ATSO seçimleri geride kaldı. Adaylar yarıştı, ekipler mücadele etti, yeni bir dönem başladı. Ancak bu sürecin ardından yalnızca kazananları değil, sergilenen duruşları da konuşmak gerekiyor.
Yusuf Hacısüleyman, yaklaşık iki ay önce yaptığı açıklamada, ATSO başkanlığının kişisel bir hedefi olmadığını, yaşanan üzücü bir olayın ardından sorumluluk üstlendiğini ve arkadaşlarının ricasıyla dönemi tamamlamak adına görevi kabul ettiğini belirtmişti. Yeni dönemde aday olmayacağını da net bir şekilde ifade etmişti.
Bugün bu açıklamayı yeniden hatırlamak, seçim sürecinin ardından ortaya çıkan tabloya farklı bir açıdan bakmak anlamına geliyor.
Ülkemizde makamlar için büyük mücadeleler verilirken, koltuklar zaman zaman amacın önüne geçerken Hacısüleyman’ın ortaya koyduğu tavır, üzerinde düşünülmeyi hak ediyor. Bir görevi kişisel bir hedefe dönüştürmeden sorumluluk üstlenmek ve geleceğe ilişkin kararını açıkça ortaya koymak, yöneticilik anlayışının önemli bir parçası.
Elbette herkesin tercihi kendine ait. Ancak makamlar için verilen mücadele kadar, makam karşısında sergilenen duruş da önemlidir.
Yusuf Hacısüleyman, bu süreçteki net ve kararlı tavrıyla bence en büyük alkışlardan birini hak etti. Çünkü seçimler biter, koltuklar el değiştirir; geriye ise insanların hafızasında bıraktığı iz kalır.
Koltuklar geçicidir, duruşlar kalıcı…












