Horlama, toplumda oldukça sık karşılaşılan bir sorun olsa da bazı kişilerde daha ciddi bir sağlık probleminin habercisi olabiliyor. Uyku sırasında nefesin tekrarlayan şekilde durmasıyla karakterize tıkayıcı uyku apnesi, kişinin uyku kalitesini bozmasının yanı sıra uzun vadede çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.
Horlama ve uyku apnesi nedir?
Doç. Dr. Sema Koç'un verdiği bilgilere göre horlama, uyku sırasında küçük dil, yumuşak damak ve dil kökü bölgesindeki kasların gevşemesiyle bu dokuların titreşmesi sonucu ortaya çıkan gürültülü solunum sesi olarak tanımlanıyor. Apne ise nefesin en az 10 saniye süreyle durması anlamına geliyor. Tıkayıcı uyku apne sendromunda ise uyku sırasında üst solunum yollarında tekrarlayan tam veya kısmi daralmalar meydana geliyor ve buna sıklıkla kandaki oksijen seviyesinde düşüş eşlik ediyor.
Sabah yorgun uyanıyorsanız dikkat
Uyku apnesi bulunan kişilerde uyku sırasında istenen uyku derinliğine ulaşılamaması ve kandaki oksijen seviyesinin düşmesi nedeniyle çeşitli şikâyetler ortaya çıkabiliyor.Doç. Dr. Koç, bu kişilerde sabahları yorgun uyanma, gündüz uyuklama, kilo vermede zorluk, sinirlilik, depresif ruh hali, hafıza ve konsantrasyon problemleri görülebileceğini belirtiyor. Uyku apnesinin ayrıca yüksek tansiyon ve çeşitli kalp-damar sorunlarıyla ilişkili olabileceğine dikkat çeken Koç, bazı hastalarda diyabet, kalp yetmezliği, felç, kalp krizi ve cinsel problemlerin de görülebileceğini ifade ediyor.
Tanıda hava yollarının tamamı değerlendiriliyor
Uyku apnesinin tanı ve tedavisinde öncelikle hava yollarındaki daralma noktalarının belirlenmesi önem taşıyor. Doç. Dr. Sema Koç, horlama şikâyetiyle başvuran hastalarda endoskopik kamera sistemiyle ayrıntılı bir değerlendirme yaptıklarını belirterek şu bilgileri veriyor: “Burunda soluk borusuna kadar bütün havayolları değerlendirilmeli.” Yapılan endoskopik muayenede burun, geniz, küçük dil arkası, dil kökü ve gırtlak bölgesinin değerlendirildiğini belirten Koç, hava yollarında daralmaya neden olabilecek unsurlar arasında küçük dilde sarkma, büyük dil kökü, geniz eti, burun kemiği eğrilikleri ve burun etlerindeki büyümelerin bulunabileceğini ifade ediyor.
Uyku testi tanıda önemli rol oynuyor
Tanı sürecinde kullanılan yöntemlerden biri de polisomnografi, yani uyku testi. Bu test sırasında kandaki oksijen seviyesi, nefes alıp verme, beyin dalgaları, kalp atış hızı ile göz ve bacak hareketleri gibi birçok parametre kaydedilerek uyku ayrıntılı şekilde analiz ediliyor. Uyku testinin genellikle gece gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Koç, vardiyalı çalışan ve gündüz uyuyan kişilerde ise testin gündüz saatlerinde de uygulanabileceğini aktarıyor.
Uyku apnesinde farklı tedavi seçenekleri bulunuyor
Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve uyku apnesinin tedavi edilebilir hastalıklar olduğunu belirtiyor. Tedavi yönteminin hastanın durumuna ve hava yolundaki darlığın seviyesine göre değişebileceğini ifade eden Koç; genel önlemlerin yanı sıra CPAP, BPAP ve APAP gibi pozitif hava basıncı sağlayan cihazların, uygun hastalarda ağız içi apareylerin ve cerrahi yöntemlerin kullanılabildiğini söylüyor. Ağız içi apareylerin ise her hastada aynı şekilde uygulanamayacağını belirten Koç, bu yöntemin KBB muayenesi ve endoskopik değerlendirme sonucunda belirli düzeylerde darlık bulunan uygun hastalarda etkili olabileceğini ifade ediyor.
Cerrahide amaç hava yolunu genişletmek
Uyku apnesinin cerrahi tedavisinde temel amacın, hava yolunda tıkanıklığa neden olan bölgeleri genişletmek olduğunu belirten Doç. Dr. Koç, cerrahi yöntemlerin hastanın anatomik özelliklerine göre planlandığını aktarıyor.
Faringoplasti ve palatoplasti
Günümüzde uyku apnesinin cerrahi tedavisinde kullanılan yöntemler arasında faringoplasti ve palatoplasti önemli bir yer tutuyor. Doç. Dr. Koç, bu operasyonlarda küçük dili kesmeden, küçük dil, yumuşak damak ve bademcikler çevresindeki dokuların yeniden şekillendirilerek hava geçişi için daha geniş bir alan oluşturulabildiğini belirtiyor. Bu operasyonların ardından hastaların genellikle 1-2 günlük hastane yatışı sonrasında taburcu edildiğini ifade ediyor.
Dil köküne yönelik cerrahiler
Hava yolu darlığının dil kökü bölgesinden kaynaklandığı hastalarda ise farklı cerrahi yöntemler uygulanabiliyor. Koç, robotik cerrahi veya koblator cihazı kullanılarak dil köküne yönelik işlemler gerçekleştirilebildiğini ve bu ameliyatların ardından da hastaların takip edilerek taburcu edildiğini belirtiyor.
Diğer cerrahi yöntemler
Hastanın durumuna göre büyük bademciklerin alınması, geniz etinin çıkarılması, burun kemiğindeki eğriliklerin düzeltilmesi ve burun etlerinin küçültülmesi gibi operasyonlar da tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Çene yapısında bozukluk bulunan bazı hastalarda ise çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltmeye yönelik cerrahilerin değerlendirilebildiği belirtiliyor.
“Her hastada önce daralan bölgeyi belirliyoruz”
Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve uyku apnesi şikâyetiyle başvuran her hastada doğrudan tek bir tedavi yöntemine yönelmek yerine, öncelikle hava yollarının ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Koç, uyguladıkları yaklaşımı şöyle özetliyor: “Horlama ve uyku apnesi şikâyeti ile horlama kliniğimize gelen her hastada endoskopik kameralar ile bütün havayollarını değerlendirip daralmış alanları belirliyoruz. Ardından gerekli hastalarda polisomnografi adı verilen uyku testi sonucuna göre en uygun tedavinin hangisi olacağına karar veriyoruz.” Doç. Dr. Sema Koç, horlama ve özellikle gece nefes durması gibi şikâyetlerin göz ardı edilmemesi, uygun değerlendirme için Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.








