''
Beni üzen gözaltına alınmam değil, medyanın olayı olabildiğince çarpıtıp, büyütmesidir. Bu hedefinin ne olduğunu bilmediğim bir olaydır. Benim siyasi kimliğim maalesef bazılarını rahatsız etmiş olacak ki, bu operasyona dahil edilerek, kasırganın içerisine çekildim. Benim ile ilgili iki tane suçlama yapıldı. Bunlardan ilki Zabıta Müdürü Mehmet Baki Uçar’a rüşvet olarak takım elbise aldığım iddiası. Bu olay şöyle gerçekleşmiştir. Sayın Uçar geçtiğimiz genel seçimlerde AK Parti’nin tek başına iktidara yeniden geleceğini iddia etmiş ben ise buna katılmayarak bir koalisyon hükümetinin geleceğini ileri sürmüştüm. Bununla ilgili de takım elbisesine iddiaya girdik. İddiayı Mehmet Baki Uçar kazanınca takım elbisesini almış ve sekreteri de benim sekreterimi arayarak bu borcu hatırlatmış. Bu diyalogda dinlemeye takılmış. İkinci iddia ise rüşvet amacıyla yer tahsisi yapmak. Bu iddianın gerçeği de şudur: “Bahsi geçen pazarda yer verilecek esnafın tuhafiye bölümünün isim listesi ilgili belediyenin pazarlara bakan Zabıta Müdürlüğü tarafından verilirken, sebze ve diğer meslek guruplarının listesi ise ilgili belediyenin Emlak Bölümünden verilmiştir. Bu tahsisler, Antalya Muratpaşa Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapılmış, noter kurası sonucu hak sahiplerinin yerleri belirlenmiştir. Bu hak sahiplerinin, hak sahibi olmanın ilk koşulu Antalya Semt Pazarcılar Odası’na üye olmasıdır. Dolaysıyla buradaki üyelerin, hak sahibi olmaları da gayet normaldir. Bu kooperatifin başkanı ve yöneticileri de pazarcı olup, benim burada Başkan veya yöneticiliğim söz konusu değildir.”
Değerli Basın mensupları, küçücük tek göz odalı doğru dürüst üyesi bile olmayan Antalya Semt Pazarcılar Odası’nı getirdiğimiz nokta ve çalışmalarımız hepiniz tarafından bilinmektedir. Bu güne kadar 24 tane Kapalı Pazar yaparak ortalama 10 bin kişiye istihdam sağladık. Burada feodal sistemi yıkmaya çalıştık. Yani pazarlarda Pazar baronları oluşmasını engelleyerek gerçek pazarcının kimseye bağı olmadan tezgah açmasını sağladık. Pazarlarda köşe kapanların Pazaryerlerini kiraladığı köle sistemini çökerttik. Yani pazarcıyı kişiye değil tezgâhına bağlı bir hale getirerek onların özgür kalmalarını sağladık. Gülveren Oto Galericiler Sitesi’ni oluşturarak 300 kişiye iş imkanı sağladık. Mısır çarşısında küçük esnafın turizmden pay almasının nasıl olmasının gerektiğini göstererek yolunu açtık. Pazarlardaki esnafın yüzde 95’lik bölümünü vergi mükellefi yaparak, kayıt altına aldık. Bu kişiler kayıt altına girince sosyal güvenceye de kavuştu. Artık esnaf bir yandan emeklilik planı yaparken, bir yandan da devleti en az 8 bin yeşil kartlıdan kurtardık. Ticaret ve Sanayi Bakanlığının esnaf listesinde, pazarcılık bir meslek olarak görünmezken, 2005 yılında oda olarak yaptığımız çalışma ve teklifle bu mesleği işportacılıktan çıkartıp, pazarcı esnafı haline getirdik. Daha önce Pazar kurulması ve yönetimi ile ilgili hiçbir yasa yoktu. Fakat, yeni çıkan Haller Kanunu’nun içersine Pazar yerinin nasıl kurulacağını ve nasıl yönetileceğini gösteren maddeleri eklettirdik. Böylece pazarlar belediye başkanları ve şahısların tek elinden çıkmış oldu. Kapalı Pazar yaparak, pazarcının işgalci pozisyonunu ortadan kaldırıp pazarcıyı tahsis edilen pozisyoına getirdik. Örneğin başka illerde halen belediye ve zabıta Kapalı ve açık Pazarlarda herhangi bir tezgah sahibine tezgah açtırmayabiliyor veya yerini değiştirtebiliyor. Antalya’daki Kapalı Pazar yerlerinde ise hak sahipleri Noter tarafından belirlenip, encümen tarafından tahsis edildiğinden haksız yere böyle bir uyguma yapılamıyor.
Maalesef son olayda ismim Kasırga 2 operasyonun önüne geçip, bir anda yazılı, internet ve görsel basında çıkan haberler nedeniyle rüşvetçi damgasını yedim. Hayır, bu kadar basit değil. Bu kadar basit olmamalı. Ben bir meslek odasının başkanıyım ama önce çocuklarımın babasıyım. Düşünün ailemin düştüğü durumu. Allaha şükür benim çekindiğim hiçbir nokta yok. Ancak, bana daha olayı sormadan, açıklama yapmama izin vermeden rüşvetçi ilan eden bir takım medyayı KINIYORUM. Ve şu soruları Antalya kamuoyuna soruyorum.
1 – Ben sonuçta Antalya’da binlerce esnafı temsil eden birsiyim. Bu kimliğim göz önüne alınarak zaten konunun tarafları da gözaltında olduğuna göre delilleri de karartmamam söz konusu olmadığından ifadeye davet edilemez miydim?
2 – Bazı medya kuruluşları bizlere hiçbir şey sormadan adeta infaz yapan yazılar yazdılar. Peki bu yazıları böyle düşündükleri için mi yazdılar, yoksa bazı yerlerden telkinler geldi mi?
3 – Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, benim odam ve çeşitli odalar, başta Antalya Emniyet Müdürlüğü olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlara yardımlarda bulunmuş ve ihtiyaçlarını gidermiştir. Bunlar da rüşvet sayılır mı?
Sayın basın mensupları benim bu haykırışım kişilere değil, çamur at izi kalsın mantığındaki sistemedir. Yoksa bize gayet iyi davranan Organize Şube Müdürlüğü’ndeki polis arkadaşlara ve olayı soruşturup bizi serbest bırakan Sayın Savcıma teşekkür ediyorum.
Bu açıklamayı yaparken “Ben kurtuldum gerisinden bana ne” mantığı ile değil başkalarının da başına gelmesin diye çabalıyorum. Keşke o gün gözaltında benim ve bürokrasi kurbanı olan küçük esnaflar yerine Antalya’da binlerce esnafı yok eden, sit alanı olduğu halde inşaat ruhsatı olup olmadığı bile bilinmeden 50 Bin metre karelik alanı iş merkezi yapan, içine yine kendi çıkardığı yasalara göre fırınını, restoranını, alışveriş merkezini dizayn eden ve bunlara göz yuman mahkeme kararlarını uygulamayan ve uygulayamayan kişilerin 2 gün gözaltına alınarak sorgulanması eminim ki Antalyamız’da ve Türkiyemiz’de çok şeylerin düzelmesine neden olacaktı. Rüşvet verdiği iddia edilen bu 5 küçük esnaf acaba hangi çarpık sistemin sonucunda dükkanında para kazanmak yerine emniyetin nezarethanesindeydi? Bu olay, yerel yönetimler yasasının bir kez daha sorgulanması gereğini ortaya koymaktadır. Asıl üzerine düşülüp, sorgulanması gereken konu da budur.
Yaptıklarımı yukarıda yazdım. Beni bu tür girişimler durduramayacak ve yıldıramayacak. Ben yönetim kurulumla birlikte temsil ettiğim esnaf camiasına istihdam sağlamaya ve pazarcılığa yeni başlayacak, evine ekmek götürmek isteyen kişi ve ailelere de önünü açmaya devam edeceğiz. Ben emekli polis çocuğuyum. Her polis çocuğu polis olmuyor. Her doktor çocuğu doktor olmuyor. Her Hakim ve Savcı çocuğu da Hakim veya Savcı olmuyor. Her çiftçi çocuğu da çiftçi olmuyor. Polisin, doktorun, Hakimin, Savcının ve çiftçinin çocuklarına ilerideki süreçlerde kalıcı iş yerleri yaratmak, üretmek yerel yöneticilerin ve belli görevlerde bulunanların asli görevidir. Biz, pazarcıları temsil eden yöneticiler olarak önümüzdeki günlerde, pazarcılık yaparak evini geçindirmek isteyen kişilerin bir şekilde bunu sürdürmelerini sağlayacağız. Yasarlın el verdiği sürece hem Antalya’ya, hem de esnafımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Hepinize teşekkürler...''






