Münir Karaloğlu: "Antalya ve Rize’yi Kardeş Şehir İlan...

Münir Karaloğlu: "Antalya ve Rize'yi Kardeş Şehir İlan Edebiliriz"

Antalya Valisi Münir Karaloğlu özellikle Antalya turizmi adına “Karanlık yıl” diyebileceğimiz bir yılda yani 2016’nın Haziran Ayı’nda görev başlamasına rağmen kentimizde geçirdiği 2 yıllık süre içinde tarihi başarılara imza attı. Sezon başında konulan, 14 Milyon yabancı misafir hedefinin tutacağını hatta aşabileceğimizi belirten Vali Karaloğlu, Antalya’nın potansiyeline, gücüne ve insanına sonuna kadar inanıyor ve güveniyor.

19 Ekim 2018 - 19:56 - Güncelleme: 19 Ekim 2018 - 20:34

"İki kent arasındaki ilişkileri artırmak için çeşitli projeler ve festivallerle iki şehrin ikili ilişkilerini geliştirebiliriz. Antalya ve Rize’yi kardeş şehir ilan edip iki şehir arası ziyaretçi sayısını artırabiliriz. Çünkü iki şehirde ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken güzelliklere sahip..."

 

Aslen Rizeli olan Vali Karaloğlu, iki güzide kentin ikili ilişkilerinin gelişmesi için de elinden geleni yapıyor. Görev süresi içinde Antalya’ya, turizme ve ülkemize kazandırdığı projeler, bu projelerle ilgili son durumları ve elbette Valimiz Münir Karaloğlu’nun kentimize dair hedef ve hayallerini AKDENİZ BÜLTEN okurları için kendisine sorduk. Valimiz de tüm içtenliği ve samimiyetiyle yanıtladı.

Röportaj: Dilek BOZKURT ÖZGENÇ

 

Antalya’mızda dolu dolu iki yılı geride bıraktınız. Geride Kalan bu süreyi değerlendirir misiniz? Baştaki hisleriniz, şimdiki duygularınız?

Antalya, ülkemizin ve hatta dünyanın en güzel şehirlerinden birisi… Mavi ve yeşilin her torunu içinde barındıran bir doğa harikası… Aynı zamanda binlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimiyle, eşsiz bir insanlık yurdu… Elbette, bir çırpıda iki yılı değerlendirmek çok zor ancak, hissettiklerimi özetleyebilirim.

Başlarken de, şimdide; bu şehirde görev yaptığım için hep heyecan ve mutluk duydum. Mutluluk duymaya da devam ediyorum.

Geçen bu süreyi değerlendirir misiniz? Nasıl bir iki yıldı?

2016 yılının Haziran ayında Antalya’da göreve başladım. Hatırlayacağınız gibi, o yıl hem ülkemiz hem de güzel şehrimiz için çok zor bir yıldı. Rusya ve Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerimizin gerginleşmesi, 15 Temmuz’da Darbe ve İşgal Girişimi… Bütün olumsuzluklar üst üste geldi… Bilindiği üzere, o olumsuzluklar en fazla Antalya’yı etkilemişti. Hem turizmcilerimiz, hem de çiftçilerimiz çok büyük sıkıntılarla yüz yüzeydi, umudunu kaybetmiş durumdaydı. Kısaca, ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlar, en fazla Antalya’yı etkiliyordu.

Elbette, o karabulutları dağıtma noktasında, şehrin valisi olarak bana büyük bir rol düşüyordu. Biz de bu rolü hakkıyla yerine getirmek için çalıştık.

Antalya’nın üzerindeki karabulutların tam olarak dağıldığını düşünüyor musunuz? Bunun için nasıl başladınız, neler yaptınız? Değerlendirir misiniz?

Elbette, hiçbir sorunumuzun kalmadığını söylemek mümkün değil ancak, geldiğimiz nokta, kat ettiğimiz mesafe çok iyi… Otellerin ardı ardına kapandığı bir yıldan, üst üste rekorlar kırdığımız bir yıla geldik…

Tabi, bu noktaya kolay gelinmedi… Antalya’nın yaşadığı sıkıntıları çözmek için, turizmcilerimizi, çiftçilerimizi rahatlatmak ve yaşanan sorunları bir fırsata dönüştürerek turizmde yeni bakış açıları, yeni ufuklar, yeni trendler oluşturmak için çok çalıştık. Özellikle şehrin ana taşıyıcı sektörü olan turizm konusunda gece gündüz çözümler aradık. İlk günden itibaren tüm sektör temsilcilerimizle görüştük, konuştuk, değerlendirme toplantıları yaptık. Hep birlikte turizmcimizin tüm sorunlarını enine boyuna, tek tek masaya yatırdık.

Tüm bu süreçlerde, ilin Valisi olarak hep olumlu düşündüm ve tüm sorunları aşacağımıza inandığımı belirttim. Çünkü, bu şehrin büyük bir altyapı, tecrübe birikimi ve nitelikli insan gücünün olduğunun farkındaydım ve Antalya’dan ümitliydim.Antalya bu süreci atlatabilecek potansiyele fazlasıyla sahipti.

Başta da bahsettiğim gibi, bize düşen kendimize güvenmek, başaracağımıza inanmak ve harekete geçmekti. Biz de bunu yaptık ve hamdolsun, başardık.

Turizmde rekorlar kırdığımız bir yıldan bahsettiniz. Biraz açar mısınız?

Antalya turizmi adına “Karanlık yıl” diyebileceğimiz 2016’da, o zor dönemde ortaya bir hedef koyduk. 2017 yılı için yabancı misafir hedefimiz 10 milyon dedik. Bu doğrultuda çalışmaya başladık ve devam eden siyasi sıkıntılara rağmen 2017 yılı hedeflerimize ulaştık. 2017 yılında 2016 ya göre %58’lik bir artış yakaladık ve 10 milyondan fazla yabancı turisti şehrimizde misafir ettik.

Bu ilk şoku atlattığımız 2017 yılının verdiği cesaret ve inançla, seneye de çok iddialı girdik. Tabi, 2017 yılı hedeflerimizi abartılı bulan sektör temsilcilerimiz de bu seneye büyük bir inanç ve heyecanla girdiler. Rabbimize hamd olsun, Antalya tarihinin en iyi senesini geçiriyoruz. Bahsettiğimiz gibi, rekor üstüne rekorlar kırıyoruz.Çok güzel geri dönüşler alıyoruz.Sezon başında koyduğumuz,14 Milyon yabancı misafir hedefimizi de rahat bir şekilde ulaşabilecek, hatta aşabilecek gibiyiz.

Önümüzdeki yıl ve yıllar için daha büyük hedefleriniz olmalı? Paylaşır mısınız?

Elbette, hem yeni, hem de daha büyük hedeflerimiz var, olmak da zorunda… Büyüyen ve güçlenen bir ülkemiz var. Ülkemizin 2023 hedefleri var. Bu hedeflere ulaşmak için de bütün şehirlerimize olduğu gibi, Antalya’ya da büyük iş düşüyor. Başka bir ifadeyle,

Antalya bu hedeflere katkı koyacak en önemli şehirlerimizden birisi… Birçok bakımdan Türkiye’nin beşinci büyük şehri olmasının yanı sıra, ortaya koyduğundan çok daha fazlasını üretebilecek muazzam bir potansiyele sahip bir şehrimiz Antalya… Bu potansiyeli harekete geçirdiğimizde, muhteşem işler yapacağımıza inanıyorum. Bunun için de, kadim şehrimizin potansiyelinin farkına varılması içinde her zaman ve her yerde farkındalık oluşturmaya çalışıyorum.

Hep ifade ediyorsunuz;Antalya’nın potansiyeli nedir? Bunu harekete geçirmek için neler yaptınız? Hedefleriniz nedir?

Bilindiği üzere bu şehir turizmle anılıyor, turizmle tanınıyor. Bunun dışında tarımda da ülkemizin öncü ve önemli şehirlerinden biri Antalya… Sonra ticarette, sanayide ve daha pek çok sektörde önemli imkânlara sahibiz. Ancak,Antalya turizmde dahi sahip olması gereken yatırım ve marka değerine ulaşmış değil. Ben bu şehrin hep güçlü alt markaları olması gerektiğine inandım ve turizmcilerimizin sektörde yeni bakış açıları yeni trenler oluşturması için büyük bir gayret içerisinde oldum. Sağlık, spor, gastronomi, kongre ve fuar turizmi, helal turizm gibi yeni turizm trendlerinin canlandırılmasını hedefledim.

Bildiğimiz kadarıyla, turizmi 12 aya yaymak da hedefleriniz arasında… Bahseder misiniz?

Yıllardır söylenen bir şey var: Turizmi 12 aya yayma hedefi var ancak, maalesef, bu konuda yeni bir adım atılmış değil… “Deniz, kum, güneş” eksenine oturtulan her şey dâhil sistemiyle dünyanın en iyi destinasyonlarından biri haline geldiğimiz doğru ancak, bununla bir adım daha ileri gidemeyeceğimiz de açıkça ortada… O halde, yeni açılımlara, yeni yatırımlara ihtiyaç var. Kış aylarında da dünyayı Antalya’ya çekecek yeni cazibe merkezleri oluşturmamız lazım. 650 kilometrelik sahillerimizin üstünü misafirlerimize sunduğumuz gibi, sualtı zenginliklerimizi de sunmalıyız. Kumsallarımız gibi, yeşil doğamızı da, tarih ve kültürümüzü de misafirlerimize tanıtmalıyız. 

Nitekim sektörde bir takım kıpırdanmalar var. Yavaş yavaş da güçlü alt markalar oluşturmaya başladık. Sektör temsilcilerimizin de gayretlerini artırmasıyla önümüzdeki yıllarda turizmde yeni trendlerle daha büyük ve daha güçlü bir Antalya markası oluşturabileceğimize inanıyorum. Tabi, inanmak yetmez, bütün bunlar için çalışmalarımız, projelerimiz var ve üzerinde çalışıyoruz.

 

Örnek verir misiniz? Ne tür projeleriniz var?

Tabi… Yaptıklarımız var, yapacaklarımız var. Geçtiğimiz 2017 yılında, sualtı zenginliklerimizi gün yüzüne çıkarmaya çalıştık. Gazipaşa’dan Kaş’a su altı zenginliklerimizi görüntüleyip bir kitap çıkardık. Kaş’ta eski bir tankı batırarak farkındalık oluşturmaya çalıştık. Diğer taraftan,turizme yönelik ürün çeşitliğimizi artıma ve turizm alternatiflerimiz konusunda farkındalık oluşturma adına, geçtiğimiz 2016 ve 2017 yılında HESTOUREX fuarını gerçekleştirdik.

Son olarak çalışmalarına başladığımız Kemer’de turizmi 12 aya yayma projemizden bahsedebilirim. Üzerinde görüşmelerimiz, çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah, pilot bölge olarak seçtiğimiz Kemer destinasyonumuz, önümüzdeki yıllarda 12 ay canlı bir merkez haline gelecek inşallah…

Bir önemli proje de kentimiz için 2018 Perge Yılı ilan edilmesi ve bu anlamdaki yaptığınız çalışmalar? Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Antalya dünyanın en fazla Antik Kentine sahip şehirlerinden birisi, belki de birincisi… Ancak biz bu antik kentlerimizi turizme kazandıramıyoruz. Birer cazibe merkezi olarak turiste sunamıyoruz.  Bunun için bu adımı attık. Her sene bir antik kentimizi ön plana çıkartmak ve o her bir yılı bir antik kentin yılı olarak tanıtmak amacıyla bir proje başlattık. Bu seneyi de 2018 Perge Yılı ilan ettik. Turizm fuarlarımızda ve reklam çalışmalarımızda Perge’ye ayrı bir yer açtık. Perge’yi tanıtmak amacıyla antik kentimizde çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenledik, düzenlemeye de devam ediyoruz. İnşallah önümüzdeki senelerde de Aspendos, Side, Phaselis, Thermesos gibi diğer antik kentlerimizi de bir yılla adlandıracağız ve tüm antik kentlerimizi daha çok misafirimizin ziyaret etmesine vesile olacağız.

Antalya’da önem verdiğini ve kamuoyunca da büyük takdir toplayan tarihi KALEİÇİ’ne dair çok önemli çalışmalar yapıyorsunuz. Kaleiçi’nin önemini ve Antalya turizmi için katkısını sizden dinleyebilir miyiz?

Her şehrin tarihi bir dokusu vardır. Bu dokular şehre bir ruh ve kimlik kazandırır. Antalya’nın tarihi kent merkezi Kaleiçi bu noktada Antalya’nın çok önemli bir değerdir. Antalya’nın 811 yıl önce fethinden bugüne kadar atalarımızın bıraktığı yüzlerce eser Kaleiçi’nin dar taş sokakları arasında yer alıyor. Bizim bu tarihi değerlerimize, atalarımızın bize bıraktığı mirasa sahip çıkmamız gerekiyor.

Bu düşünceyle, Kaleiçi’nin tarihi kimliğini korumaya ve önemli eserlerimizi aslına uygun olarak kullanıma açmayı amaçladık.

İlk olarak tarihi Antalya Mevlevihane’sini aslına uygun şekilde yenileyerek hizmete açtık.  Kaleiçi’mizin bir diğer değeri Karatay Medrese’miz de yenilendi. Büyükşehir Belediye’mizin bünyesinde vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Vakıf ve Derneklerimiz burada kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenleyebiliyor.

Bununla birlikte, Antalyalılar tarafından Kesik Minare diye adlandırılan ve şehrimizin fetih sembolü olan Korkut Cami 1895 yılından çıkan yangından bu yana, 122 yıldır kullanılmaz bir haldeydi; kapısına zincir vurulmuştu. Turizm ve Kültür Bakanlığı’mızın da destekleriyle şehrimiz için tarihi bir öneme sahip bu camimizin yeninden açılması için çalışmalar başlattık ve çok şükür bugün camimizin restorasyon çalışmaları devam ediyor ve inşallah en kısa sürede kullanıma açılacak. Bir diğer önemli eserimiz Tarihi Tekeli Mehmet Paşa Cami’mizde de restorasyon çalışmaları devam ediyor. En kısa sürede yeniden ibadete açılacak.

Tabi, Kaleiçi tarihi eserlerden ibaret değil… Aynı zamanda topyekûn tarihi bir doku… Bunu korumak için tüm kurumlarımız iş birliği içerisinde çalışıyor. Araç giriş çıkışları başta olmak üzere, kendi kuralları olan çok önemli bir merkez durumunda… İnşallah, Antalyalılık bilinci arttıkça, Kaleiçi de daha güzel olacak…

 

Hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Kentimize çok fazla yatırım yaptığı çok önem verdiğini biliyoruz. Sayısız eser kazandırılmış bir kente sahibiz. Bu anlamda neler söylemek istersiniz?

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tüm şehirlerimizde mega projelere öncülük ediyor ve çok önemli yatırımların yapılmasını sağlıyor. Zat-ı devletlerine şükranlarımızı sunuyoruz.Antalya’da Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olarak bu yatırım ve projelerin yapıldığı önemli merkezlerden bir tanesi… Bu konuda, Antalyalı Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun katkıları asla göz ardı edilemez. Bir başka önemli şansımız, yine bir Antalyalı olan Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy…Sayın Bakanlarımıza da desteklerinden dolayı müteşekkiriz. İlin valisi olarak bundan büyük mutluluk duyuyor, şehrimiz adına, söz konusu yatırımların ilimize kazandırılmasında, desteği olan, katkısı ve emeği olan herkese teşekkür ediyorum.

Size göre Antalya’nın en büyük sorunu nedir?

Antalya gerçekten eşsiz bir şehir… Cenabı Allah adeta dünyanın bütün güzelliklerini bu şehre bahşetmiş… Bu güzelliklerin yeterli ve doğru bir şekilde tanıtılamaması, bence bu şehrin en büyük sorunudur. Sahip olduğu büyük potansiyelin ortaya çıkarılamamasıdır. Bunu her fırsatta her platformda belirtiyorum.

Türkiye’nin Van ve Bursa gibi, çok önemli illerinde de valilik yaptıktan sonra bu illerle Antalya’yı kıyaslar mısınız?

Her köşesinin kendisine has güzellikleri olan bir ülkemiz var. Aziz vatanımızın dört bir tarafı adeta cennetten bir bahçe gibi… Bu bize ancak gurur veriyor. Bunun için kıyaslama yapmak yerine her bölgeyi kendi güzellikleriyle değerlendirmek lazım diye düşünüyorum.

Siz makamda oturan değil, vatandaşla içi içe olan bir valisiniz. Bunun artıları eksileri var mı sizin için? Değerlendirir misiniz?

Olması gereken budur diye düşünüyorum.Vatandaşlarımızla bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bunu başarabiliyorsak, bu bizim için daha büyük bir mutluluk…

 

Ayrıca, kim olursa olsun. Bir vali veya başka bir yönetici fark etmez. Eğer vatandaşla iç içe olmuyorsa, olamıyorsa, konuşup sohbet edemiyorsa, şehri ve insanını tanıyamıyor demektir. Şehri tanıyamamışsa, şehrin insanına dokunamamışsa da görevini tam anlamıyla yapamıyor demektir. Mesela, geçtiğimiz günlerde Manavgat İlçemizin Beşkonak Mahallesinde incelemelerde bulunduk. Bölge muhtarlarımızla toplantı yapıp mahallelerimizin sorunlarını konuştuk. Sorunları yerinde içleyip çözüme kavuşturmak çok önemli… Biz oraya gitmesek, o bölgenin kronikleşen pek çok sorunu hala devam ediyor olacaktı. Özetle, yerinde ve zamanında çözüm üretmezsek bir anlamı yok. Bir vali olarak, bu düşünceyle hareket ediyor, görevimi layıkıyla ifa etmeye gayret ediyorum.

Peki, Vali Münir Karaloğlu kendini nasıl tanımlar?

Benim kendimi nasıl tanımladığımdan çok, beni tanıyanlar nasıl değerlendiriyor? Önemli olan budur diye düşünüyorum. Bunu daha önemli ve anlamlı bulurum. Dolayısıyla, bu konuda değerlendirmeyi okuyucularımıza bırakmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.

Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere kentimizdeki belediyeler, üniversitelerimiz, odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektör temsilcilerimiz, kamu kuruluşlarımız, muhtarlarımız, medya mensuplarımızla nasıl bir iş ve çalışma prensibi içindesiniz?

Eğer bir şehrin valisi iseniz, o ilde yaşayan bütün vatandaşların, bütün canlıların ve hatta canı olmasa dahi o şehre bir kimlik kazandıran binaların, yolların, eserlerin… Yani o şehre ait olan herkesin, her şeyin valisi oluyorsunuz; olmak zorundasınız. Ben böyle düşünüyorum, böyle hissediyorum ve bunun için de şehrin tüm dinamikleriyle etkileşim içerisinde olmaya gayret ediyorum.

Bu düşünceyle de, gerek hükümetimizle gerekse belediyelerimiz başta olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarımızla etkileşim halinde, istişare ve işbirliği halinde çalışıyorum.

Aslen Rizelisiniz… Bu iki kentin farklılıklarını anlatır mısınız? Karadenizli biri olarak Antalya’da çalışmak zor mu?

Antalya’da Rize’de en güzel kıyı kentlerimizden, maviyle yeşilin kentleri… Bildiğiniz gibi, Rize’de yaşama ve çalışma koşulları Antalya’ya göre daha zor. Daha dağlık, dağınık ve kısmen daha soğuk… Çalışma alanları daha kısıtlı…  Antalya ise, gerek coğrafi açıdan gerekse demografik açıdan daha büyük, daha yoğun bir tempoya sahip… Her şey bir yana daha sıcak… Belki de Antalya’da çalışmanın en zor yönü sıcak olmasıdır.

Rize ile Antalya’nın kültürel değerlerinin, ikili ilişkilerinin daha da üst seviyeye ulaşması için sizin varlığınız büyük bir avantaj. Bu iki kente dair neler söylemek istersiniz?

Bir şehir Karadeniz’in gözbebeği, diğer şehirde Akdeniz’in incisi, eşsiz doğal güzelliklere sahip iki nadide kentimiz…

İki kent arasındaki ilişkileri artırmak için çeşitli projeler ve festivallerle iki şehrin ikili ilişkilerini geliştirebiliriz. Antalya ve Rize’yi kardeş şehir ilan edip iki şehir arası ziyaretçi sayısını artırabiliriz. Çünkü iki şehirde ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken güzelliklere sahip... Rize son yıllarda saklı tuttuğu muhteşem güzelliklerini tanıtmaya başladı. Özellikle yerli turistler bölgeye akın etmekte. Kamp alanlarının fazlalığı da yabancı turistleri bölgeye çekiyor. Rize sadece Ayder ve Pokut yaylalarından ibaret değil. İnanıyorum ki yapılan tanıtımlarla dünya üzerindeki farklı destinasyonlarının gördüğü ilgiye yakın bir zamanda Rize de ulaşacaktır. Bu bakımda turizm kenti olan Antalya ile ortaklaşa çalışmalar sonucunda turizmde büyük atılımlar yapılabilir. Kentimize gelen turistlere havaalanı veya konakladıkları tesislerde Rize’ye ait tanıtım broşürleriyle farkındalık oluşturabiliriz.

Bu sayımızda 'İllerimizi Tanıyalım' projemiz dâhilinde Rize’ninde tanıtımını gerçekleştirdik. Son olarak Rizeliler ve Antalyalılara hangi mesajları iletmek istersiniz.

Rizeliler her yere gittikleri gibi, Antalya’ya da geliyorlar. Ancak Antalyalılar, şehrin güzelliğinden olsa gerek, pek fazla başka şehirlere gitmiyorlar sanki… Antalyalı hemşehrilerimize şiddetle tavsiye ederim; özellikle yaz aylarında, sıcaktan bunaldıkları zaman Rize’ye yolunuzu düşürün. Serin yaylalarını gezin, görün…İki güzel şehrimizin insanlarına selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben de teşekkür eder, başarılar dilerim.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kepez genç zihinlere ufuk açıyor
Kepez genç zihinlere ufuk açıyor
Manavgat Değirmenli’de  köprü inşaatı yükseliyor
Manavgat Değirmenli’de köprü inşaatı yükseliyor