Son 12 aylık TÜFE ortalamasına göre hesaplanan bu oranın hem konut hem de işyeri kiraları için önemli bir referans niteliği taşıdığını belirten Aslan, “Ev sahibinin bu oranı kural olarak aşması mümkün değildir. Kira artışında yasal sınır bağlayıcıdır” dedi.
Uzun Süreli Sözleşmelerde Dava Gündeme Gelebilir
Kira sözleşmesinin uzun süredir devam ettiği durumlarda kira tespit davasının gündeme gelebileceğini ifade eden Aslan, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların çoğu zaman mahkemeye taşındığını belirtti.
“Özellikle rayiç bedel ile mevcut kira arasında ciddi fark oluştuğu iddiası varsa, taraflardan biri mahkemeye başvurarak kira bedelinin yeniden belirlenmesini talep edebilir” diyen Aslan, bu süreçte hukuki prosedürün dikkatle yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
“Sözlü Artış Anlaşmaları Risklidir”
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan birinin kira artışlarının sözlü mutabakatlarla yapılması olduğunu belirten Aslan, şu uyarıda bulundu:
“Artışın hukuken geçerli olabilmesi için sözleşme hükümleri ve yasal sınırlar esas alınmalıdır. Yazılı dayanak olmadan yapılan artışlar ileride ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.”
“En Kritik Konu Doğru Hesaplama”
Kiracı ve ev sahipleri için en önemli konunun artış oranının doğru hesaplanması ve sözleşmenin yenilenme tarihinin doğru tespit edilmesi olduğunu vurgulayan Avukat Rafet Aslan, yanlış hesaplama ya da hatalı tarih belirlemenin taraflar arasında ciddi hak kayıplarına neden olabileceğini ifade etti.
Aslan, kira artışı sürecinde tarafların hak ve yükümlülüklerini bilerek hareket etmesi gerektiğini belirterek, olası uyuşmazlıklarda hukuki destek alınmasının önemine dikkat çekti.







