Bir süredir sosyal medyada instagramdan @Muro4x4 hesabından paylaşılan videolar, ülke olarak ne hale geldiğimizi acı bir şekilde yüzümüze vuruyor.
Bu şahıs, “DATE” adı altında gençleri — çoğu reşit bile olmayan çocukları — ekran karşısına geçirip onları “tanıştırıyor”, “sohbet ettiriyor” ve bunu bir “içerik” adıyla paylaşıyor.
Yani çocukların masumiyetini, merakını, saflığını; izlenme uğruna, takipçi uğruna pazarlıyor!
Bu bir eğlence değil, bu bir ahlaki çöküştür!
Bu, gençliğe atılan dijital bir tokattır.
Toplumun gözü önünde, çocuk yaşta gençlerin duygularıyla oynayan bu yayınlar, “normalleştirilmiş sapkınlık”tan başka bir şey değildir.
Asıl utanç verici olan ise, bu tür içeriklerin milyonlarca kez izlenmesine rağmen kimsenin harekete geçmemesidir.
BTK, Emniyet Siber Suçlar Dairesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu konuda devreye girmelidir. Çünkü mesele yalnızca ahlaki değil; çocuk güvenliği meselesidir.
Bu ülkenin çocuklarını korumak sadece kâğıt üstündeki yasalarla mı mümkün olacak?
Yoksa ekran başında, milyonların gözü önünde birer birer kirletilen bu gençlik artık kaderine mi terk edilecek?
Bir insanın, hele ki yetişkin birinin, reşit olmayan çocukları “içerik malzemesi” yapması en hafif tabirle vicdansızlıktır, ahlaksızlıktır, suça teşviktir!
Bu kişi, sosyal medya fenomeni değil; toplumun değerleriyle, çocukların güvenliğiyle alay eden bir tehlikedir.
Ve sessiz kalan herkes, bu tehlikenin ortağıdır.
İzleyen, gülüp geçen, paylaşan, susan…
Hepimiz, eğer bu rezalete “yeter artık” demiyorsak, o videolardaki masum gençlerin mahcubiyetine ortaksak.
Artık birileri sorumluluk almalı.
BTK, Emniyet, Aile Bakanlığı bu tür içeriklerin hesaplarını kapatmalı, bu şahıslar hakkında derhal işlem başlatmalıdır.
Çünkü bu sadece bir ahlak meselesi değil, çocuk haklarının açık ihlalidir.
Bizler, gazeteciler, anne-babalar, öğretmenler ve vicdan sahibi bireyler olarak susamayız.
Her sessizlik, bu karanlığa bir genç daha bırakmak demektir.
Sosyal medya özgürlük değildir; kontrolsüzlük, başıboşluk hiç değildir.
Toplum olarak da bizlere düşen büyük bir görev var:
Her paylaşıma alkış tutmak, her içeriği izlemek zorunda değiliz. “Bu kadarına da pes!” diyebilmeyi yeniden öğrenmemiz gerekiyor.
Unutmayalım, her “izlenme” bir kişiye cesaret verir, her “sessizlik” bir gencin daha istismar edilmesine zemin hazırlar.
Susmayalım. Çünkü bu sessizlik, geleceğimizin sesini kısıyor.











