Türkiye her zaman hem krizler hem fırsatlar ülkesi oldu. Ekonomik açıdan her rahatlamanın ardından, kırılgan bir yapıya sahip olan enflasyonist ülke konumundan kurtulamadı. Böyle olmaya da devam edecek.
Savunma sanayiinde yapılan üst düzey atılımların, diğer sektörlerde de tabana yayılması kaçınılmazdır. Çin aslında buna çok güzel bir örnektir. Son 25 yılda sanayi üretiminde yaptıkları atılımları incelediğimizde, dünyanın tedarikçisi hâline geldiğini görmekteyiz. Bu da ülkeyi her sene cari fazla vererek ödüllendirmiştir. Çünkü Çin sanayii bugün iğneden ipliğe her şeyi üretebilme ve dünyaya bunları satabilme kabiliyetine sahiptir.
Peki bunu nasıl başardılar? Tabii ki üreterek. Bugün Çin devleti, dünyanın her ülkesine otomotivden tekstile, mobilyadan makinaya birçok ürün kalemini ihraç etmektedir. Çin devleti de tabii bunun için yatırımcıları teşvik konusunda desteklemektedir.
Türkiye’de devletimizin de aslında verdiği birçok destek var. Ancak bu yatırım desteklerini firmaların iyi değerlendirdiğini düşünmüyorum. Türkiye, yıllık büyümesinin yarısını inşaat ile sağlamaktadır. Bu da Türkiye’nin üretim alanında gelişmesi için bir handikaptır. Türkiye üretimle büyümek zorundadır. Üretime teşvik daha da artırılmalıdır. Bunun da yolu, inşaattan elde edilen yüksek rantlarla değil; üretimden elde edilen, devamlılığı olan, yüksek yatırımlı ve katma değeri yüksek işlerden geçmektedir.
İnşaatı bir sefer yapıyorsunuz, satıyorsunuz ve bitiyor. Arsayı alıyorsunuz, üstüne kâr koyup satıyorsunuz, sonra o başkasına, o başkasına satıyor. Kısır döngü. Bu şekilde bir ticaret anlayışının ülke ekonomisine ve cari açığa bir faydası yok.
Örnek olarak 2024 yılını incelediğimizde; Çin en çok ithalat yaptığımız ilk ülke, Rusya ise ikinci oldu. Çin’den yapılan ithalatın toplam ithalat içindeki payı yüzde 13, Rusya’dan yapılan ithalatın payı ise yüzde 12,7 oldu. Türkiye, Çin’e sadece 3,4 milyar dolar ihracat yapabilmiş, Çin’den ise 44,9 milyar dolar ithalat yapmıştır. Bu eşitsiz ticaret sonunda Çin ticaret açığı 41,5 milyar dolar oldu. 8,5 milyar dolar ihracat, 44 milyar dolar ithalat sonucunda Rusya ticaret açığımız ise 35,5 milyar dolardı. İki ülke ile girdiğimiz ticaret sonucunda geçen yıl toplam açık 77 milyar dolara ulaştı.
Biz de bu açığı turizm ile kapatmaya çalışıyoruz. Çin vatandaşlarına vizeler kalktı. Rusya’dan ve Çin’den turist getirmek ile cari açığı bir nebze azaltabiliriz ama eşitlemek mümkün değil. Kapatılabilecek bir fark yok. Ya da üretip ihraç ettiğimiz ürünlere bakıyoruz; katma değeri düşük ürünler. Sebze ve meyve…
Önümüzdeki yıllarda sanayiciye daha fazla teşvik verilmeli. İnşaattan ve al sat’tan elde edilen rantın bitirilip, bir kalkınma planı ile herkesin üretime yönlendirilmesi gerekmektedir. İthal edilen kalemler bellidir. Bu ürünlerin ülkemizde üretilmesiyle ilgili ticaret yapan herkesin üzerinde baskı oluşturulması gerekir. Ticaret yapan her iş insanının da buna destek vermesi ve yatırımlarını üretime kaydırması kaçınılmazdır. Herkesin taşın altına elini koyup kolay para kazanma döneminin sona ermesi gerekir.
Krizler her zaman kaçınılmazdır. Hele enflasyonist bir ülkedeyseniz, her zaman kriz yaşama riski vardır ve buna göre iş insanlarının da gardını alması lazım. Yumurtaların farklı sepetlerde olması, tek bir yere bağlı kalmamak çok önemli. Krizler de bir fırsattır, bunu unutmamak lazım. Sonra emlak piyasası durdu, ev araba satılmıyor, ekonomi kötü diye kimse şikâyet etmesin.
İnstagram: @gokhankarabulut.official











