“Bugün yapay zekâdan korkuyoruz…
Oysa asıl korkmamız gereken şey, onu neden bu kadar iyi anladığı.”
Bugüne kadar yapay zekâ üzerine yüzlerce makale okudum, video izledim, sayısız konuşmaya kulak verdim. Neredeyse hepsinde aynı sorular vardı:
Yapay zekâ nedir? Nasıl çalışır? Ne kadar gelişecek?
Bir de işin daha çok ilgi çeken, magazinsel tarafı var:
“İşimizi elimizden alacak mı?”
“Gelecekte bizi yapay zekâ mı yönetecek?”
Özellikle içinde bulunduğum sektörde bu sorular artık gündelik hayatın bir parçası hâline geldi. Toplantılarda, kahve sohbetlerinde, hatta dost meclislerinde bile aynı endişeler dönüp duruyor. Ancak ben bu yazıda, çok fazla konuşulmayan başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Evet, yapay zekâ bugün birçok meslek grubu için korkutucu bir rüyaya dönüşmüş durumda.
Bazı meslekler dönüşüyor, bazıları ise sessizce sahneden çekiliyor.
Bu inkâr edilemez bir gerçek.
Ama asıl soru şu:
Yapay zekâ bu kadar güçlenirken, biz kendimizle ilgili neyi gözden kaçırıyoruz?
Yapay zekâyı tartışıyoruz…
Tehlikeli mi, faydalı mı, işlerimizi elimizden alır mı diye soruyoruz.
Ama çok nadiren şunu sorguluyoruz:
Bizi bu kadar iyi tanımasına kim izin verdi?
Ne zaman sustuğumuzu biliyor.
Neye sinirlendiğimizi, hangi kelimede duraksadığımızı fark ediyor.
Hangi görüntüde göz bebeklerimizin büyüdüğünü, hangi cümlede yüzümüzde küçük bir tebessüm belirdiğini ölçebiliyor.
Bizi bizden daha dikkatli dinliyor.
Çünkü biz konuşurken düşünmeyi, paylaşırken sınır koymayı uzun zaman önce unuttuk.
Artık yalnızlığımızı bile yüksek sesle yaşıyoruz.
Dertlerimizi insanlara değil, ekranlara anlatıyoruz.
Anlaşılma ihtiyacımızı algoritmalara emanet ediyor, tuşların gücüyle haykırıyoruz.
Farkında olmadan, paylaştığımız her cümlede, her fotoğrafta, her videoda kendimizden biraz daha fazlasını veriyoruz.
İnternet devasa bir okyanus…
Yapay zekâ ise bu okyanusta Milyonlarca insanın korkularını, alışkanlıklarını, zaaflarını, düşünce biçimlerini kendi algoritmalarında bir araya getiriyor.
Aslında bizi çözmüyor.Biz kendimizi ifşa ediyoruz.
Belki de bu yüzden bu kadar “zeki” görünüyor.
Çünkü insan, kendini saklamayı unuttu.
Ve belki de asıl sormamız gereken soru şu:
Yapay zekâ ne kadar gelişecek değil…
Biz, kendimizi ne kadar koruyabileceğiz?
Çünkü mesele yapay zekâ değil…
Mesele, kendimizi bu kadar kolay anlatmamız.
Başer Bilişim ve Ecerem Bilişim Teknoloji Kurucusu











