Antalya’da son günlerde peş peşe yaşanan yangınlar, afetlerin yalnızca ormanları değil; evleri, tarım alanlarını, hayvancılık işletmelerini, işyerlerini ve insanların geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini bir kez daha ortaya koydu. Aksu’da başlayarak Kepez’e yayılan yangında yüzlerce kişi tahliye edilirken, can kaybı ve yaralanmalar yaşandı. Manavgat’ta ise yangın ağıllara ve tarımsal depolara sıçrayarak ciddi maddi zarara neden oldu.
Yaşanan yangınların sigorta bilincinin önemini bir kez daha gündeme getirdiğini belirten Quality Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Yazıcı, afetlerin tamamen ortadan kaldırılmasının her zaman mümkün olmadığını ancak doğru risk yönetimi ve uygun sigorta güvencesiyle oluşabilecek maddi kayıpların etkisinin azaltılabileceğini söyledi.
“Yangın sadece binayı değil, hayatın tamamını etkiliyor”
Yangınların ardından ortaya çıkan tablonun yalnızca yanan yapılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, bir evin, işletmenin, seranın veya hayvancılık tesisinin zarar görmesinin aynı zamanda insanların günlük yaşamını ve gelir kaynaklarını da etkilediğine dikkat çekti. Yazıcı, “Bir yangında sadece bir bina ya da bir araç zarar görmüyor. İnsanların yıllarca emek vererek oluşturduğu birikimleri, işyerleri, üretim alanları, tarımsal varlıkları ve geçim kaynakları bir anda zarar görebiliyor. Bu nedenle sigortaya yalnızca bir poliçe ya da gider kalemi olarak bakmamak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Asıl mesele, kayıptan sonra yeniden ayağa kalkabilmek”
Sigortanın temel amacının yalnızca hasar meydana geldiğinde ödeme yapmak olmadığını vurgulayan Yazıcı, doğru sigorta planlamasının afet sonrasında hayatın ve üretimin mümkün olduğunca hızlı şekilde devam edebilmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Yazıcı, “Afeti her zaman engelleyemeyebiliriz. Ancak afet sonrasında oluşabilecek maddi yıkıma karşı hazırlıklı olabiliriz. Sigortanın asıl anlamı da burada ortaya çıkıyor. Amaç, insanın ve işletmenin yaşadığı kaybın ardından hayatına kaldığı yerden devam edebilmesine destek olmak” dedi.
Evden çiftliğe, işletmeden seraya kadar risk değişiyor
Özellikle Antalya gibi tarım, turizm, ticaret ve hayvancılığın bir arada bulunduğu kentlerde sigorta ihtiyaçlarının da farklılaştığına dikkat çeken Yazıcı, her işletmenin ve varlığın kendi risklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yazıcı, “Bir konutun riskiyle bir seranın, ahırın, restoranın veya ticari işletmenin riski aynı değil. Önemli olan sadece sigorta yaptırmak değil, sahip olunan varlığın ve faaliyet alanının karşı karşıya olduğu riskleri doğru analiz ederek uygun teminatları oluşturmak” ifadelerini kullandı.
“Sigortayı masraf değil, geleceğe karşı güvence olarak görmeliyiz”
Antalya’da son günlerde yaşanan yangınların toplumda sigortalılık bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirten Yakup Yazıcı, vatandaşlara ve işletmelere poliçelerini yalnızca fiyat üzerinden değerlendirmemeleri çağrısında bulundu. Yazıcı, “Sigortayı bir gider olarak değil, beklenmedik bir felaket karşısında geleceğimizi koruyan bir güvence olarak görmeliyiz. Risk gerçekleştiğinde poliçenin ne kadar önemli olduğunu fark etmek yerine, risk gerçekleşmeden önce doğru planlamayı yapmak gerekiyor” dedi. Yakup Yazıcı’nın mesajı ise net: Yangının ne zaman ve nerede çıkacağını öngörmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak evimizi, işimizi, üretimimizi ve geleceğimizi hangi risklere karşı ne ölçüde güvence altına alacağımıza bugünden karar verebiliriz. Bu çerçevede Antalya’da peş peşe yaşanan yangınlar, “Sigorta yaptırmak zorunda mıyım?” sorusundan çok, “Bir afet yaşandığında hayatıma ne kadar hazırlıklı devam edebilirim?” sorusunu gündeme taşıyor.








