yolculuguna-ugurlandi-5478-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/organ-nakliyle-iki-kez-hayata-tutunan-veli-kuscu-son-yolculuguna-ugurlandi-5478_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/organ-nakliyle-iki-kez-hayata-tutunan-veli-kuscu-son-yolculuguna-ugurlandi/39675/</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:06:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi çölyak hastalarını glütensiz sofrada buluşturdu]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Parkı içerisinde bulunan EKDAĞ Sosyal Tesisi’nde çölyak hastalarına yönelik sunulan glütensiz menü hizmeti kapsamında, Batı Akdeniz Çölyak Derneği üyeleri ve aileleri glütensiz akşam yemeğinde bir araya geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Antalya Büyükşehir Belediyesi, çölyak hastalarının sosyal yaşamda güvenle yer alabilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden EKDAĞ’a bağlı Atatürk Parkı Sosyal Tesisi’nde çölyak hastalarının güvenle tüketebileceği glütensiz menü seçenekleri sunulurken, çölyak farkındalık ayı kapsamında özel bir program düzenlendi.
Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Batı Akdeniz Çölyak Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen programda, çölyak hastaları ve aileleri kendileri için hazırlanan glütensiz menülerle aynı sofrada buluştu.

"Çölyak hastalarımızın yanındayız"
Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Funda Alpaslan Talay, çölyak hastalarının dışarıda güvenle yemek yiyebilmesinin sosyal yaşam açısından önemli olduğunu belirterek, "Çölyak hastaları için dışarıda güvenle yemek yiyebilmek günlük yaşamın en zorlayıcı başlıklarından biri olabiliyor. Glütensiz menülerin yaygınlaşması, çölyak hastalarının sosyal hayata daha güçlü katılımı açısından önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman çölyak hastalarımızın yanındayız. Onlara glütensiz gıda paketi yardımı ulaştırıyoruz. Glütensiz ürünlerin maliyetlerinin yüksek olduğu düşünüldüğünde, bu desteklerin aile bütçeleri açısından da önemli bir katkı sunuyor" dedi.

"Glütensiz menü bizim için çok kıymetli"
Batı Akdeniz Çölyak Derneği Başkanı Sülbiye Şahinler ise 2013 yılından bu yana çölyak hastaları ve glütensiz diyet konusunda faaliyet yürüttüklerini belirterek, "Belediyemizin glütensiz gıda desteğinin yanı sıra EKDAĞ tesislerinde glütensiz menü bulundurması bizim için çok özel ve kıymetli. Mayıs ayı hem Türkiye’de hem de dünyada çölyak hastalığına dikkat çekilen bir farkındalık ayı. Biz de dernek üyelerimiz, çocuklarımız ve ailelerimizle birlikte burada glütensiz bir akşam yemeğinde buluştuk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Program sonunda çölyak hastalarına özel hazırlanan glütensiz pasta kesildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/buyuksehir-belediyesi-colyak-hastalarini-glutensiz-sofrada-bulusturdu-9711_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/buyuksehir-belediyesi-colyak-hastalarini-glutensiz-sofrada-bulusturdu-9711_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/buyuksehir-belediyesi-colyak-hastalarini-glutensiz-sofrada-bulusturdu-9711-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/buyuksehir-belediyesi-colyak-hastalarini-glutensiz-sofrada-bulusturdu-9711_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/buyuksehir-belediyesi-colyak-hastalarini-glutensiz-sofrada-bulusturdu/39658/</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 13:14:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım: "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, "17 Mayıs Avrupa Obezite Günü" dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Çocukluk çağı obezitesi, hem Türkiye’de hem de dünyada giderek artan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken yaşta edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekerken, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ahmet Yıldırım, "17 Mayıs Avrupa Obezite Günü" kapsamında çocukluk çağı obezitesi ve korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Şişman çocuk sağlıklıdır düşüncesinden vazgeçilmelidir"
Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye ve dünya genelinde hızla artan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yıldırım, "Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi büyük ölçüde önlenebilir bir sorundur. Aileler, okullar ve toplumlar ile erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması, gelecek nesilleri olası hastalık risklerinden koruyacaktır. ‘Şişman çocuk sağlıklıdır’ yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir" dedi.

"Obezitenin en sık nedenleri yanlış beslenme ve hareketsizlik"
Çocuklarda obeziteye neden olan etkenlere değinen Yıldırım, "Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir" ifadelerini kullandı.

"Tedavi edilmeyen obezite ciddi hastalıklara yol açabilir"
Obezitenin çocuklarda erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, "Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir" diye konuştu.

"Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazandırılmalı"
Çocuklarda obeziteden korunmak için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Yıldırım, "Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır" dedi.
Uyku düzeninin de obezite riskini etkilediğini belirten Yıldırım, "Yaşa uygun yeterli ve kaliteli uyku obezite riskini azaltmaktadır. Çocukta kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden çocuk doktoru ve diyetisyene başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-5880_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-5880_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-5880-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-5880_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor/39650/</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 10:08:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kadınlarda idrar kaçırmanın tedavi yöntemleri]]></title>
			<description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorununun nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Toplumda çoğu zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu ya da doğum sonrası normal bir durum olarak görülen idrar kaçırma, kadınların sosyal yaşamını ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Utanma duygusu nedeniyle çoğu zaman gizlenen bu durumun, özgüven kaybından sosyal izolasyona kadar birçok soruna yol açabildiği belirtiliyor. Antalya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadınlarda idrar kaçırmanın nedenleri, türleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Sosyal hayatı esir alabiliyor"
İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir rahatsızlık olmadığını belirten Toktaş, kadınların uzun yolculuklardan kaçınmasına, sosyal ortamlara girememesine, hatta gülmekten ve hapşırmaktan çekinmesine neden olabildiğini ifade etti. Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durumun kontrol altına alınabildiğini ve uygun tedaviyle tamamen iyileşmenin mümkün olabileceğini söyledi.

"Üç temel tipte görülüyor"
İdrar kaçırmanın üç temel tipte görüldüğünü belirten Toktaş, "Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sıkışma tipi ise aniden gelen ve durdurulamayan tuvalet ihtiyacı ile gelişmektedir. Karışık yani mikst tipte ise her iki durum aynı anda görülmektedir" dedi. Pelvik taban kaslarının zayıflaması, zorlu doğum öyküsü, menopozla birlikte gelişen hormonal değişimler, obezite, kronik kabızlık ve diyabet gibi durumların idrar kaçırmayı tetikleyen başlıca nedenler arasında yer aldığını aktardı.

"Tedavide ilk adım yaşam tarzı değişikliği"
Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını ifade eden Toktaş, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Toktaş, "Doğru uygulanan pelvik taban egzersizleri idrar sızıntısını belirgin şekilde azaltabilmektedir. Bunun yanında kilo verme, sigaranın bırakılması ve mesane eğitimi gibi yaşam tarzı düzenlemeleriyle yüksek başarı oranları elde edilmektedir. Menopoza bağlı sorunlarda ise lokal tedaviler semptomların hafiflemesine katkı sağlamaktadır" diye konuştu.

"Cerrahi karar kişiye özel verilmelidir"
Cerrahi tedavinin, diğer yöntemlerden yeterli sonuç alınamadığında gündeme geldiğini belirten Toktaş, "Cerrahi karar standart bir uygulama değildir. Hastanın yaşı, fiziksel özellikleri, şikayetlerinin düzeyi ve gelecekteki gebelik planları değerlendirilerek kişiye özel planlama yapılmalıdır. Özellikle stres tipi kaçırmalarda uygulanan askı operasyonları ve organ sarkmasının eşlik ettiği durumlarda tercih edilen onarıcı cerrahiler, detaylı klinik değerlendirme sonrasında belirlenmektedir" ifadelerini kullandı. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde operasyonların çoğunlukla kapalı veya minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirildiğini kaydeden Toktaş, hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ve sosyal yaşamlarını yeniden kazanabildiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri-3734.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri-3734.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri-3734-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri-3734.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/kadinlarda-idrar-kacirmanin-tedavi-yontemleri/39630/</link>
			<pubDate>Sat, 16 May 2026 10:40:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mustafa Çelebi: “Eczaneler Halk Sağlığının Güvencesidir”]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya Eczacılar Odası Başkanı Mustafa Çelebi, 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, eczanelerin sağlık sisteminin temel taşı olduğunu vurgulayarak, mesleğin ekonomik ve yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Antalya Eczacılar Odası Başkanı Mustafa Çelebi, Bilimsel Eczacılığın 187’nci, Antalya Eczacılar Odası’nın ise 59’uncu kuruluş yılı kapsamında düzenlenen 14 Mayıs Eczacılık Günü programında önemli açıklamalarda bulundu.

Eczacıların afetlerden pandemiye kadar her süreçte halkın yanında olduğunu belirten Çelebi, artan ekonomik baskılar, ilaç tedarik sorunları ve eczanelerin sürdürülebilirliğini zorlayan koşullar nedeniyle mesleğin ciddi bir sınav verdiğini ifade etti.

“Güçlü eczane, güçlü sağlık sisteminin temelidir” diyen Çelebi, eczanelerin yalnızca ticari işletmeler olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Çelebi, eczacıların sağlık sisteminin asli ve stratejik bir parçası olduğuna dikkat çekerek, “Bizler ayrıcalık değil, mesleğimizin hak ettiği değeri istiyoruz” dedi.

6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da gündeme gelen değişiklik çalışmalarını da değerlendiren Çelebi, genç eczacıların geleceğini belirsiz hale getirecek ve mevcut eczanelerin sürdürülebilirliğini zorlaştıracak düzenlemelere karşı olduklarını ifade etti.

Çelebi açıklamasının sonunda, hayatını kaybeden eczacıları rahmetle andı, görev yapan tüm meslektaşlarının 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/mustafa-celebi-eczaneler-halk-sagliginin-guvencesidir-1473.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/mustafa-celebi-eczaneler-halk-sagliginin-guvencesidir-1473.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/mustafa-celebi-eczaneler-halk-sagliginin-guvencesidir-1473-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/mustafa-celebi-eczaneler-halk-sagliginin-guvencesidir-1473.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/mustafa-celebi-eczaneler-halk-sagliginin-guvencesidir/39600/</link>
			<pubDate>Thu, 14 May 2026 21:57:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuklarda besin alerjilerine ilişkin konuşan uzmanlar, "90'lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri 2'nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha komplike tablolarla gelmekte. Alerjik şok eğer tanınmazsa geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül" diyerek uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Dünyada ve Türkiye'de arttığı belirtilen şehirleşme ve sanayileşme, hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, alerjilere karşı uyardı. Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyeleri, İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Yücel ile Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Aydoğan, alerjilerin nedenleri ve dikkat edilmesi gerekenleri sıralarken ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.

"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyor"
"Annelerimiz ne kadar sağlıklıysa çocuklarımız da o kadar sağlıklı doğuyorlar" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Metin Aydoğan, "Annenin florası, bağırsak mikropları direkt çocuğa geçiyor, bağışıklık sistemi şekilleniyor. Ona göre de alerjik bir çocuk mu, sağlıklı bir çocuk mu oluyor. Çocuklarımızı ve annelerimizi nasıl sağlıklı tutacağız, her şeyden önce abur cuburdan, bütün paketli yiyecek içeceklerden uzak durmaları lazım. 2'ncisi gereksiz antibiyotik kullanmayacağız. Her bir gereksiz antibiyotik anne ve çocuğumuzun floralarını darmadağın ediyor. Ev içi ve ev dışı kirlilikleri önlememiz, sigaradan kesinlikle uzak durmamız lazım. Kargodan gelen paketlerin kesinlikle evde açılmaması lazım. Bulaşık makinelerinin içine parlatıcı, çamaşır makinelerinin içine de yumuşatıcı koymamamız gerekiyor. Bu şekilde çocuğumuzun alerjik olma oranını en aza indirme imkanı bulabileceğiz" şeklinde konuştu.

"Katkı maddelerinin birçok alerjik hastalığa zemin hazırladığını söyleyebilirim"
Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Aydoğan, "Türkiye'deki besin alerjisi sıklıklarıyla ilgili çok çalışma var, sonuçlarında en çok inek sütü alerjisi var. 2'nci yumurta, 3'üncü ağaç yemişleri. ABD'de çocuklar da en çok fıstık alerjisi varken bizde ise süt alerjisi daha fazla. Cips, kolalı içecekler, hazır meyve suları, salam, sosis, sucuk, ketçap, mayonez gibi yiyeceklerin çocuklar tarafından tüketilmemesi gerekiyor. Paketli yiyeceklerin içerisindeki katkı maddelerinin çocukların bağırsak epitel bariyerlerini bozarak birçok alerjik hastalıklara zemin hazırladığını söyleyebilirim. Hem hamile annelerimizin hem çocuklarımızın kesinlikle uzak durması lazım. Bu konunun anne babaların birinci öncelikleri olması lazım. Doğal beslenmeleri lazım, sağlıklı büyümeyi gösteren en çok Akdeniz tipi beslenme" dedi.

"Bazı virüsler ilk 10 ayda, bazıları 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor"
Astımla ilgili konuşan Aydoğan, "Türkiye'de genel olarak yüzde 6 ile 10 arasında bir sıklık var, Orta Anadolu Bölgesi'nde daha düşük, nem oranı daha yüksek olan Marmara'da daha yüksek bir oran söz konusu. Sigaranın bir çocuk, anne için zehirden bir farkı olmadığını bilmemiz lazım. İlk 1-2 yaşlarında karşılaşılan enfeksiyonlar da alerjik hastalıkların sıklığını artırabiliyor. Bazı virüsler ilk 1 yılda, bazıları ilk 10 ayda, bazıları da ilk 2 yaşta geçirildiğinde astım sıklığını artırıyor. 2 yaştan önce kreşe giden çocukların riskinin her virüs için değil, astım riskini artırdığı kanıta dayalı olarak gösterilmiş. Annelerimizin iş hayatıyla ilgili bir dinamikleri var, çok kolay değil ama olabildiği kadar o dönemlerde kalabalık, çocukların enfeksiyon geçireceği ortamlarda olmamalarını sağlamalarında fayda var. Annenin bağırsak florasının çocuğu birebir etkilediği gösterilmiş, o nedenle anne ne kadar sağlıklı beslenirse ne kadar antibiyotikten uzak kalırsa, sağlıklı olursa çocuğun dünyaya attığı ilk adımı daha sağlıklı hale getirebilir" şeklinde konuştu.

"Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
Geçmişten bu güne alerjik hastalıklarla ilgili konuşan Doç. Dr. Esra Yücel, "90'lı yıllardan sonra astım çocukluk çağının ilk alerjik hastalık pandemisiydi. Şimdi besin alerjileri için 2'nci pandemi diye söyleniyor. Besin ilişkili anafilaksileri biz de artık çok sık görmeye başladık. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyada bu şekilde artık besin alerjileri çok daha ağır, daha çoklu besin alerjisi gibi daha komplike tablolarla karşımıza gelmekte. Ülkemizden bununla ilgili yapılan bir çalışmada da özellikle besin alerjili çocukların yüzde 16'sının ilk reaksiyonu anafilaksi şeklinde olmuş. İngiltere'den yapılan çalışmalar da benzer gözlemi gösteriyor. Bu çocuklarda acil başvuruları özellikle ilk reaksiyon olarak anafilaksi olabilmekte. Besin ilişkili anafilaksi yaşayan hastalarda mutlaka kaçınma önlemlerini aileyle konuşuyoruz. Etiket okuma, besin güvenliğini sağlayabilmek önemli" şeklinde konuştu.

"Adrenalin oto enjektörleri yanlarında olmalı"
‘Bazı ortamlarda hastaların kazayla alerjisi bulunan besinle karşılaşmaları da tabi ki mümkün' diyen ve bu durumda yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Yücel, "Böyle durumlarda acil müdahalenin yapılmasına kadar olan o kritik süreyi geçirmemek adına uygulamaları gereken adrenalin oto enjektörleri hastaların yanında olmasını öneriyoruz. Hastaya ne yapması gerektiğini öğretiyoruz. Uygun yerden uygun şekilde uygulamasını istiyoruz, sonrasında ilgili sağlık kuruluşuna müracaatını özellikle 112'yi arayarak bunu sağlamalarını öğretiyoruz. Koruyucu önlemlerle ilgili anne beslenmesi çok önemli. Bebeğin ilk 6 ay mutlaka anne sütüyle beslenmesi, alerjik hastaların azaltılmasında güzel bir önlem olabilir. Bebeğin sezaryenle doğuma göre vajinal yolla doğması alerjik hastalıkların azalmasına neden olabilir. Çocuğun temiz havada, doğal besinlerle beslenmesi, aşırı işlenmiş besinleri çok fazla tüketmemesi, bağırsak mikrobiyomunun sağlıklı olması alerjik hastalıkların gelişmemesi adına faydaları olacaktır" dedi.

"Alerjik şok tanınmaz, adrenalin hemen uygulanmazsa ölümcül"
Alerjisi bulunan bireylerin tatil noktaları vb. alanlarda yiyeceklerle temasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Yücel, "Açık büfelerle ilgili en büyük risk, besinlerin birbirine çok temas etmesi. Hazırlayan kişilerin bu konudaki özeni hakkında ailelerin bilgi sahibi olmamaları, restoran ve çalışanların besin alerjisi konusundaki bilgilerinin, farkındalıkların ne durumda olduğunu bilemememiz. Ailelerin içeriğinden emin olmadıkları besini çocuklarına tükettirmemeleri en güvenli olmalarını sağlayacak yollardan bir tanesi. Alerjik şok eğer tanınmazsa, geç tedavi edilirse, adrenalin hemen uygulanmazsa o zaman ölümcül ya da ölüme yakın, çok ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir. Yumurta alerjili bir genç kızımız, doğum günü pastasında içeriğini sorgulatmasına rağmen tüketimi sonrası çok ağır bir alerjik şok nedeniyle kaybedilmişti. Örneğin, nar tükettikten sonra yoğun bir egzersiz sonrası anafilaksi geçiren bir hastamız olmuştu. Böyle nadir durumlarda olabiliyor. Alerjide sıklık özellikle inek sütü ve yumurta ülkemiz için kuru yemişler ceviz ve fındık, Antep fıstığı, kaju, susam, bakliyatlar ve deniz ürünleri" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik-8415.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik-8415.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik-8415-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.akdenizbulten.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik-8415.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.akdenizbulten.com/cocuklarda-alerjiye-dikkat-besin-iliskili-anafilaksileri-cok-sik-gormeye-basladik/39492/</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 12:47:32 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>